• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Akif'in Okumasına Dair

Bilal AKGÜL
Yakın tarihin üzerinde durulması, tahlil edilmesi gereken en önemli şahsiyetlerinden biridir Mehmed Akif. Akif, cumhuriyetin kuruluşu esnasında yaşanan kırılmaların, dramların ve daha önemlisi yaşanan toplumsal dönüşümün en önemli tanıklarından biridir.

Yine Osmanlı’nın yıkılma sürecinde savunduğu siyaset tarzı ve bu siyaset tarzının cumhuriyetin kuruluş sürecinde oynadığı rol, sahip olduğu temsiliyet, Batı’nın ve yerli savunucularının bu temsiliyete yaklaşım tarzı açısından Akif’in incelenmesi, dönemle ilgili objektif bilgi elde edilmesinde önemli katkı sağlayacaktır.

Bu yazımızda daha çok bir kitap okuyucusu olarak Akif’i anlamaya, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışacağız.

Akif’in kütüphanesinden başlamak iyi olur. Kütüphanesi “şarlatan olmayan bir kütüphane“  olarak tanımlanıyor. Ve bu çok da büyük olmayan kütüphanede okumadığı hiçbir kitabın olmadığı ifade edilir.

Okuma hususunda Akif’in ön plana çıkan ilk özelliği hayatı boyunca ya birisinden okuyan ya da birisine okutan bir özelliğe sahip olmasıdır. Evet ya bir şey almak ya da bir şeyler verme merkezli bir arkadaşlık. Öyle ki bu yakınlığı oluşturma ya da geliştirme adına bir semtten diğer semte taşınmada hiç tereddüt etmeyen biri. *

Akif, şişirme olmayan kütüphanesindeki kitapları nasıl okurdu sorusuna Mithat Cemal Kuntay şöyle cevap veriyor: “Kitabı önce toptan sonra tenkit ederek okur, dördüncü okuyuşta intihaplarını (seçimlerini) yapardı: Az eseri çok okurdu. O gece bir aralık: Bir kitabı bitirmek kolay değildir, dedi “

Akif’in okuma serüveni ile ilgili sözü Ömer Rıza Doğrul’a verelim: “Akif gibi okuyana nadir tesadüf olunur. Bir eserden ne öğrenmek mümkünse hepsini öğrenmeden ve layıkıyla öğrenmeden, unutmayacak bir halde öğrenmeden eseri bırakmazdı. Okuduğu her eseri birkaç kere okumaktan çekinmez, iyice anlamadığı her noktayı erbabına müracaat ederek layıkıyla anlamadan eseri bırakmazdı “

Akif’in okumalarının ön plana çıkan bir diğer özelliği kendi medeniyet havzamızdan kana kana beslenmesidir. Hafız, Sadi Şirazi, Mevlana gibi değerlerimizin eserlerini ezberleyecek kadar en ince ayrıntılarına hâkimdir. Âlim Kahraman’ın vurgusu ile kendi kültürel değerlerimiz karşısındaki konumu içten bir konum olmasına rağmen içine kapalı değildir.

Sıkı bir kitap okuyucu olarak Akif’i değerlendirmek gerekirse;

1-Yaptığı okumalar gayet seçicidir. Özellikle medeniyet geleneğimizin en seçkin eserlerinden beslendiğini görüyoruz.

2-Okumalarında eseri tamamen, en ince ayrıntısına kadar öğrenmenin ön planda olduğunu görüyoruz. Hafız’ın Divanı’nı 18 farklı kişiye okuttuğu ifade edilir.(Mahir İz, Akif’e Hafız’ın Divanı’nı okuyan kişinin takıldığında, Akif’in kaldığı yerden ezbere devam etmesine şahitlik eder.)

3-Okuduğu her kitaba sıkı, dikkatli bir öğrenci gibi yaklaştığı, anlamadığı konuları erbabına sormada tereddüt göstermediğini görüyoruz.

4-Hem okuduğu eserler hem de eserleri en ince ayrıntısına kadar öğrenme bilinci sağlam, sıkı bir yapının-karakterin oluşumuna-gelişimine katkıda bulunduğunu görüyoruz.

Yaşadığı sancılı dönem ve hala tam olarak üzerindeki sis perdesi kalkmayan döneminin önemli bir şahsiyeti olan Mehmed Akif’in gerek şair kimliğinin oluşumunda gerekse bir dava adamı olarak toplumun kalbinde yer etmesinde sahip olduğu tutarlı yaşamın belirleyici bir etkisi vardır.

Tutarlı yaşamın oluşumunda ise sahip olduğu okuma bilincinin, okuma serüveninin önemli bir paya sahip olduğu kanaatindeyim.

 

 *Kaynak: Okumaya Giriş, Âlim Kahraman, Yedi İklim Yayınları
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr