• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 20 °C

Açlık Grevine Adıyaman Eğitim-Sen’den Destek

Açlık Grevine Adıyaman Eğitim-Sen’den Destek
Cezaevleri Ölüm Evleri Olmasın, Ölüm Değil Çözüm V
 Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi, cezaevlerinde açlık grevinde bulunan mahkumlara destek için, basın açıklaması düzenleyip oturma eylemi yaptı.
Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi tarafından Demokrasi Parkı'nda yapılan basın açıklamasına; Eğitim-Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Hediye Kılınç, İnsan Hakları Derneği Adıyaman Şubesi Başkanı Osman Süzen, Barış ve Demokrasi Partisi Adıyaman İl Başkanı Mehmet Varol, partililer ve sendika üyeleri katıldı.
Düzenlenen basın açıklamasını okuyan Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Temsilcisi Rıza Gürbüz, " Türkiye’nin değişik cezaevlerinde 12 Eylül tarihinden beri adalet bakanlığının açıklamasına göre 684 tutuklu ve hükümlünün başlatmış olduğu süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri bugün itibarı ile 53.gününü geride bıraktı.
Dünya Tabipleri Birliği’nin 1991 tarihli Malta Bildirgesi açlık grevcisini “zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek ve/veya sıvı almayı reddeden kişi” olarak tanımlar.
Açlık grevi bir intihar biçimi değildir. Bir protesto biçimidir. Kişi kendi iradesi ile bilinçli olarak yiyeceği reddetmektedir. Bir açlık grevi ölümle sonuçlanabilir fakat temel amaç ölüm değildir. Günlük belli miktarlarda su, tuz ve şeker alımını devam ettirme esasına dayanır. Ayrıca açlık grevi sonlandırıldığında kalıcı nörolojik sekellerin görülmemesi için B1 vitamini içeren preparatların mutlaka alınması gerekir.
Bizler Adıyaman Demokratik kamuoyu olarak hiçbir zaman açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüşmesini istemeyiz. Bu nedenle açlık grevi eylemine başvuran mahpusların yaşam haklarının korunması için tüm yetkililerin gerekli duyarlılığı göstermesini savunuyoruz.
2000 yılında yaşanan açlık grevlerine yapılan müdahale ve devam eden açlık grevleri sonucu onlarca eylemci ölmüş, yüzlerce eylemci sakat kalmıştır. Böylesi bir durumun tekrar ortaya çıkmaması için gerekli girişimlerde bulunmak üzere Adalet Bakanlığı’nın başta tabip odaları olmak üzere, insan hakları savunucularının açlık grevi yapılan cezaevlerini ziyaret etmesine izin vermesi gerekmektedir. Cezaevi yönetimlerinin açlık grevcilerini yalnızlaştırma ve onları tecrit altında tutma gibi uygulamalara başvurmaması gerekmektedir. İvedi olarak sağlıklı içme suyu, tuz, şeker ve yaşamsal önemi olan B1 vitamini mutlaka temin edilmeli ve isteyen grevcilere ulaştırılmalıdır.
Seçtikleri yöntemi onaylayıp onaylamamamız karşı kaşıya bulunduğumuz insanlık dramını değiştirmemektedir. Böylesi bir dram karşısında başbakanın yaptığı açıklamalar ve ortaya koyduğu tutum yaralayıcı ve vicdansızcadır. Hele de Almanya gezisi sırasında açlık grevini yok sayma çabası içine girişi ve öfkeli ruh hali ölümlere davetiye çıkarır niteliktedir.
Oysaki Siyasal iktidar, hükümet olmanın sorumluluğu ile açlık grevcilerinin taleplerine yaklaşılmalı ve ölümler yaşanmadan talepler değerlendirilmelidir.
1980 yılından bu tarafa Türkiye cezaevlerinde 144 kişi açlık grevleri ve ölüm oruçları nedeni ile yaşamını yitirmiştir. Bu kadar ağır bir sürecin yaşandığı Türkiye’de yeni ölümlerin yaşanmaması için Hükümeti sorumlu davranmaya ve süreci zorlaştırmamaya davet ediyoruz. Mahpuslara zorla müdahale edilerek tek kişilik hücrelere atılması ve bilinçsizce yapılacak tıbbi müdahaleler sorunları daha da ağırlaştıracaktır. Hele ki bilinç kapanırsa müdahale ederiz gibi provakatif söylemlerden vazgeçilmelidir. Cezaevlerinde yaşanacak her ölüm toplumsal açıdan onarılması zor yaralar açacaktır. Açlık grevinin yol açacağı olumsuz sonuçlardan salt grevciler değil aileler, Kürtler, kadınlar, emekçiler toplumun her kesimi etkilenecektir.
 Yaşar Kemal’in belirttiği gibi” Bir nesli yok edecekler. Bir insanın açlıktan ölümünü izlemek acıların en büyüğüdür. Bu, insanlığa hiç bir zaman yakışmaz. Bugün insanların ölüm pahasına talep ettikleri demokrasi, insan haklarının içindedir. Çözümü mümkünken ölümler engellenmezse, vebali iktidarın, muhalefetin, medyanın ve hepimizin olacaktır.”
Dolayısıyla sorun, diyalog ve müzakere yöntemi ile bugün-şimdi çözülmelidir. Yarın geç olabilir. " dedi.
 Yapılan basın açıklamasının ardından oturma eylemi düzenlendi. 
  
              







  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr