• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Alan Okumaları Kişiyi Sınırlandırır mı?

Bilal AKGÜL

Son yazımızı şöyle bitirmiştik: “Okuma ile ilgili sistematiği konuşurken alan okumalarının önemini vurgulamadan geçmek eksik olur. Karışık, güncel, popüler okumalar mevcut okumalarımızın niteliği ile ilgili önemli veriler sağlarken, katkı ve ürün boyutunun az olmasının da gerekçeleri arasında sayılabilir.

Son çıkan (veya popüler) kitap eksenli okumaların kalıcı davranışlar oluşturmaya etkisinin de nisbi olacağı kanaatindeyim. Popüler okumalar yapsa yapsa vitrinsel görüntüye etkide bulunabilir. Bunu oluşturmanın dışında bir katkısının olması müphemdir.”

Alan okumalarından kastımız, bu yazıda, eğitim alanı ile ilgili okumalar olacaktır.

Mevcut eğitim sisteminde, eğitimin niteliği, sorunun mihenk taşını oluşturmaktadır. Sekülarizmin ve taklidin belirleyici olduğu bu sistemde niteliğin ve yaratıcılığın olması pek de mümkün görünmüyor.

Sistem ve müfredat bu... İyi de ne yapmak gerekir?

İdeal sahibi her eğitimcinin mevcut sistemin tıkanıklıklarını aşma gayretinde olacağı aşikâr olduğuna göre, atılması gereken ilk adım alan erbablarının kendi alanları ile ilgili derinlikli okumalar yapmalarıdır.

Öncelikli ve acil problemimiz, alanımızla ilgili kendi medeniyet birikimimizden haberdar olmamız, sistemli bir okuma sürecine girmemiz, statükonun sistemde açtığı gedikleri kapatacak açılımlarda bulunmamızdır. ‘Öz’e dokunan açılımlar…

Bu anlamda alan okumalarında, evvelen, eğitimcinin bulunduğu kulvarı fıtri bir sistemle-metodla donatmasını olmazsa olmaz kılmaktadır. Oysaki mevcut durumda sahaya inene kadar eğitimci için oluşturulan çarkın dişlilerinin önemli bir kısmı fıtri kulvarı güçlendirecek yetilerin köreltilmesine hizmet etmektedir…

Başkasının karanlık çağını kendi karanlık çağımız olarak görmek, başkasının sistemine kendi sistemimizmiş gibi dört elle sarılmak (kraldan çok kralcı olmak), medeniyetimizin eğitim sistemi ile ilgili sahip olunan aşağılık psikolojisi başka neyle ifade edilebilir.

Yine ‘eski’ olana karşı keskin olumsuz bir algıya sahip olmamız, eksiklikleri ile birlikte geçmiş uygulamalara karşı katı tutumumuz, aslında medeniyetimize karşı olanların oluşturmak istedikleri algının bizim üzerimizde ne kadar etkili olduğunun da bir göstergesidir.

Oysa şair Mürsel Sönmez’in de vurgusu ile ‘her ne iş yapıyorsak onu en iyi şekilde yapma’nın düsturumuz olması gerekmez mi?

Batı eğitim modelleri ve alternatif uygulamalarına kendimizi kaptırmak yerine değerlerimizin alanımızla ilgili temel kavramlarını bilmemiz, akabinde medeniyet tarihimizdeki uygulamalara vakıf olmamız ilk etapta dikkat edilmesi gereken noktalardır. Batı ve diğer alternatif modellere ise ancak bu önceliklerle ilgili belli bir doyum sağlandıktan sonra yönelinmesinin bir kıymeti olabilir.

Unutulmamalıdır ki; ancak kendi medeniyet köklerinden iyi beslenenler bulunduğu ortamın ihyasında özne olabilir. Kendi geçmişine kem gözle bakanın ( tabi bu geçmişi kutsallaştırmak da ayrı bir sorun), ‘başkasının anı’na gönlünü kaptıranın özne olması mümkün değildir.

Alanının kavramlarına yabancı olan, yabancı kavramların ve dünya görüşlerinin istilası altında sloganlaştırdığı birkaç ezber dışında söyleyecek sözü olmayanın, alan okumalarını kendini sınırlandırma olarak görmesi trajikomiktir.

Öyle ki bu durum, çiftçilik yapan birinin tarlanın sürülmesi, tohum ve gübrenin atılma zamanını tespit ile ilgili çabasını ‘ti’ye almak kadar abestir.

Alan okumaları kendini sınırlandırma değil, bilakis her alan erbabının mutlaka belli bir düzey yakalaması gereken ve sürekli yenilenmeyi gerektiren zorunlu bir meşguliyet alanıdır.

Üniversitede gördüğü ve içeriği tartışma konusu olan bilginin üstüne yeni bir bilgi, yeni bir uygulama, yeni bir felsefe inşa edemeyenin statükonun çarkları arasında kaybolmak dışında bir şansı-alternatifi olmayacaktır.

Alanla ilgili yapılacak sistemli, uzun vadeli, informel grup eğitimlerini malum gediklerin azaltılmasında-kapatılmasında önemli bir alternatif olarak görüyorum.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr