• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Alternatif Bir Eğitim Kuruluşu: Kütüphane

Abdullah YEKTA

Okumanın yaşı yok derler, fakat hepimiz de bu iş benden geçti, yaşım ilerledi, gidip ders sıralarında oturacak halım yok artık. Ağaç yaşken eğrilir. Belli bir yaştan sonra okuma zor olur, deriz. Oysaki bu tembelce gerekçelerimizi ters yüz eden bir gerçek vardır: O da kütüphanelerdir. Bugün kütüphaneler, alternatif bir eğitim kurumudurlar. Yedisinden yetmişine kadar herkesin mekânı olabiliyor. Yaşım geçti, orası bana uygun değil, gibi mazeretler kimsenin aklına gelmez. Çünkü kütüphane okuma yeridir. Evde, okulda ve başka yerlerde okumaya engel durumlar olabilir fakat kütüphanede okumaya engel hiçbir şey yoktur. Tek engel tembelliğimiz ve kaprislerimizdir.                

Eski bir Müslüman geleneği olan ve günümüzde de gelişmişliğin bir ölçüsü olarak kabul edilen “kişi başına düşen gazete oranı, yine kişi başına düşen kitap oranı ve en önemlisi de kitap okuma oranı” ne kadar medeni olduğumuzun ve ne kadar bilinçli bir toplum olduğumuzun bir göstergesidir. İnsanımızı kitap okumaya teşvik etme gibi bir alışkanlığımız maalesef çok zayıftır. İnsanımızı, sırtındaki elbiseyle, elindeki cep telefonuyla, bindiği araba ve kullandığı lüks eşya ile değerlendirir olduk. Okuyor mu? Yazıyor mu? Kitap okuyan bir insan mı? Düşünen birisi mi? Bunlar aklımızın ucundan geçmiyor.                

Bugün üreten toplumlar, okuyan toplumlardır. Maalesef toplumumuz bugün, üreten toplumların para karşılığı yapıp ta sattığı bilgisayar ve cep telefonu oyunları ile oynamaktadır. Gençlerimiz akıllı(!)telefonlarla sosyal medyada vakitlerini öldürmektedirler. Gençliklerini internette çürüterek vakit geçirmektedirler.

Ne mutlu bu günlerde, elinde kitap olanlara! Hangi kitap, diyebilirsiniz? Benim için bütün kitapların anası olan bir kitap vardır. Fakat yeter ki kitap okunsun. İnsanımız isterse Teksas ve Tomiks okusun.         
Tom ve Cery okusun, fark etmez. Yeter ki okusun.  Okuyan insandan topluma zarar gelmez. Bizim medeniyetimiz kitap merkezli bir medeniyettir. Medeniyetimiz, kitap medeniyetidir. “Oku yaratanın Rabbinin adıyla…” der. Bunun için ne mutlu okuyanlara!                

Bugün insanımızın kitapla tanışması ve tanıştırılması gerekir. Kitapla tanışacak mekânlara gitmesi gerekir. Bu mekânların özendirilmesi gerekir. Geleceğimizi kazanmak istiyorsak okumaya yatırım yapmamız lazımdır. Kütüphanelerimizin bu iş için iyi dizayn edilmesi gerekir. Yolunu şaşırarak oraya uğramışsa dahi kişinin, tekrar oraya gelmesi için bir özlem duyması gerekir.  Bunun için kütüphanelerimizin hem kitap ve hem de kütüphanede hizmet verecek eleman açısında yeterli olması lazımdır. Yine oraya okumaya gelen insan için bir okuma ortamı olmalıdır.

               
Okuma ve araştırma gelişti. Kütüphaneler dijital ortamda da hizmet vermektedirler. Aradığınız bilgi başka şehirde ve başka ülkede uzak bir kütüphane de olabilir. Bunun için de teknolojik altyapı olmalıdır. Kâhta’daki kütüphanemiz bu konuda ne kadar hizmet vermektedir. Gençlerimize ne kadar yardımcı olabiliyorlar.  Okuma ortamları uygun mu?  Psikolojik olarak insanımız rahat bir ortam bulabiliyor mu? Bu ortamları da istismar edenler var mı?

Buraya ders çalışmaya gelen gençler büyük çoğunlukla üniversite sınavına hazırlanan gençlerdir. Tahmini olarak buraya günde 500 kişi gelip yararlanmaktadır.  Bu yoğunlukta kullanılan bir kütüphanenin hiçbir bahane ile ihmal edilmemesi gerekir. İlgilenen görevli personel yeterli düzeyde değildir. İki tane büyük salon kullanılmaktadır. Gerektiğinde bu iki salonun sessizliğini sağlayacak personelin bu salonlarda bulundurulması gerekir. Personel yetmiyorsa başka kurumlardan buraya aktarılmalıdır.                

Buraya okumaya gelen gençlerin rahatsız olduğu konulardan biri de şudur:  Kimi zaman okuma ile alakası olmayan gençler buraya takılmaktadırlar. Fuzuli olarak masa işgal ediyor ve başkalarının bu mekânlardan yararlanmasına engel olmaktadırlar. Yeterli personel olursa bu sıkıntı yaşanmaz. Gençlerin daha rahat okumaları için salon sayısı çoğaltılabilir. Yine salonlardan biri bayanlara, diğeri erkeklere ayrılabilir.  Bu şekilde durumun istismarı da önlenmiş olur. 

Bir başka husus Kâhta gibi büyük bir nüfusa sahip olan bir ilçenin kütüphanesi halen görevli bir memur kadrosuyla idare edilmektedir. Nüfusu buradan daha az olan yerler (örneğin Şanlı Urfa-Hilvan, Elazığ-Sivrice) kütüphane müdürlüğü kadrosuna sahiplerdir. Neden Kâhta böyle bir imkâna sahip değil?  Milli Eğitim ve Kültür bakanlığı okuma için her gün, her yerde etkinlik düzenlerler. Milyarlarca para harcarlar Kâhta’nın payına hiçbir şey düşmüyor mu? Yoksa bizim siyasetçilerin aklına bu tür güzel şeyler gelmiyor mu? Bir ülkenin geleceği eğitim ile kazanılır. Uzun vadeli yatırım yapılmalı, günü kurtarmaya yönelik siyaset istemiyoruz.

Unutmayalım ki kimi insan, ömrü hayatında bir kere buraya gelebilir. Bir daha o insanı bu mekânlara getirmemiz mümkün olmayabilir.  İnsanı kaçırma gibi bir lüksümüz yoktur. Bu mekânları cazibeli hale getirmek gerek.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr