• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 17 °C
  • Adıyaman 19 °C
  • Ankara 15 °C

15 Temmuz Demokrasi Anması

Ayhan ŞİMŞEK

Bireylerin kaderleri olduğu gibi, milletlerin de kaderleri vardır ve bazı anlar bireyin kaderinde dönüm noktası olduğu gibi, milletlerinde kaderlerinde öyle anlar vardır ki, kelimenin tam manasıyla dönüm noktalarıdır. Bu dönüm noktalarından biri olan 15 Temmuz 2016 gecesi, ‘Türkiyelilik’ kavramının bir kez daha zirve yaptığı bir gece oldu. O gece yaşananlar sadece demokrasiye sahip çıkmak değildi, Türkiyeliliğe de sahip çıkmaktı. Çünkü o gece kadınıyla, erkeğiyle tüm Türkiye’nin ayakta dimdik durduğu bir geceydi.

Türkiye denildiğinde, güzel coğrafyası ve güçlü ordusu akla gelir. İşte 15 Temmuz gecesi bizi biz yapan güçlü ordumuzla vurmaya çalıştılar. Devletin her kademesine sızan kirli eller, nasıl olmuşsa ordu içine de sızmış ve makam-mevki peşinde olan askerlerin kafasına girerek Darbe Kalkışması’na kalkışmışlardı. İşte tam bu noktada Türkiyeli olmak devreye giriyordu. Çünkü geçmişten beri gelen tecrübeler, milletin bir karakteristik özelliği olmuştu. Neydi bu tecrübeler? Bu tecrübeler; Mehmetçiğin hiçbir zaman içinden çıktığı milletine ve devletine silah doğrultamayacağıydı.

Hükümetin soğukkanlılığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla da bu durum bir kez daha ortaya çıkmıştı. Bu kalkışma, ordunun içine sızan ve Türkiye’ye ve Türkiyeliliğe düşman unsurlar tarafından gerçekleşiyordu. Birbirimizi ötekileştirmeden hep birlikte meydanlara, havaalanlarına, karakollara, kısacası gidebildiğimiz, ulaşabildiğimiz yerlere gittik ve “Hayır, bu ülke de biz de bunu hak etmiyoruz” diyerek dimdik ayakta durduk.

Bir yıl önce tam da bugün meydana gelen ve milletin yekpare bir vücutla bertaraf ettiği bu “Darbe Kalkışması”, milleti millet yapan, vatandaşı Türkiyeli yapan bir gerçekliğe dönüştü. 80 Milyon nüfusuyla büyük ve güzel bir ülke olan Türkiye, bugünkü konumuyla değil de, adeta bir Mısır, bir Suriye, bir Irak yapılmak istenmiştir. Ve bu emellerinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Bize düşen; ailemize, işimize, çevremize önem verdiğimiz gibi bu durumu da asla unutmamaktır.

Çünkü Türkiye, güçlü ve zalimlerin yanında değil, mazlum ve haklı olanın yanında yer almıştır her zaman, Dün Bosna’da zalimce yapılan katliamda Bosnalıların yanında yer aldığı gibi bugün de Mısır, Irak ve Suriye halklarının yanında yer almıştır. Herkesin diktatörleri kırmızı halılarda protokollerde karşıladığı uluslararası arenada biz, Mısır’da “RABİA” dedik, “ESMA” dedik. İhvan’ın yanında yer aldık, Suriye’de Hamalı’nın, Humuslu’lunun, İdlibli’nin yani mazlumun yanında yer aldık.  Çünkü “İnanmışsanız Üstünsünüzdür” nidasını alsa unutmayacağız.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr