• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

1 Kasım ve Ak Parti

Abdullah YEKTA

7 Haziran’dan bu yana ne değişti de Ak Parti oyları yükseldi? Toplum çok mu bilinçlendi? Bu beş ay içerisinde insan ne kadar bilinçlenebilir? Doğu da ki terör eylemlerine devletin müdahalesi mi? Zaten Doğan ve Paralel medyası devleti cani ve terör örgütünü de şirin göstermeyi başarmışlardı. Ülkede sanki hiç kimse bir şey yapmamış, bütün cinayetleri Ak Parti ve Erdoğan yapmış gibi yansıtmaya çalışıyorlardı. İç ve dış basının marifetleriyle PKK ve PYD kahraman ve özgürlük savaşçıları olarak gösterilmişlerdi.

 

Ak Parti yiyebileceği kadar darbe yemişti. Selahattin Demirtaş başbakan Davutoğluna çok rahat bir şekilde “Olan geçici başbakan sen git evinde otur, milletin yakasından çek elini” diyebiliyordu.  Manzara, bir bakıma Ak Parti’nin bitişini gösteriyordu. İşe az çok yarayan, iki sözü bir birini tutan bir lider olsaydı Ak Partinin selası çoktan okunmuştu.

 

Peki, Ak Partinin bu başarısı neye bağlıdır? Temel etken neydi? Neden oylar yükseldi? Ak Partinin 360 milletvekili aldığı ilk seçiminden daha fazla oy aldı. On üç yıl boyunca yıpranması çok doğal olan bir partinin oylarını yükseltmesi aslında anormal olan bir durumdur. Ak Partinin bazı büyükşehir belediyelerini hariç tutarsak belediyeleri yan gelip yatmaktadırlar. Halk, çoğu zaman yukarıya bakmaz, yerel yönetimlere bakar ve oyunu da ona göre kullanır. Ak Partinin şu ana kadar Türkiye’de yaptıklarını halk fazla önemsemeyebilir. Çünkü halk kendisine verileni her zaman en doğal bir hak olarak bilir. Refaha kavuştuktan sonra yapılan hizmetleri hatırlamayabilir. O halde temel etken nedir ona bakalım. 

 

Bir kere toplum Ak Parti dışındaki partilerin bir araya gelme, anlaşabilme becerilerinin olmadığını gördü. Dışarıda planlanan ve içeride de Doğan ve Paralel medyanın oynamak istedikleri oyunlar tutmadı. Her zaman vatansever milliyetçi reflekslerle hareket edenlerin, bu ne olduğu bilinmeyen cephede yer almaları toplumun hoşuna gitmedi. Toplum bunu sevmedi. Üç parti bir araya gelip bir koalisyon kurma becerisini gösteremedi. Bu üç partinin Türkiye’yi nasıl yöneteceklerine dair kafa yormadıkları ortaya çıkmış oldu. Bunların yaptıkları iktidara çamur atmak ve yıpratmak olduğu anlaşıldı.  Daha önce koalisyon hükümetlerini göremeyen idealist gençler bu sefer akıllıca hareket ettiler. Bir hükümet kurma becerisini göstermeyenlere ülke teslim edilebilir mi? Kimse halkı akılsız sanmasın. Yeri geldiğinde “Bu sende ki güzellik değil, çek git başımda” diyebilir.

 

Ülkeyi yönetmeye talip olması gereken parti, PKK terör örgütünü ülkeye tercih etti. Sırtını halka dayanması gerekenler, terör örgütlerine sırtlarını dayadıklarını söylemekten çekinmediler. Bizim partimiz diyen halklar, kamuoyunda artık “bu bizim partimizdir” diyemez oldular. HDP’ ten beklediklerini göremediler. Dolaysıyla ödünç oylar geri döndüler. Çözüm süreci boyunca hükümeti eleştirenler, birden baş gösteren terör eylemlerine karşı, hükümetin sert tavır ve tutumunu gördüler. Dolaysıyla, başta PKK olmak üzere halk, Ak Partinin bu konuda pasif kalmayacağını anladı.

1978’den bu yana tek başına iktidar olamayan ve aynı zaman da en büyük parti olma şansını hiç yakalamayan CHP, iktidar ile ilgili umutları tükenince “denize düşen yılana sarılır” misali kurtuluşu HDP ile gizli seçim koalisyonlarında aramaya başladı. Bu konudaki birliktelik halkın gözünden kaçmadı. Halk bunu göz önünde bulundurdu. 

 

PKK, kırk yıldır Türkiye’nin gelişmesinin önünde bir engel olarak durmaktadır. Çözüm süreciyle zaman kazanmaya çalıştı fakat en sonunda niyetini ortaya koydu. Barıştan yana olmadığı, fırsat eline geçince terör faaliyetlerine karışabileceğini, seçimden hemen sonra güçlü bir hükümet ortaya çıkmayınca terör eylemlerine başladı. Ben, burada şu devlet dörttü, bu devlet kışkırttı demiyorum. Başkasının maşası olanlardan her şey beklenir. Bu konuda hem Kürt seçmen ve hem de barıştan yana umudu olan Türk seçmen gerçekleri bir kez daha gördü.

 

Bütün bunların yanında şayet halkın gözünde iş yapabilecek bir parti olsaydı, seçmen oylarını oraya verirdi. Ak Partinin çok artıları vardır bunu kimse inkâr edemez ama halk alternatifi değerlendirmekten çekinmez. Demokrasilerde bu çok normaldır.

 

Tabii burada Ak Parti teşkilatının hakkını da yememek gerekir. Bir Kasım seçimleri için birçok yerde parti teşkilatları canla, başla çalıştılar. İşin kendilerine düştüğünü anladılar ve sorumluluklarını yerine getirdiler. Aslında Türkiye’yi hükümetsiz bırakmadıkları için gece gündüz çalışan o gençlere her kesimin teşekkür etmesi gerekiyor.

 

Gelelim Ak Partiye. Kimse kusura bakmasın ama Ak Partinin 7 Haziran seçimlerini iyi okuması gerekir. Halk yine bize muhtaç oldu ukalalığına kimse kapılmasın. Kimse kimseye mecbur değildir. Kimse seçilmiş de değildir. Ak Partinin bundan böyle ilk dönemde olduğu gibi belediyelerde sıkı bir şekilde çalışması gerekir.  Halk kendisine yeniden bir şans verdi bu şansı iyi bir şekilde değerlendirmesi gerekir. Yoksa 7 Haziran, göz açıp kapayıncaya kadar yine gelir. Millet bir görev verir,  hizmet almak için oy kullanmaz.

 

Ak Parti gençlerden yaşlılara kadar, köyden kente, okumamıştan üniversite hocasına kadar herkesi ve her kesimi kucaklayacak adımlar atmalı ve buna göre yapısal yasamalar yapmalıdır.

Selam ve Dua ile

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr