• BIST 92.708
  • Altın 209,327
  • Dolar 5,2950
  • Euro 6,0348
  • İstanbul 18 °C
  • Adıyaman 14 °C
  • Ankara 14 °C

Allah Ekber

Abdullah YEKTA

Bir zamanlar ezan “Tanrı Uludur. Tanrı Uludur…” şeklinde Türkçe okunurdu. Çok garip bir söylenişti. O zaman bu yapılanlar insanı dehşete düşüren şeylerdi. İnanan hafızalarda hala o dönemin izleri mevcuttur. Biz görmedik fakat bu yapılanlar, namuslu olan her ateisti dahi rahatsız edecek düzeyde iğrenç ve patavatsızca dine müdahaleydi.  
“Tanrı Uludur. Tanrı Uludur…(Şairin dediği gibi) Babam cumhuriyetin kuludur.” Evet, resmen insanların köleleştirilmek istendiği, tek tip insanın yetiştirilmek istendiği bir dönemdi. 1940’larda askerlik yapan yaşlı insanlarımızı dinleyin, işin vahametini göreceksiniz. Camilerin at ahırı yapıldığı, Kur’an-ı Kerimin yasaklandığı, Allah kelimesinin dahi kullanılmasına müsaade edilmeyen bir dönemdi. O dönemde askerlik yapan yaşlılarımız bunları iyi hatırlarlar. Ben şahsen askerlikte, 28 Şubat döneminde Allah kelimesine müsaade edilmediğini, tanrı kelimesinin yerine Allah kelimesini kullananların cezalandırıldığını gördüm.
Cumhuriyet döneminde laiklik bahaneleriyle Yahudi ve Hristiyanların dini mekânlarının yönetimi Yahudi ve Hristiyanlara bırakılırken %95 Müslüman olan bir ülkede Müslümanlarla ilgili din işleri devletin bir bakanına bırakılıyordu. Diyanet İşleri Başkanlığı belki imansız, din ve diyanet ile hiç bir alakası olmayan bir ateist bakana da bırakılabilirdi. Dini kurumun başındaki kişi hükümetin bu bakanının emrinde olurdu. Müslüman kesimin dini özgürlükleri söz konusu bakanın iki dudakları arasında çıkan ifadelere bağlıydı. Cumhuriyetin başlangıcından bu yana İslami kesime bu haksızlıklar yapıldı.
1960, 1970, 1980 ve 28 Şubat dönemlerinde kanun ve yönetmeliklerle Müslümanların dini inanç ve hayatlarına müdahale edildi. İnsanların giyim kuşamlarına, dini yaşam alanına; camii, vakıf ve derneklere müdahale edildi. İnsanlarımız düşüncelerinden, giyim kuşamlarından ve inançlarından ötürü üniversite kapılarında bekletildi. Okumakta ısrar edenler kovuldular.
İnsanların nasıl inanacaklarına, nasıl giyineceklerine müdahale etmek, insanlara rablık taslamaktır. Üç beş kişiden oluşan bir takım kurumlar insanın dini inançlarını belirleyemez, onların giyim kuşamlarına müdahale edemez. Dini inanç ve ibadetler insanın evrensel haklarıdır. Bunlar kanunla belirlenemez. Şimdiye kadar yapılıyordu, denilebilir fakat şimdiye kadar yapılan despotluktu, faşistlikti. Şimdiye kadar yapılanları özleyenler zerre kadar insanlıktan nasibini alamamış kimselerdir.
90 yıl boyunca bu ülkede insanlara; Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap, Ermeni vs. herkese okulların önünde “Türküm, doğruyum, çalışkanım…”, “ Ne mutlu Türküm diyene.”, “ Varlığım Türk varlığına emanet olsun.” vs. bilimsellikten ve insanlıktan uzak şeyleri söylettiler. Her sabah okulların önünde ilkokul çocuklarına sisteme bağlılık yemini olan andımızı tekrarlattılar.  2013’te kaldırılan andımızı bugün insanların hayatına müdahale etmek isteyenler tekrar getirmenin peşindedirler. Belli ki bu ülkede birileri tekrar faşist devlet özlemi içindedirler.
Kimse insanlara din dayatma hakkına sahip olmadığı gibi sabah akşam sisteme bağlılık yeminleri de ettiremez. Biz, Hitler Almanya’sında, Musullini İtalya’sında ya da Lenin Rusya’sında değiliz ve orada yaşamıyoruz. Yönetmek, insanların dinsel alanlarına müdahale etmek değildir, olamaz da. Aciz yöneticiler insanların dinlerine, giyim kuşamlarına karışırlar. Siyasette, ekonomide ve bilimde beceriksiz olanlar, beceriksizliklerini insanların giyim kuşamlarına ve dini inançlarına karışmakla örtbas ederler.
Yöneticilerimizden istediğimiz, kamusal alan nedir, dini alan nedir, nerede başlar ve nerede biter? Bütün taraflar gözetilerek bunların belirlemeleridir. Eğitimde, istihdamda ve yönetimde bu konuların netleştirilmesi gerekir. Dini birtakım hak ve özgürlüklerimiz iki gün sonra iş başına gelen yeni bir iktidarın merhametine kalmasın. Rastgele her gelenin müdahale edemeyeceği şekilde düzenlemeler yapılmadır.
Selam ve dua ile.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr