• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Ali Şeriati’nin Misyonu

Y.YAVUZYILMAZ

“Şeriati, coşkun bir zeka ve inanmış bir Müslüman. Genç bir yaşta,şarkısını tamamlayamadan hayata gözlerini kapayan,kardeş İran’nın bu pervasız mücahidini bütün buutlarıyla tanıyabildik mi?Sanmıyoruz. (Cemil Meriç)

Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh ile başlayan İslami uyanışın en etkili İslam düşünürlerinden biri de İran Şii havzasında yetişen Ali Şeriati’dir. Hayatını tıpkı Mısır, Hindistan, Pakistan ve diğer İslam havzalarında yetişen ve İslam’ı yenileştirmeyi amaç edinen aydınlar gibi İslam düşüncesinin ihyasına adadı. Hz. Peygamberin mesajının zaman içinde nasıl dönüştüğünü, aynı kavramları kullanmalarına karşın nasıl farklılaşıp zulmün aracı haline getirildiğini açıkça göstererek bu durumdan sorumlu tuttuğu geleneksel ulema ve Batılı sömürgeci güçlerle mücadele etti.

Bir düşünürün mücadelesini ve söylemini anlamak için yaşadığı coğrafyayı , yaşadığı kültürel ve geleneksel paradigmayı ve hangi tarihsel şartlar içinden seslendiğini belirlemek gerekir. Ali Şeriati, İslam dünyasının baştan sona Batı etkisine girdiği, sömürgeciliğin tarihi ve kültürel boyutlarda hüküm sürdüğü, İslam dünyasının Batı karşısında yenildiği bir zamanın çocuğudur.

Şeriati, dünya görüşünün tevhide dayandığını söyler. Bir anlamda onun varlık,bilgi ve ahlak anlayışının alt yapısını tevhit oluşturur. Karşısında ise şirk temeline dayanan dünya görüşü bulunur. Tevhit varlığı birleyip birbiriyle anlamlı bağlantı kurarken, şirk zıtlık ve anlamsızlıkla doludur. Tevhit anlayışına göre varlık aleminde Allah-İnsan-tabiat arasında anlamlı bir bütünlük vardır. Evrende hiçbir şey boş, saçma ,anlam ve amaçtan yoksun değildir. Şeriati’de Allah –insan-tabiat ilişkisi sürekli bir etkileşim içindedir. Bu anlamda o ne varlığı maddeden ibaret gören materyalistler ne de varlığı saf bir düşünce olarak algılayan idealistlere yaklaşmaz.

Şeriati’nin bilgi felsefesinde, İslami yenileşmeyi amaçlayan diğer aydınlarda olduğu gibi, içtihat önemli bir yer tutar.  Afgani ve Abduh’la başlayan İslami uyanış hareketinin en önemli temellerinden biri içtihat kapısının açılmasıdır. Şeriati, bu çabayı desteklediğini eserlerinde Afgani ve Abduh’un ismini açıkça anarak onaylar. İçtihat, İslam’ın ilerici,değişimci yönünü öne çıkaran,yeni durumlara uymasına imkan tanıyan, onu yenileyip diri tutan bir araçtır.

 Şeriati’nin tarih felsefesi, Habil-Kabil kıssası ve göç olgusu çerçevesinde şekillenir. O Batı sosyolojisini İslam düşüncesine uyarlayarak başarılı bir analiz yapmıştır.  Şeriati göçü medeniyetlerin oluşum faktörleri arasında saymıştır. Nitekim İslam medeniyetinin oluşumunda Mekke’den Medine’ye gerçekleştirilen Hicretin önemli bir yeri vardır.

“Dine karşı din”de, tarihteki asıl mücadelenin din ile dinsizlik arasında değil, dinin kavramsal sistemini bozarak ve semantik müdahale ile yeniden yorumlayarak oluşturulan karşı din arasında olduğunu savundu. Muhammedi İslam-Emevi İslam’ı, Ali Şiası-Safevi Şiası bu kavramsallaştırmanın ürünleridir.

İslam’ı yeniden kurarak bir İslam bilim oluşturma çabasına girişti. İslam’ı bir ideolojik söylemle yeniden inşa ederek hayata hakim olmasına çabaladı. Buradan hareketle tevhit,Habil,Kabil, Belam, Karun, Firavun… gibi kavramları güncelleyerek, tarihte kalmış ölü kavramlar olmaktan çıkarıp işlevsel hale getirdi.

Şeriati, analizlerinde aydın kavramını öne çıkarır ve toplumsal dönüşümdeki sorumluluğu aydının omuzlarına yükler. Entelektüel ve İran’ın dini hayatında merkezi bir yer tutan molla kavramı ile Batıcı aydın kavramlarını olumsuzlar. Ona göre belli bir alanda bilgi birikimine sahip olmuş, halkının dertleriyle ilgilenmeyen ve çıkış yolu göstermek için çaba harcamayan kişiler aydın olamazlar; çünkü aydın içinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarsız kalmayan, dahası sorumluluk yüklenen kişidir.

Ali Şeriati ne kadar başarılı oldu? Sorusu önemlidir. İran devriminin en büyük ayaklarından biri olduğu söylenir. Asıl etkisi üniversite gençliği üzerindedir. Batılı bilgiyle tanışan duyduğu hayranlık nedeniyle kendi toplumuna ve onu oluşturan dinamiklere yabancılaşan sahte aydınlarla mücadele etti. Mücadelesinin diğer yanı da geleneksel dini anlayışın aktörleri olarak gördüğü mollalara karşı idi.

Kuşkusuz bütün bu uyanış çabalarına karşı Ali Şeriati’nin hayallerinin gerçekleştiğini söylemek zor. Muhammed Rıza Serkeşik’in ifadeleriyle Ali Şeriati’nin şikayet ettiği eleştirdiği olgular hala gündemdedir ve varlıklarını bütün ağırlığı ile sürdürmektedir:

“Ey Ali! Sen söylenmesi gerekenleri söyledin,işitmediler. Yazılması gerekenleri o sana has üslubunla yazdın okumadılar ve okumuyorlar. Hala Mafatih’ul Cenan ve Risale İslamı, Kur’an ve Nehc’ul Belağa İslam’ına geçit vermiyor. Ve hala safevi Şiası Ali’nin Şiasına galebe çalıyor. Hala dine karşı din,hala hakikat maslahata feda ve hala dindarlık modernizme kurban. Hala mersiye okuyanlar Kur’an’la ilgili çalışmalar yapan talebelerden daha önemli. Ve hala ‘şefaat ve ‘aracı edinme kılıcı bu ümmete eman vermemek için cennet kapılarının anahtarı durumunda.

Ve hala ‘Kasitiyn’ , ‘Markitiyn’ ve ‘Nakisiyn’ pazarı faaliyette. Ve eğer imkan sahibi iseler ‘Zer’, güç yetiriyorlarsa ‘Zor’ sayesinde Kur’an’ı mızraklarının uçuna takmaya devam ediyorlar.(Sizi Rahatsız Etmeye Geldim, Ali Şeriati Yıllığı, Editör: Mustafa Yılmaz,Gezgin yayınları)

Hala tarihte kabil ve onun temsilcileri hakim durumda. Kabil’in üç yüzü olarak ifade ettiğin Firavun Karın ve Belam işbirliği içinde sömürüye devam ediyorlar. Hala kendi dini ve toplumsal gerçekliğinden habersiz sahte aydınlar toplumlarını aline etmeye uğraşıyor ve hala Filistin İşgal altında ve buna yenileri ekleniyor.

 Şeriati, özellikle öğrenci olayları ile gündeme gelen sol eylemciliğin yükselişine tanık olunduğu, Marksizm’in bütün ağırlığı ile egemen olduğu bir dönemde Marksizm’in analizlerinden de yaralanarak yeni bir İslami dil ve öğreti oluşturmaya gayret etmiştir. Böylece üniversite gençliği üzerinde egemen olan Sol-Marksist kültürün etkisini önemli ölçüde azaltmıştır.      

Şeriati’nin İran devrimine olan katkısı hep tartışma konusu olmuştur. Şurası açık ki,devrimden önce ölen Şeriati’nin özellikle üniversite gençliği ve aydınlar üzerinde büyük etkisi olmuştur. “Devrimin önde gelen şahsiyetlerinden şehit Ayetullah Beheşti, Şeriati’nin çalışmalarının devrimin taşıyıcısı genç neslin yetişmesinde önemli katkılar sağladığını belirtmiş, devrimin başka bir ideologu Ayetullah Telegani ise Şeriati’nin yeni bir mektep oluşturduğunu gençleri devrimci harekete kazandırdığını vurgulamıştı. O,sosyal bilimlerin İslami ilimlere dahil edilmesi düşüncesini en iyi simgeleştiren,karşıtlarının konuştukları dile iyice vakıf , batı ve Doğu’nun kültürünü derinlemesine tahlil edebilen bir fikir ve aksiyon adamıdır. “( İlyas ba Yunus’tan aktaran Bülent Şahin Erdeğer, Sizi Rahatsız Etmeye Geldim.)

Şeriati’nin ilk öğretmenin dediği babasından başlayan öğrenme süreci Doğu ve Batı düşüncelerini özümsemesiyle sonuçlanır. Sonuçta ortaya kendisinin tanımıyla çok yönlü bir alim ve aydın çıkar.

Şeriati’ye göre İslam dünyasının içine düştüğü durumdan kurtulması için yeni bir diriliş hareketi başlatılmalıdır

“1- Toplumun dindarlarını ve özgürlük düşüncesi sahiplerini bir araya getirmek.(Vahyi sorumluluk çatısı)      

2- Toplumda muharref, yozlaşmış din anlayışına karşı mücadele.

3- Egemen Batı kültürünü tanımak ve tanıyarak bilinçli şekilde Batılılaşma için mücadele. Batılılaşmış gençliği ıslah.

4- Öze dönüş( gelenekten ve modernizmden vahye dönüş       

(Sizi Rahatsız Etmeye Geldim,Editör Dr. Mustafa Yılmaz, Ali Şeriati: Devrimci Bir Günce(1933-1977), Bülent Şahin Erdeğer)

Şeriati’nin amacı gelenekçi ve modernist anlayışlara karşı bir öze dönüş hareketi başlatmaktır. Aslında öze dönüşten kast ettiği ,topluma dinamizm ve hareket kazandıran İslam’a dönüştür. Öze dönüşün önündeki en büyük engel İslam toplumunu donuklaştıran ve sorumluluktan uzaklaştıran Cebriye ve Mürcie akımları ve bu akımların yarattığı zihinsel tutumdur.

Şeriati, İran devriminin gerçekleşmesine büyük katkıları olan bir insandı. Özellikle üniversite gençleri arasında büyük bir etkisi vardı. “İmam Humeyni’den sonra ikinci katalizör kabul edilmesi gereken Dr. Ali Şeriati hakkında herhangi bir tartışma, hemen hemen,  yok gibidir. İran dışından çok kişi tarafından tanınmış olmayan, fakat İran devrimi öncesi eğitimli ve gençler arasında büyük bir etki üreten bir adam”dır.(Unutulmuş Devrimci Ali Şeriati, Sizi Rahatsız Etmeye Geldim)

Şeriati, İslam’ı asli kaynaklarına döndürmeyi amaçlayan yenilikçi damarı temsil etmektedir. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr