• BIST 95.057
  • Altın 192,277
  • Dolar 4,7244
  • Euro 5,4834
  • İstanbul 23 °C
  • Adıyaman 21 °C
  • Ankara 16 °C

 28 Şubat’ı An(la)mak

Bilal AKGÜL

Tarihinin kavşakları vardır her toplumun… Kırılma noktaları… Ya da zulmün, ihanetin tavan yaptığı, mazlumun ahının yeri-göğü inlettiği anları…

28 Şubat için böyle bir şey söylemek yeterli midir? Bin yıl süreceği iddia edilen zulüm süreci birkaç yıl içinde tuzla buz olup  bitti mi? Sürecin asıl aktörleri şimdi elleri kolları bağlı bir şekilde bekliyorlar mı?

Bu sorulara verilecek her asli cevap ülkenin ve toplumun geleceği açısından önemli bir işleve sahip olacaktır. Bir fener, bir ışık işlevi görecektir.

Hakk’ın ikamesi, her daim istikamet üzere olmayı zorunlu kıldığı gibi Batıl’ın şerrinden korunmak için de her daim teyakkuzda olmak zorunludur. Ancak Hakk’ın hüküm sürdüğü durumlarda Batılın hükmü olmaz.

Mevzu, Hakk- Batıl mevzusu olduğuna göre Batıl’ın her daim bir plan, bir hile ve oyun peşinde koşması içten bile değildir. Öyle ki bu savaş kıyamete kadar sürecek bir savaştır. 28 Şubat sürecinin kudretlilerinin bin sene sürecek bir süreçten dem vurmaları bulundukları mevzi açısından hiçte yabana atılacak bir durum değildir. Nitekim farklı zamanlarda farklı adlar alsa da aynı aktörlerin özne oldukları, aynı hedefi güden çıkışlara, toplumsal dizayn çalışmalarına şahitlik etmekteyiz.

Değişen, zamana ve şartlara göre kullanılan piyonlar ve kuklalardır. Kullanılan yöntemlerdir…

Dün, 28 Şubat’ı organize eden aktörler kimlerse bugün Gezi hadisesinin, Hendek meselesinin, 15 Temmuz’un, Afrin’in de aktörleri aynıdır. Elde etmek istedikleri sonuç aynıdır.

Dün, muhafazakâr kesimin eğitim görmek istediği kurumların kapısına kilit vuran zihniyetin ağababaları kimlerse, bugün milletin meclisine bomba yağdıran kesimlerin ağababaları da aynıdır. Dün, şehirlerimizi tarumar eden ‘gezi’ci çapulcuların arkasındaki güç kimse bugün Afrin’de savaş verdiğimiz ‘koalisyonun’ arkasındaki güçte aynıdır.

Renklerin, atılan sloganların, kullanılan yöntemlerin; hatta siluetlerin farklı olması bizleri aldatmasın. Bulundukları kulvar, cephane taşıdıkları mevzi aynıdır.

Son 15 yılda darbe üstüne darbe, yenilgi üstüne yenilgi almaları pes edeceklerine dair sizleri yanılgıya düşürmesin. Hz Âdem’le başlayan bu kavga kıyamete kadar devam edecektir.

Olan tam olarak şu: Batıl, güçlü bir ordu ile zayıf gediklerimizden içeri sızmaya, alan hâkimiyeti sağlamaya çalıştı… Ve püskürtüldü. Her daim aynı düşmanın burnumuzun dibinde olduğunu ve yeni plan ve oyunlarla yeniden sahne almanın fırsatını kolladığını bilmek lazım... Bundan dolayı da içimizde ihtilaflı mevzuları gündeme getirip dikkatimizi dağıtmanın vebali ağır olacaktır.

Tarihin bir sünnetullahı vardır. Kim buna uygun davranır, sorumluluklarını yerine getirirse galip gelecektir. Görünen o ki bugünün en güçlü silahı ittihattır. Öyleki en güçlü planları, en çetrefilli sorunları bile çözme kudreti olan bir silahtır ittihat.

Batıl’ın saldırıya geçmeden önce aramıza vesvese ve şüphe düşürmesinin, ihtilaflı mevzularla ilgili ateşi harlamasının, zayıf halka üzerinde ciddi hesaplar peşinde koşmasının nedeni de bu olsa gerektir.

Önümüzdeki süreç, kavganın ateşinin şiddetleneceği bir süreç olacaktır. Batıl, mevzi kaybettikçe dengesini daha bir kaybedecek, kuklalarının, maşalarının sesi daha bir fazla çıkacaktır.

Selam ve dua ile…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr