• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 29 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 32 °C

15 Temmuzu An(la)mak

Bilal AKGÜL

Son yıllarda yaşadığımız hadiseleri “birlikte okuma”nın hem yaşananları anlamada hem de gelecek tasavvurumuzun şekillenmesinde önemli katkılarının olacağı kanaatindeyim.

Tekil ve olay merkezli yaklaşımın fotoğrafın tamamını görmeyi arızi hale getirebilmesinin yanında, duygusal-tepkisel yaklaşımların zeminini de güçlendirme riski vardır.

Sezer’in, asker-sivil-yargı bürokrasisinin uzun bir süre seçilmiş hükümetin nerede ise her icraatına adeta takoz olması, gezi kalkışması, Gül’ün cumhurbaşkanı seçilme süreci, 17-24 Aralık yargı darbesi girişimi, hendek hadisesi ve en son FETÖ’ nün piyon olarak kullanıldığı uluslararası güçlerin sahada bizzat yönettiği 15 Temmuz darbe girişimi…

Bu girişimlerin hemen hepsinde temel hedef ya meşru seçilmiş hükümeti iş yapamaz hale getirmek ya da düşürüp kendi yörüngelerindeki kişi veya yapıları iş başına getirmektir.

En son yapılan referandumda şahit olduğumuz tablo çok daha ürkütücü idi: Bu ülkelerin bizzat sahada inisiyatif alıp, ülkenin gidişatını durdurma, seçim sonuçlarını etkileme çabasına girmeleridir. Öyleki bunun için terör örgütlerinin her tür propagandasına kapılarını ardına kadar açarken, hükümetin üst düzey yetkililerinin bu ülkelerde tamamen meşru olan kendini ifade etme haklarını ellerinden almış, adeta şehir eşkıyalığına soyunmuşlardır. Tamamen yasal yolları kullanarak ülkeye gelen aktivistlere köpeklerini salmakta herhangi bir beis görmemişlerdir.

15 Temmuz ‘un bazı boyutları ile bir milat olduğunu söyleyebiliriz:

Birincisi ülke tarihinde ilk defa halk bir askeri darbe girişimine karşı koymuş ve bu menfur girişim püskürtülmüştür. Halk sivil iradenin arkasında durmuş, canını ortaya koyarak iradesine sahip çıkmıştır.

İkincisi son iki yüz yıldır iliklerine kadar işlemiş olan yenilgi travmasıyla esaslı bir yüzleşme gerçekleştirmiş, yüzleşmenin gereği olan adımları atmada geride durmamıştır. Travmasıyla yüzleşme cesareti gösterebilme, yaraya müdahale imkânı doğurur ki bu aynı zamanda yeniden dirilmenin de esaslı bir adımıdır.

Üçüncüsü, görebildiğim kadarıyla şu ana kadar Batı merkezli ülkenin siyasetine balans ayarı verme girişimleri genelde bir şekilde sonuca ulaştı. Yani yenildik. 15 Temmuz, ülke üzerinde Batı’yla yaptığımız savaşta kazandığımız ilk esaslı meydan savaşı olarak görülebilir. Bunun yarattığı özgüveni ve zafer motivasyonunu sağlayacak başka bir alternatifin zor olduğunu düşünüyorum.

Dördüncüsü 2002’de başlayan öze dönüş çabalarına halkın 15 Temmuz direnişi ile esaslı bir şekilde sahiplenmesidir. Öyle ki bundan sonraki süreçte kirli hesap yapanlar artık karşılarında kişileri değil, bir toplumun tamamını alacaklarını hesaplamak durumundadırlar.

15 Temmuzla ilgili bahsetmek istediğim bir diğer nokta ise halkta belli bir tabanı olan örgütlerin, aldıkları darbe sebebiyle, bunlarla bağlantılı belli kesimlerin süreci ve zaferi sulandırma çalışmalarıdır. Zafere gölge düşürme, küçük gösterme, adeta yaptıkları algı operasyonu ile zaferimizi yenilgi gibi lanse etme çabasında olanlar bu sürecin yeni kaybedenleri olacaktır. Adeta içimizdeki İrlandalıların rolüne soyuyan bu kesimler, ağaca kurt olmada herhangi bir beis görmüyorlar. Öyle ki son referandumda darbecilerden yana olmakta bir sakınca görmemişlerdir.

Rabbim ülkemize Batıl’a karşı daha esaslı zaferler nasip etsin

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr