• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

1 Eylül Dünya Barış Günü ve İslam Âlemi

Mustafa İŞERİ

                         

2. Dünya Savaşının yarattığı yıkım ve travmalar, uluslararası kalıcı bir barışı acil ihtiyaç haline getirdi. Bu savaşın güçlü devletleri savaşta zayıf kalan ülkelerde büyük kıyım ve tahribat yaptı. Güçlü devletler üstün geldikleri devletlerde büyük katliamlar yaptı, çoğu yerde de kıyım ve katliamlara destek verdi. Elli milyondan fazla insan öldürüldü. Milyonlarca insan ülkelerinden sürüldü. Söz konusu güçlü devletler nükleer silahlar dahil en ağır savaş araçlarıyla acımasızca ölüm kustu. Ve savaş yıllarca sürdü. Savaştan sonra söz konusu ülkeler yaptıkları katliamları unutturmak ve kendilerini barış yanlısı göstermek için 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü ilan ettiler.

İlginç olan Batı’nın belirlediği dünya barış günü ile eski Varşova Paktı ülkelerinin belirlediği günün farklı olması.  Algı operasyonunda birbiri ile kıyasıya yarışan güç odaklarının bana ait olsun mantığı, aslında günün ehemmiyetine nasıl bir anlam yükledikleri ile ilgili önemli bir veri sağlıyor. Öte yandan kutlanan bu barış günlerinin dünya halklarına bir fayda sağladığı da söylenemez.

Barış Günü gibi günleri nerede ise yılın tüm günlerine yayan bir anlayışın  pratikte nasıl uygulamalara sahip olduğunu görebilirsek barıştan söz edebilecek en son ülkelerin bu ülkeler olduğunu göreceğiz. Açmaya çalışalım.

Mısır’da binlerce insan açık hedef haline getirilip katledildiğinde dünya ülkelerinin; başta Rusya ve ABD olmak üzere tavırları ne oldu? Kimden yana tavır aldılar? Barıştan yana mı, zulümden yana mı? Mısır’da kuklalarının düştüğünü, halkın iradesinin hâkim olma sürecine girdiği bir durumda barış sözcüğünü diline dolayanların nasıl kaypak davrandıklarını, elleriyle yaptıkları putu nasıl yediklerine hepimiz şahit olmadık mı? Sanırım şunu söylemek abartı olmaz: Süslü kavramların mucidi olan Batı’nın kendi kavramlarına sadakatinin kırmızı çizgisi menfaatleridir.

Darbeye darbe, katliama katliam diyemeyenlerin kullanacakları süslü kavramların ya da gündemleştirecekleri barış günlerinin herhangi bir karşılığı olamayacak, oluşan çarkın halk nezdinde herhangi bir meşruiyeti, kıymeti harbiyesi olmayacaktır.

Filistin bir diğer mevzu. Şu ana kadar, çoğu çoluk çocuk iki binin üzerinde insanın canına kıyan Siyonist çetelere, dünya barış gününün mimarları nasıl bir tavır koydu? Nasıl bir eleştiride bulundu? Tersine meşru müdafaa adı altında İsrail’in tüm çirkinliklerini, insanlık dışı uygulamalarını savunan, korkaklığına kalkan olan ülkelerin barış günü kutlamaları, tabii ki kirliliklerini saklayamayacaktır.

İlginç olan bırakın İsrail’in katliamlarına ses çıkarmayı, İsrail’in kaybetmeye başladığı zamanlarda yenilgisini kamufle etmeye, ülkelerini savunan Filistinlileri barışa (!) zorlamaları, kimden yana oldukları ile ilgili herhangi bir şüpheye mahal bırakmamaktadır. Doğrusu bu süreçte İsrail’in alçaklıklarına dünyada destek veren birçok ülkenin olması sürecin korkunçluğu ile ilgili önemli bir veri sağlıyor.

Başta Batı olmak üzere seküler medeniyetin öncülerinin dünyaya sağladığı bir barış varsa bu barışın en önemli ‘kazanımı’  Boko Haram’dır. Işid’dir. El Kaide’dir. Ergenekon’dur. Paralel Örgüt’tür.

Yine bunların barış anlayışının bir ‘meyvesi’ de Suriye, Irak, Mısır, Libya, Kürdistan, Doğu Türkistan, Arakan’daki zulümdür.

Dünya’daki her zulmün, her katliamın, her bozukluğun, her savrulmanın arkasında olan medeniyetlerin, ortaya saçtıkları pisliği örtme dışında bir anlam taşımayan algı operasyonlarına kimse kanmaz.

 
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr