• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

17 Aralık Süreci

Abdullah YEKTA
Bütün olumsuzluklarıyla 17 Aralık süreci bizim için bir rahmettir. Çünkü dini olan ile dini olmayan birbirine karışmış, cemaatin başında bulunanların her söylediği din olarak telakki edilmeye başlanmıştı.  Bu ifadelerime anlam veremeyen ve kızan da olabilir. Bunu normal karşılıyorum. Çünkü her insanın bakış açısı farklı olabilir. Farklı pencerelerden bakabilir.  AK Partinin varlığını bir zülüm olarak görenler, 17 Aralık operasyonunu gerekli görebilirler. Farklı düşünce yapısında olan insanlar, kendi düşünceleri gereği bu iktidarı istememeleri doğaldır. Bu insanların bakış açılarına göre AK Parti miadını doldurmuş, yeni oluşumların olması gereklidir.

               

Türkiye’de olsun, üçüncü dünya ülkelerinde olsun menfaat çevreleri hiçbir zaman güçlü iktidarları sevmezler. Her zaman kendilerine muhtaç hükümetler isterler. Kurdukları medyalarıyla hükümetleri bir başlıkla götürürler ve yeni hükümetleri kurarlar. Bu konuda hafızalarımızda silinmeyen görüntüler, maalesef mevcut.  Doğan medyasının başında bulunan şahsın, yeni kurulan hükümetin başbakanını meşhur çizgili pijamalarıyla karşılaması halen hafızalarımızda canlı duran bir fotoğraftır. Gazete yöneticilerinin başbakanlara küfretmesini hatırlıyoruz.

                  

Bu saydıklarımızı, çok şükür göremiyoruz. Ama uzun süre Türkiye’de hükümetin ortağı gibi hareket eden cemaatler oldu.( Halen bu refleksle devam eden cemaatler vardır.) İstekleri kabul edilmediğinde, hemen aba altından sopa gösterenler türemeye başladı. 12 Eylül döneminde darbeci generallere sabah akşam dua edenler, sağ ve sol partilerin iktidarda olduğu dönemlerde hiçbir varlık gösteremeyen, bu parti liderlerine gölge gibi bağımlı kalan cemaat liderleri her nedense bu dönemde hükümetin güçlü ortakları oldular. İstekleri kabul edilmediğinde hemen gizli bir şekilde kazan kaldırdılar. Kamuoyunda teröre lanet okurlarken perde arkasında terör eylemlerini desteklediler. Terör eylemleri, bu karanlık güçlerin hayat kaynağı oldu.  Bu cemaatler, hükümetleri titreten kudretli generalleri dahi hapishanelere attırmayı başardılar. Ergenekon davalarıyla bir projenin uygulamasını gösterdiler. Hapishanelere gönderildiği zamanlar, bu durumun farkında olan generaller,  Başbakana ve bakanlara hitaben; “ Bunlar bugün bizi buraya tıkıyorlar ama unutmayın yarın sıra size gelecek” diyorlardı.

        

Hanefi AVCI bu konuda en çok mağdur olanlardan biridir. Cemaatin iç dinamiklerine dayanarak yazmış olduğu rapor niteliğindeki kitap kendi sonunu getirdi. Adil olmayan bir şekilde hapse atıldı, boş yere hapis yattı. İnsan sormadan edemiyor; bütün bu uyarılar ve olan olaylar karşısında başbakan, başbakan yardımcıları, AK Partinin önemli şahsiyetleri nerede idiler? Ben size söyleyeyim: Hakan FİDAN olayına kadar kış uykusundaydılar.  İktidarın nimetlerinden cemaatle beraber faydalanıyorlardı.  Paralel yapı mensupları bütün istihbarat bilgilerinin kendisinde toplandığı Kamu Müsteşarlığının kendilerine verilmesini istediklerinde, hükümet iktidardakilerin gözleri fal taşı gibi açılmaya başladı. Evet, sıra kendilerine gelmişti; bunu anladılar. Kendilerine karşı kazanın kaldırılacağını tahmin ettiler.  Gezi parkı eylemleri Mısır’da yapılan darbenin başarısız bir şekliydi. Cezayir gezisinde dönen Başbakan devrik bir lider olarak tarihe geçebilirdi. Devrime karşı devrim hamlesiyle, o meşum hareket bitirildi.

    

 İktidar’da olanlar nimetlerin sarhoşluğuyla bazı gerçekleri görmeyebilirler. Kimisinin uçkuru, kimisinin de boğazı gevşek olur. Paralel yapı, bir zamanlar Uzan’ların herkes hakkında şantaj kasetlerini hazırladıkları gibi bol miktarda malzeme hazırlamıştı. Fotomontaj kasetleri çok profesyonelce hazırlamıştı. İstediği bakanları, başbakanı rahat bir şekilde alaşağı edip Ergenekon sanıkları gibi hapishanelere göndereceklerdi.  Organizasyon, yurt içi ve yurt dışı bağlantılarıyla güçlü bir devrim projesiydi. Mısır’daki SİSİ devriminden daha profesyonelce tasarlanmıştı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Hükümetin de kendine göre kurmuş olduğu ve böyle bir gün için kullanabileceği medyası karşı hamlelerde bulundu. 17 ve 23 Aralık darbe operasyonları başarılı bir şekilde püskürtüldü.

     

Yukarıda 17 Aralık sürecinin bizim için bir nimet olduğunu söyledim. Bu gün İslami bir kimlikle, insanlara hizmet amacıyla kurulan ve bu minval üzere bir strateji takip etmesi gereken cemaat, Amerika başkanlık seçimlerinden tutun da Mavi Marmara eylemine karşı İsrail Devletinin hamiliğine kadar her alanda parmağı olan bir örgüt haline geldi. Bu örgüt veya cemaat, insanların gözünde artık olağanüstü güçleri olan kutsal bir yapı oldu. Hz. Peygamber’in (sav) hadisini eleştirebilirsin ama hoca efendinin sözünü asla.  Her an ve her zaman kendisine kutsiyet atfedilen bir kişilik oldu, başımıza 17 Aralık’la beraber bu şahıs ve cemaatin üzerinde kalkan sis perdeleri bu kutsiyeti de kaldırdı. Bu kutsiyet 17 Aralık öncesinde olduğu gibi devam etseydi, tamiri mümkün olmayan bir ruhaniyete dönüşebilirdi.  ‘ Bir musibet bin nasihatten yeğdir’ derler. Bazen herkes tarafında çok büyülü olarak görülen, olağanüstü olarak telaki edilen bir olay son derece sıradan bir hadise haline de gelir. Bazen kralın çıplak olduğu, bir çocuk tarafında da dile getirilebilir ve tılsım bozulur.  

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr