• BIST 110.932
  • Altın 175,077
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • İstanbul 11 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

ADIYAMANLILAR VAKFI'NDAN ‘YERLİ VE MİLLİ DÜŞÜNCE’ PANELİ

ADIYAMANLILAR VAKFI'NDAN ‘YERLİ VE MİLLİ DÜŞÜNCE’ PANELİ
Adıyamanlılar Vakfı tarafından ‘Yerli Ve Milli Düşünce’ Paneli düzenlendi.

Kuruluşundan bu yana geleneksel olarak her yıl düzenlediği panellerle hem ülkeyi hem de Adıyaman’ı ilgilendiren konuları, kendi alanında yetkin isimlerle masaya yatıran Adıyamanlılar Vakfı, bu ay ‘Yerli ve Milli Düşünce’ konulu panel düzenledi.

DAHA İYİSİNİ YAPMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Adıyamanlılar Vakfı'nın amacının öğrencilere yardım etmek oluğunu Adıyamanlılar Vakfı Başkanı Ramazan Aksoy, “Kendi alanlarında yetkin isimleri ‘Yerli ve Milli Düşünce’ panelinde bir araya getirdik. Bilgi birikimiyle kendi dallarında otorite olan, hem kurumlarında hem okullarında çok iyi hocaları size getirdik. Bundan sonrası içinde 'daha fazla nasıl faydalı oluruz' düşüncesiyle çalışmalarımız sürüyor. İnanıyorum ki bu panel maksimum derecede fayda sağlar” dedi.

YERLİ VE MİLLİ DÜŞÜNCENİN ANA TEMASI 15 TEMMUZ RUHUDUR

Adıyamanlılar Vakfı Kurucu Üyesi Ömer Özkartal, “Vakıfçı olmak, Adıyaman'dan gelip İstanbul'un tarihi surlarının yanında bir panel düzenlemek, aslında bir insana gurur veren, onur veren en güzel bir işlemdir. Bir şeyler yapabilmenin gayreti içinde olduğumuz için sizlerle buradayız. Tarımda, ekonomide, sanayide iktisatta, sağlıkta ‘yerli ve milli’ olmanın özlemi hasreti aslında hepimizin içinde. Aslında ‘yerli ve milli düşünce’nin ana teması Çanakkale ruhudur, 15 Temmuz ruhudur. Eğer Çanakkale olmasaydı şuanda ülkemiz yoktu. 15 Temmuz'da birlik beraberlik ruhu olmasaydı yine ülke diye bir şey yoktu” dedi.

İSTANBUL'U İSTANBUL YAPAN BU TÜR PANELLERDİR, KÜLTÜREL FAALİYETLERDİR

Adıyamanlılar Vakfı Kurucu Genel Sekreteri Mahmut Göksu, “İstanbul'u İstanbul yapan bu tür panellerdir, kültürel faaliyetlerdir. Tarihiyle, kültürüyle, İstanbul'un diğer yücelikleriyle iç içe olduğunuz zaman İstanbul'un ayrıcalığını, İstanbul güzelliğini doya doya yaşarsınız. Sonuçta her şekilde olan iyidir. Soysal çevre, sosyal sermaye sizler için çok önemli” şeklkinde konuştu.

İSTANBUL VE TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PANEL

ADIFED Başkanı Abdurrahman Dursun ise, “Adıyamanlılarla birlikte çok daha büyük işlere imza atacağız. Bu panelde öğrencilerimiz de burs vesilesiyle burada oldular. Geleceğimizin ve vakfımızın teminatı onlar. Vakfımız gençlerimizden bu güne kadar büyük bir beklenti içerisinde oldu. Bundan sonra ‘milli olmak yerli olmak’ tezi üzerinden gidersek onlardanda bu sürece katkı vermelerini istiyoruz. Çünkü onların gücü, enerjisi olmazsa vakıf bir üst kademeye taşınamaz” diye konuştu.

BİR ZAMANLAR İLİM VE FİKİR DÜNYASININ MERKEZİ İSLAM DÜNYASIYDI

İnsanların ve ülkelerin geleceğinde eğitimin önemine dikkati çeken Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sabri Orman, “Eğitim alanı en önemli alandır. Çünkü insanımızın meşrebi, kalitesini orası belirliyor ve her şeyin merkezi de insandır. Orada işler düzgün olmadığı zaman başka yerlerin düzgün olmasına imkan yoktur. Kabul etmek lazım ki, en başarısız olduğumuz konulardan bir tanesi de eğitimdir. Mevcudu takdir etmekten kaçınmamız lazım. Hepimiz bir yerdeysek mevcut eğitimin de oynadığı bir rol vardır. Ama iyisine sahipsek daha iyisini de talep etme hakkımız vardır. Daha iyiyi talep ederken iyiyi de takip etmek lazım. Bir zamanlar ilim ve fikir dünyasının merkezi İslam dünyasıydı. Düşüncelerin en kalitelisi, ilmi keşiflerin en önemlileri İslam dünyasında vücut buluyordu” dedi.

TÜRKİYE SON 15 YILDA ÇOK BİR YERE GELDİ

Panelde sağlık alanında konuşan Prof. Dr. Abdulkadir Ünsal ise, “Türkiye son 15 yılda bu alanda çok iyi bir yere geldi. Bugün Türkiye'de çok sayıda araştırma hastanesi var. Sağlık alanında pek çok tıbbi cihazımız yurt dışından getiriliyor. Türkiye, sadece bölgesinde değil dünyada da iyi bir yere geldi. Sağlıkta gerçekten büyük bir dönüşüm oldu. Hizmet alanında çok ciddi mesafeler kat edildi. Özellikle Sağlık Bakanlığı sağlık hizmeti yürütme anlamında üniversitelerin de önüne geçmiş durumda. Sağlığın ulaşmadığı hemen hiçbir yer yok. Türkiye'nin her yerinde çalışacak doktorlar yetiştiriyorlar. Şu anda Sağlık Bakanlığı'nın 100'e yakın eğitim hastanesi var. Şu anda Batı ülkeleri, özellikle de Amerika, tıp bilimi konusunda çok ileri. Batı'dan aldığımız her şeyi kendimiz üretebiliriz. Nitekim askeri alanda bunu gördük. Almakta zorlandığımız zaman kendimiz üretebiliyoruz. Kişisel olarak çok çalışmamız gerekiyor. Başka türlü ‘yerli ve milli’ olmak kolay değil. Yabancı ülkeler gerçekten çok çalışıyor” dedi.

DİLİNİZİ KORUYACAKSINIZ, DİLİNİ KORUYAMAYANLAR DİNLERİNİ DE KORUYAMAZLAR

Panelde ekonomi alanında söz alan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) eski başkanı ve Albayrak Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Ömer Bolat, “Milli ve yerli düşüncenin kendine güvenmek, çalışmak, üretmek, yatırımda, üretimde milli ve yerli unsurları öncelemek anlamına geliyor. İnsanlar, şirketler, şehirler, ülkeler arasında rekabet var. Bu rekabette geri kalmamak istiyorsanız önce kendi benliğinize ve kimliğinize sahip olacaksınız, dilinizi koruyacaksınız. Dilini koruyamayanlar dinlerini de koruyamazlar. Dilinizi korumanın yanında dünya dillerine de hakim olacaksınız, onlarla mücadele edebilmek için. Yerli ve milli düşünceye sahip olmak, aynı zamanda yerli ve milli düşüncenin kurumların da varlığını gerektirir.. Son 15 yılda Türkiye'de, ekonomide, sağlıkta, eğitimde yerli, milli ve halkçı düşünce egemen oldu. Sosyolojik anlamda bir devrim başarıldı. İnsanlar arasında sınıfsal ayrım kaldırıldı, kamu hizmetlerinden herkesin eşit faydalanması sağlandı” dedi.

KENDI MARKALARIMIZA GÜVENELIM

Ömer Bolat, “Batı'nın üretimini hayranlıkla karşılayalım değerlerine ve tüketimine değil, onların çalışkanlığına, gelişmesini alalım, kopyalayalım. İsraf ve tüketim kültürlerini almaya kalkarsak sonumuz felaket olur. Gençler için bu tehlike daha da büyük. Milli, yerli, sivil düşünce önce Türkiye anlayışı, hepimizde olması gereken bir şey. Ama vizyonumuz uluslararası olacak. Marka anlayışına da dikkat edelim. Türk mallarına güvenebilirsiniz. 12 bin kalem Türk malı 200 ülkeye ihraç ediliyor.Türkiye'nin ihracatının önemli bir kısmı sanayi ürünü. İhracatımızın yüzde 52'si Avrupa Birliği ülkelerine gidiyor. Marka hayranı olan gençlere sesleniyorum; Batı hayranlığını kompleks haline getirmeyelim. Allah bizi Müslümanlıkla lütuflandırmış, bundan daha iyi bir üstünlük olamaz. Kendimize, kendi değerlerimize, kendi markalarımıza güvenelim. Eğer ihracatımızın yüzde 52'sini zengin Avrupa Birliği pazarlarına yapabiliyorsak ve ihraç ürünlerimizin yüzde 93'ü sanayi ürünleri ise kendi ürünlerimize sahip çıkacağız. Yabancı mal hastalığı olmamalı. Yurt dışına çıkın, öğrenin ama yurda dönerek ülkemiz için üretin. Halk, ilk defa 15 Temmuz'da özgürlüğe, demokrasiye sahip çıktı. Bu da sosyolojik dönüşümün başarısıdır” şeklinde konuştu.

YERLİ VE MİLLİ ANLAMDA BİR YENİ KURGUNUN AREFESİNDEYİZ

Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanı Mehmet Baki Öztürk ise, “Dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisinde olan ve ilk 10 ekonomisini kendisine hedef seçmiş Türkiye'de eğitim çok önemli bir yükselme var. Türkiye, dünyada bilimsel makale üretmede 17.sırada, ama bunun patente, markaya, inovasyona dönüşmesinde 92. sırada. Bunu yeniden ayağa kaldıracak olan kaldıraç yine eğitim. İnsanların aldıkları eğitim arttıkça daha mutsuz bir dünyaya doğru gidiyoruz. Eğitim arttıkça, insanların daha mutlu olmaları gerekirken giderek daha fazla doyumsuz, daha fazla mutsuz oluyorlar. Batı'nın ürettiği temel düşünce paradigması akıl eksenlidir. Kalbi ihmal ederek aklı tanrılaştırmak insanlığın toslayabileceği en büyük duvarlardan bir tanesidir. İşte ‘yerli ve milli eğitim’ başlığında en temel paradigma akıl artı kalptir. Hatta bizim medeniyetimizde akıl kalpte bir nur gibidir diye ifade edilir. Yerli ve milli anlamda bir yeni kurgunun arifesindeyiz. Yeni bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İşte bu temel bakış açısı, 11. Temel Kalkınma Planı çalışmaları var şuan, bu çok yoğun bir şekilde orada tartışılıyor. Artık, aklın artı kalple eğitimin yeniden tanımlanması, yeniden ifade edilmesi, yeniden kavramsallaştırılması ve insanlaştırılması gerekiyor. Bu, bütün insanlık için gereklidir. Kadim medeniyetlerin beşiği olan bu topraklar da bu insanlığın düştüğü küresel ahlak krizini de aşabilecek potansiyele ve o çok yüksek müktesebata da sahiptir” ifadelerini kullandı.

HUKUKTA MİLLİLİK, DÜNYANIN EN ZOR ŞEYİ

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Refik Korkusuz, “Birçok alanda olmasına rağmen milli olmanın hukuk için zor olacaktır. Hukukta millilik dünyanın en zor şeyi. Araçta, uzay mekiğinde millilik olabilir ama hukukta millilik çok zor bir olay. Çünkü sizin dışınızda bir dünya var, konulan kurallar var ve bu kuralların dışında yaşama şansınız yok. İhracat, ithalat yapacaksanız o kurallara göre hareket etmeniz gerekiyor. Bankacılık sektöründe çalışacaksanız o kurallara göre hareket etmek zorundasınız. Evrensel ölçütlerde, hukukun genel ilkeleri noktasında çalışan herkes şunu bilirki çağlar boyu Müslüman hukukçuların geliştirdiği, zaman zaman bazı Romalı hukukçuların, zaman zaman da Batılı hukukçuların katkı verdiği kurallar bütünüdür. Özde Müslüman hukukçuların geliştirdiği bir hukuk, temel hukuk metinleridir. Bu anlamda, bu kavramların hepsinin milli olduğunu kabul etmek zorundayız. Mecelle'yi okuyan herkes ilk 100 maddenin hukukun genel prensipleri olduğunu bilir. Bu kaideler hem evrenseldir hem de millidir. Bugün hukukun genel prensipleri ile ilgili çalışma yapan herkesin başvurduğu bir kaç temel kanun var ki bunlardan biri de Mecelle'dir” diye konuştu.

Panel, toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

adiyamanlilar-vakfindan-‘yerli-ve-milli-dusunce’-paneli-(1).jpgadiyamanlilar-vakfindan-‘yerli-ve-milli-dusunce’-paneli-(2).jpgadiyamanlilar-vakfindan-‘yerli-ve-milli-dusunce’-paneli-(3).jpgadiyamanlilar-vakfindan-‘yerli-ve-milli-dusunce’-paneli-(4).jpg

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr