• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Adil Tenkid

Bilal AKGÜL

Hayatın adalet üzere ikamesi medeniyetimizin belirgin özelliklerinden biridir. Batılıların bize empoze etmeye çalıştıkları aşağılık psikolojisinin etkisinde kalanları saymazsak, geçmişte ileri bir medeniyet seviyesine ulaşmamızda sahip olduğumuz bu meziyetin inkar edilemez bir etkisi vardır.

Yoksa, bir Hristiyanın, Müslümanların Endülüs’ü fethetmesinden sonrasını Hristiyanlığın çiçek açması olarak ifade etmesini neye dayandıracaksınız? Dininin çiçek açtığı dönem olarak kendi dindaşlarının yönetimini değilde İslam’ın yönetimini görmesinde Müslümanların kendi aralarında olduğu kadar, farklı dinlerin mensuplarına karşı adil davranmalarının önemli bir etkisi olmuştur.

Şunu söylemek abartı olmasa gerek: Bir ülkenin, bir devletin, bir toplumun gelişmişlik seviyesini, ilerleme potansiyelini bilmede eleştirinin, adil eleştirinin düzeyinin belirleyici bir etkisi olacaktır.

Toplumlar için böyle de, fertler için çok mu farklı? Tabi ki hayır. Baksanıza eleştirel yaklaşma adına düştüğümüz hale.

Mevlana’nın nerede ise tek satırını okumadan  ya da ön kabullerle okuyup tekfir etmede ne kadar mahir olduğumuzu öğrenmek için sanal alemde yapacağınız kısa bir gezinti yetecektir. Hayır, Mevlana’yı kutsallaştırmaya çalışmıyor, yaklaşımını hatadan beri görmüyorum.

Sorun şu: Gerçekten Mevlana’nın eserlerini iyi bir şekilde okuyup, varsa eleştiriye açık yönlerini delilleriyle ortaya koyan kaç kişi var? Yada gerçekten hatalarının olması, bazı yaklaşımlarına katılmamamız, Mevlana’yı tekfir etme yetkisini bize verir mi?

Sahi bir kitabın eski olması kitabın içeriğine, değerine herhangi bir gölge düşürür mü? Kitabın kabına bakıp içeriği ile ilgili değerlendirmede bulunmak,  neyin nesi?

Doğrusu okuyanın az olduğu bir toplumda okuyanlarda da buna benzer yaklaşımlar görünce insan ümitsizliğe kapılmıyor değil.

Ülkenin, dinin, tarihin, rengin hikmete ulaşmada bir engel, bir eksi olarak görülmesi olsa olsa içinde bulunduğumuz zihni savrulmanın, olumsuz yaşantıların (travma demeyeyim) etkisidir.

Rahmetli Musa Carullah , tenkidin kriteri olarak burhanı gösteriyordu. Eleştirinin boyutu, niteliği; ancak ve ancak ortaya konulan delillerle ölçülebilir, kıymet bulabilir. Aksi durumda olan, istifadenin az olması ile sınırlı bir sonuç olmayacak; belki ifsada, yozlaşmaya kapı aralayacak uygulamaların önünü bile açacaktır.

Benim üstadım, grubum, cemaatim yapınca sorun yok; ama farklı bir üstad, farklı bir grup yapınca yanlış. Bu nasıl bir anlayıştır. Bu nasıl bir zihniyettir.

Hayır, örnek olsun diye söylemiyorum. Toplumda çokça şahit olduğumuz örneklerden sadece bir kaçını veriyorum. E, hani hikmet müminin yitik malıydı, dediğinizde aldığınız cevap karşısında la havle çekmekten başka bir şey diyemiyorsunuz.

Biz şuna inanıyoruz ki, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Bunun içinde önyargısız, ön kabulsüz bilgiye yaklaşmak gerekir. Piyasada fikir iddiasıyla ortalığa saçılan envai çeşit ‘malumatın’ insanların ıslahına katkıda bulunmamasının bir nedeni de bu olamaz mı?

Kastımın eleştiriyi ortadan kaldıracak bir anlayışın mantıki arka planını oluşturmak-güçlendirmek olmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Eleştirinin olmadığı yerde statiklik, statikliğin olduğu yerde yozlaşma, yozlaşma da beraberinde toplumların yıkımını getirir. Tarih, bu sürecin doğal sonucu olarak geçmişin tozlu raflarında yerini almış birçok toplulukla doludur.

Fuat Sezgin, Müslüman bilim adamlarının belirleyici özelliklerinden biri olarak başkasından istifade ettiklerinde bunu dipnot olarak düşmelerini gösterir. Öyle ki okuyucu yapılan eleştiriyi okuduğunda eleştiriye muhatap olanın da görüşlerini sağlıklı bir şekilde okuma- değerlendirme imkânına sahip olsun. Sezgin’e göre ilk zamanlardan itibaren Müslümanlardan istifade ettiklerinde Batılıların benzer bir hassasiyet göstermediklerini özellikle belirtir ve bununla ilgili birçok delil ortaya koyar.

Bir eseri, bir makaleyi okuduğumuzda; bir olayı, bir insanı değerlendirdiğimizde kriterimiz ön yargılardan arınmış, adil bir şekilde meseleye yaklaşmak, zandan kaçınarak somut deliller üzerinden bir değerlendirme yapmayı öncelemek değilse, tutulduğumuz hastalık iflah etmez bir hastalıktır.

Malumunuz, Gazali, felsefe ile ilgili eleştirilerde bulunmadan önce alanla ile ilgili çok ayrıntılı bir çalışma yapmış; öyle ki araştırdığı felsefe teorisinin sahibi kadar teorisine hâkim olmuş, varsa yapacağı bir eleştiri ondan sonra ortaya koymuştur.

Gerek ferdin gerekse toplumun hâkim atmosferi, tenkitte bulunurken adalet menfuhumunu öncelemeden bir dirilişten bahsetmek zordur. Vesselam.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr