• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

15 Temmuz, Demokrasi ve Kadınlar

Ayhan ŞİMŞEK

Bir yıkım olayı ya da etki gücü yüksek olan bir olayı anlatmak için insanlar genellikle “felaket bir durumdu” derler. Bir “felaket”in engellenmesi ya da gerçekleşmemesi durumunda ise insanlar, normal hayatlarına çarçabuk dönüp, günlük hayat sorunları içinde yaşamaya devam ederler. 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gecede Türkiye, kelimenin tam anlamıyla bir “felaket”ten kurtuldu.

Bunu yazmak belki dile kolay geliyor, ama bir de o gece yaşananlara tanık olup da can havliyle kendilerini dışarılara atan “çokluk”tan bahsetmeli. Çokluk diyorum çünkü, o gece meydanlara, köprülere, havaalanlarına, sokaklara akın eden insanlar çoğunluk değil çokluktu. Kiminin kimliği, kiminin siyasi görüşü, kiminin dünya görüşü hatta cinsel yönelimleri farklı olan insanlar bile o gece ayaktaydı ve canlarını siper edebilme konusunda tereddütleri yoktu. Bunlar tabi benim gördüklerim ve şahit olduklarım anlardı. İnsan ister istemez bu coşku selinden etkileniyordu ve bir şeyler yapmak istiyordu. O gece yaşananları dünya çapında bir bilim kurgu senarist, film yapsaydı ve insanlar o filmi izleseydi, bu kadar da olmaz diyeceklerdi belki. En azından ben öyle derdim. Çünkü olay sadece bir askeri kalkışmayla anlatılamayacak kadar karmakarışık bir olay. Ve bu kalkışmayı Türkiye’de yaşamayan, Türkiye insanının duygu ve düşünceleriyle düşünemeyen, hissetmeyen kişilerin anlaması çok zor ve imkansız bir durum. Ki iki hafta geçmesine rağmen, olay tam olarak netliğini kazanmamıştır.

Olayın karmaşıklığı ise şuradan kaynaklanıyor; Bir gruptan bahsediliyor (Cemaat-Gülen), bu cemaat ki 70’lerden günümüze etkisi Türkiye hatta uluslararasında göstermiş bir grup. Ki bu grup, bugün nasıl insanların öfkesini üzerine çekmişse, daha iki yıla kadar öncesine kadar bugün meydanlarda protesto eden insanların ekseriyetinin sempatisini ve övgüsünü almış bir cemaat gerçeği var önümüzde. İşte işin karmaşıklı da tam olarak buradan geliyor. Bu durumu Türkiye’ye yabancı birilerine anlatamazsınız, bu durumu anlamak için “Türkiyeli” olmak gerekiyor, ve kendini Türkiyeli olarak gören insanlar iki haftadır meydanları boş bırakmamış, ve bırakmak istemiyorlar.

Eğer bu kalkışmayı önleme konusunda bir kahraman aranıyorsa, o kahraman kesinlikle tek vücut olan halktır. Kadınlar ise ayrı bir yerde durmaktadır. Çünkü tarihte anlatılan cephe gerisindeki kahraman kadınlar, bugün tam tersi bir şekilde ön saflarda yer almışlardır. Birebir konuştuğum birkaç kadının söyledikleri ise insanın kanını dondurur vaziyette idi…Konuştuğum kadınların anlattıkları ve hissettiklerini yazıya dökmek belki o anki ruhu yakalayamayabilir ama tarihe not düşmesi gereken bir gerçektir. Gece 22.00 sularında insanların üzerlerine sinmiş olduğu şoku atlatarak sokaklara akın ettiği dakikalarda havaalanına ulaşmak adeta imkansızlaştı çünkü insan seli vardı yollarda. O gece sabaha kadar havaalanında ayrılmayan birkaç kadın dikkatimi çekmişti. Çünkü oturduğu yerden hiç ayrılmıyor ve sürekli dua ediyorlardı. Konuşma fırsatını sabah 11.00 sularında buldum ve konuştum.

-Teyzeciğim yorulmadınız mı? Geceden beri kıpırdamadınız yerinizden, bari şu gölgelik yere geçin lütfen!

-Oğlum! Kalkamam, eğer biz buradan kalkarsak her şey elden gidebilir!

-Teyzeciğim yemek de yemediniz, şu suyu için lütfen!

-Oğlum su içmek haram bize bu tehlike geçmediği müddetçe, teşekkür ederim.

-Teyzeciğim Cumhurbaşkanı içeride istirahat ediyor, birazdan konuşma yapacak, siz de korkmayın!

 

-Ülke rahat değil oğlum, sen merak etme, sen gençsin dayanamazsın, sen geç gölgeye lütfen.

İnsanların o anlarını görmek, insanın belki de postmodern bir çağda amaçsızca yaşamına bir anlam kattı. Bu durum sosyolojik bir durumdur ve ciddi analize muhtaçtır. Belki bu şekilde duygusal olarak kopukluklar tekrar telafi edilebilir.

Bir hafta sonra meydanlarda gezinirken edindiğim bir başka izlenim de, meydanlarda toplanan insanlar hükümette bulunan Ak Parti için değil, gerçekten kendilerinin, çocuklarının ve ülkeleri için oradaydılar.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr