• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 4 °C
  • Ankara -2 °C

1 Kasım Sonrası Cemaat

Y.YAVUZYILMAZ

1 Kasım seçimleri sonrası, desteklediği bloğun seçimi büyük bir farkla kaybetmesi ile karşı karşıya kalan Cemaat acaba nasıl bir tavır geliştirecektir? Burada asıl kritik soru, Cemaat öz eleştiri yapma kabiliyetine sahip midir, dahası Cemaatin böyle bir amacı var mı? Sorusudur. Cemaatin 1 Kasım seçimleri sonrası sergilediği performans, öyle gösteriyor ki, olayları sağlıklı değerlendirmek açısından cemaat cephesinde değişen bir şey yok.

Cemaat sempatizanlarının tamamı retoriklerini, kendilerini asla eleştirmeden, Erdoğan karşıtlığı ile temellendiriliyor. Yani Erdoğan, cemaati  desteklediği dönemde iyi, şimdi kötü olarak tanımlanıyor. Erdoğan karşısında bu ikircikli tavır Cemaatin değişkenliğine mi işaret ediyor? kesinlikle hayır. Cemaat zerre miktar değişmedi. Burada cemaatin olayları değerlendirirken kabul ettiği vazgeçilmez ilkeleri falan yok. İlke şu: Erdoğan karşısında olan herkes haklıdır ve onlarla işbirliği yapmak meşrudur. Bir de Cemaatin mazlumluğundan ,mazlum olduğu sanıldığından yola çıkarak sahiplenme güdüsü var. İşte bu külliyen yanlış bir tutumdur.  Hala ABD'nin iktidara tercih ettiği güçlü bir figür Gülen’dir. Ha bir de emperyalizm karşıtlığı vardı değil mi? Onu da bir süre unutabiliriz; çünkü kıymetli cihat etmek üzere Hocamız orada değil mi? Önemli olan Erdoğan karşıtlığı ise emperyalizm falan hepsi teferruat diye nitelenmekte, emperyalizm karşıtlığı ile tanınan Türk solu, Hocanın Amerika’da yaşamasını sorun etmeden işbirliğine gitmektedir. Öyle görülüyor ki,Cemaat İslami duyarlılığı olan parti,sivil toplum ve cemaatlerle değil, ömrünü İslam’la mücadeleye adamış kesimlerle ittifak kurmaktadır.

Cemaat kendi hatalarıyla,günahlarıyla yüzleşmediği sürece ,muhalefeti ,anlamlı, tutarlı,sahici değildir. Adalet arayışı sadece karşıdakini eleştiri üzerinden yürümez. Hiç olmazsa bu iktidarı desteklemenin hata olduğunu ,kendilerinin bu hatayı neyin karşılığında işlediğini anlatmak ve özür dilemek zorundalar. Yoksa öteden beriden alıntılar yaparak; Peygamberin seçkin sahabesini cemaatin çıkarları için yollara düşenler konumuna indirgeyerek; rüya ,ilham ve sezgi üzerinden giderek oluşturulacak bilgilerle cemaatin günahlarını aklamak mümkün değildir. Yeri gelmişken bu bilgi kaynaklarının başkaları için bir veri olmayacağını belirtmek gerekir.

Bir diğer tutarsızlık da, Cemaat liderinden gelen her emri sorgusuz sualsiz kabul eden Cemaat militanlarının ,partileri lider sultası diye eleştiriyor olmalarıdır. Bilmiyor ki,  lider sultalarının teolojik temelini inandığı cemaatin lideri  ve dayandığı epistemoloji oluşturuyor.

Cemaatin en etkili yayın organlarından biri olan Zaman Gazetesinin yazarı, Mehmet Kamış, Kelepçelenen bayanları konu aldığı yazısında ,Zaman'da şöyle diyor: "O kelepçe vicdanınıza hiç mi dokunmuyor?"Sayın Kamış biz o kelepçeyi eleştirdik. Bizim vicdanımıza dokundu. Birazda biz soralım: Devlet kadrolarına sınav yapılırken soruları çalıp cemaat mensuplarına vermek ve binlerce kişinin hakkına girmek vicdanına hiç dokundu mu? Uydurma delillerle insanlara kumpas kurma ve suçlama vicdanına hiç dokundu mu?Yüzlerce insanın evlerine delil yerleştirerek,onları kamuoyu önünde küçük düşürmek vicdanına dokundu mu?Çoğunlukla muhafazakar -dindar seçmenin desteklediği bir iktidarı İsrail gibi İslam düşmanlarıyla kol kola girerek düşürme gayretleri vicdanına dokundu mu? 28 Şubat günlerinde başörtüsü protestosu yapanlara yardımcı olmadığınız yetmezmiş gibi,onları İran ajanı olarak tanımlamak ve suçlamak vicdanına dokundu mu?Erbakan'a beceremediniz gidin derken vicdanına dokundu mu? Çevik Bir'e muhterem Hocanızın(!) cemaat okullarını isterseniz devlete verelim derken vicdanınıza dokundu mu? Erdoğan ve Cemaate engel diye gördüğünüz kişilerin hanımlarının mahrem görüntülerini kaydetmek vicdanınıza dokundu mu?Erdoğan'ın "mahremimize girdiler" sözü vicdanınıza dokundu mu?İHH'yı eleştirirken İsrail'e tek bir söz etmemeniz vicdanınıza dokundu mu? Sırf cemaatin çıkarlarını korumak için Hz. Peygamberi kamyon kasasına indirmek vicdanınıza dokundu mu?Cemaatin çıkarları için Cemaat liderinin rüya,sezgi ve ilham gibi hiçbir bağlayıcılığı olmayan delillerle dini söylemi bozmak vicdanınıza dokundu mu?İnsanlara gübre olsunlar gibi Tevrat'tan alıntı beddualar vicdanınıza dokundu mu? Ali Ünal'ın "Allah bize solu işaret etti" cümlesindeki teolojik sorun vicdanınıza dokundu mu? Yine onun

"Ülkemin üzerine ateş yağıyordu,başının üzerinde zaman gazetesi tutanlar ateşten korunuyordu" anlatımında dini sorun vicdanınıza dokundu mu?

Vicdan arıyorsanız, Erdoğan'ı yıkmak için kimlerle iş tuttuğunuza bakın.

Cemaat polisleri ve yargısı, tutuklamalar yaparken hiçbir ahlak kuralına uymuyordu. Gizli tanıklar,yalan yanlış ifadeler, kadın tuzakları ile yüzlerce kişiyi mağdur ettiler. Karşılaştıkları fiili durumda elbette hukuku hatırlamaları önemlidir. Onlar kendi dışındaki hiç kimsenin acısını derdini paylaşmadı. Şimdi onların iç yüzünü biliyoruz ve adil yargılanmalarını istiyoruz.

İntikamcı davranılmamalı,öç duygusuyla hareket edilmemeli ama bu alçak yöntemler uygulayarak insanların hayatını karartan şebeke mutlaka çökertilmelidir.

Cemaat fanatikleri de artık gerçeklerle yüzleşmelidir: kadınlara kelepçe takılması gibi haklı bir eleştiride bile halk yanınızda durmuyor, diğer cemaatler sizi desteklemiyor. Neden? çünkü siz geçmişte operasyon yaparken kimseye acımadınız, kendinize alan açmak için kimsenin gözünün yaşına bakmadınız ve dahası  kendi elemanlarınızı yerleştirmek için aylarca ders çalışanların haklarını gasp ettiniz.

Gülen Cemaatine ait bayanların kelepçe ile görüntülerine haklı tepkiler geldi. Yalnız haberde "başörtülülere kelepçe" şeklinde verildi. Bu bilinç altında başka bir soruna işaret ediyor. Onların kelepçelenmesine bayan olduğu için mi, cemaatçi olduğu için mi, kelepçe takıldığı için mi yoksa başörtülü olduğu için mi karşıyız?  Soruları cevapsız kalıyor. Tutuklananlar DHKP-C lı bayanlar olsa aynı tepki olacak mıydı ? Hukuk kişilerin etnik kökenine dini aidiyetin bakmaz. Benim bakış açım şu: kaçma ve çevreye zarar verme ihtimali bulunmayan kişiye etnik aidiyetine,bayan olup olmamasına, siyasal görüşlerine bakılmaksızın kelepçe takılmamalı

Cemaat o kadar çok insanın kalbini kırdı,hayalleriyle oynadı ki,haklı olduğu konularda bile yanlarında kimseyi bulamıyor. Çünkü başka kişi ve gruplara darlık zamanlarında hiç yardımcı olmadılar. Dahası mazlum kimseleri terörist,İrancı diye suçladılar.

Cemaatin izlediği politika ve yaptıkları sorunlu ahlaki yapıları olan insanların bile yapamayacağı/yapmaktan utanacağı davranışlarla dolu.

Bütün siyasal geleceğini 1 Kasım seçimlerinde Ak Partinin kaybedeceği üzerine inşa eden Cemaat mensupları ,istediklerini alamayınca iyice şirazeden çıktılar.

Beni izleyenler bilir. Cemaatin din anlayışına,devlet içinde örgütlenme biçimine , anlayışına karşıyım. Tutuklanma sırasında kelepçe takılması istisnai bir durum olmalıdır. Bu yüzden basına düşen görüntüleri tasvip etmiyorum. Onlar hukuk içinde kalarak yargılanmalı ve uydurma delillerle hayatlarını kararttıkları kişilerin hesabı sorulmalı. Ancak bunu yaparken onların yaptığı gibi davranılmamalıdır.

İmam Hatip okulunda görev yapan bir arkadaş,hanımının akrabası olan Ali Ünal 'ı ziyarete gittiklerinde Ali Ünal elini sıkmaz merhabalaşmaz. Nedeni arkadaşın Ak Partiyi desteklemesidir. Ali Ünal’a göre Ak Partiyi destekleyenlerde münafıklık alameti varmış. Hoşgörü ve diyalog Cemaatinin geldiği trajik nokta burasıdır. Cemaatin geldiği bu noktada neredesin İnsaf,ahlak,irfan ve samimiyet dememek mümkün mü?

Ak Parti'nin,daha doğrusu Erdoğan'ın en büyük başarısı , Cemaatin dini terminolojisi semantik bir müdahale ile yapı bozunuma uğratan retoriği ve Kur'an'ı menfaatlerine uygun aracı bir metin haline dönüştüren yaklaşımını ; devlet katmanlarında örgütlenmedeki hukuk ve adalet tanımaz pervasızlığını; Cemaatin çıkarlarını korumak için her şeyi meşru sayan pragmatizmin; İktidar eleştirisi yaparken, bu toplum kültürüne ve değerlerine savaş açan siyasal kesimlerle yaptığı ahlak temelinden yoksun işbirliğini ortaya çıkarması oldu.

Cemaati ölümüne savunan militanlar şunu bilmelidir: Yıllardır himmetini topladığın cemaatin,temel hak ve özgürlükleri konusunda dindarların önünü açan bir iktidara savaş ilan ederse , muhafazakar-dindarlar seni değil onu tutacaktır. Yaşananlar konusunda muhafazakar-dindar seçmenin çoğunluğu Gülen'i değil Erdoğan'ı haklı bulmaktadır.

Yıllardır insanları susturmak için mahremlerine girer çektiğin görüntüleri şantaj aracı olarak kullanmaya kalkarsan biri çıkar restini görür,ağlamaya ,beddua etmeye başlarsın. Toplumsal sermayeni kaybedersen sana sadece, sekiz yaşından beri bir proje olarak yurtlarında yetiştirdiğin analitik düşünce yoksunu militanların güvenir. Cemaatin yaşadığı budur.

Cemaat bunca yıldır iktidarı niçin ,neyin karşılığında desteklediğini açıkça anlatmak zorundadır.Neyin karşılığında desteklediğini ve neyin karşılığında eleştirdiğini?

 Cemaatin izlediği politika ve yaptıkları sorunlu ahlaki yapıları olan insanların bile yapamayacağı/yapmaktan utanacağı davranışlarla dolu. Bu yüzden toplumsal sermayesini iyice yitirdi. Sivil toplum örgütlerini bekleyen en büyük tehlike iktidar karşısındaki konumu değil, toplum karşısında güvenilirliğini kaybetmesidir.

Ak Parti, kendine yönelik her eleştiriyi din,devlet ve rejim düşmanlığı veya uluslararası komplo olarak görmemelidir. Ancak bu tür eleştirilerin ve örgütlerin olabileceği ihtimalini unutmamak gerekir. Uluslararası bağlantısı olan en büyük küresel tehdit ise kuşkusuz Gülen Cemaatidir. Gülen Cemaati de dahil bütün Cemaatler liderlerinin merkezi konumunu sağlamlaştıracak bir dini retorik üretirler. Bu yapıyı tehdit edecek demokratik epistemolojiden ve yeni dini yorumlardan kaçarlar . Onlara göre yeni yorumlar dini tehdit etmektedir. Aslında tehdit edilen din değil, din üzerinden oluşturulan sadakate dayalı Cemaat retoriğidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr