• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

Ana Dilde Eğitim

Adem Ballı

Türkiye’de asırlık bir sorun Kürt sorunu. Bu sorunun en temel saç ayağı ‘ana dil’. Neden ana dil; çünkü totaliter devlet anlayışının yıllarca süren yok sayma ve baskı politikaları neticesinde bir halkın dili asimile olmuş, insanlar kendi öz dillerini konuşmaktan çekinir hale gelmişlerdir. Öyle ki bu dil ile şiir yazılması, şarkı söylenmesi, dergi, gazete çıkartılması, tv yayını vs, yazılması çizilmesi söylenmesi kısaca dilin konuşulması dahi yasaklanmıştır.

Yani Allah’ın bir ayeti yok edilmeye; bir halk öz benliğinden kopartılmaya çalışılmıştır. Ana dil sorunun ortaya çıkış sebepleri bu çerçevede olagelmiştir.  Çok detaylandırmıyorum;çünkü çıkış sebepleri meselesi başlı başına bir konu olarak işlenebilir.

Tarihi süreçler içerisinde ‘ana dil’ sorunun çözümü ile ilgili bazı adımlar atılmış olsa da bunlar yeterli düzeyde olmamıştır. En belirgin adımlar şu son on yılda atılmış kayda değer iyileştirmeler olmuştur.

Bunlardan bazılarını hatırlamak gerekirse özellikle ilk aşamada dilin gündelik hayattaki kullanım alanları genişletilmiş Kürtçe şiir, şarkı, dergi, gazete, radyo, okullarda seçmeli kürtçe dersi  ‘farklı dil ve lehçeler’ başlığıyla yasal güvenceye kavuştulmuş ve en son geçen sene hükümet tarafından ana dilde eğitim verilmesi ile ilgili özel okulların açılması da sağlanmıştır.Tabii bitti, bu kadar yeter denemez elbette bu çözüm perspektifinin  genişletilmesi gerekir.Çözüm sürecine paralel ana dilde eğitim  devlet eliyle de çok fonksiyonel bir şekilde ele alınmalıdır.

Ana dilde eğitim elbette her halkın her ulusun en temel en fıtri hakkıdır. Bu hakkın talep edilmesinde şimdiye kadar ki söylemlerin çok da realiteye uyduğunu göremiyoruz maalesef.

Şöyle bir gerçeklik var; yaklaşık doksan senedir hiçbir şekilde eğitim dili olma tecrübesi yaşamamış bir dil Kürtçe. Yani sahada Kürtçe ile Kürtçe dersi verecek Matematik, Felsefe, Fizik, Kimya, Biyoloji bildiğiniz ne kadar bilim ilim dalı varsa bunları öğretecek personel  nerdeyse hiç yok.

Durum böyleyken tepeden inme anlayış ile getirin hemen sadece Kürtçe ile bu eğitimi verecek okulları kurun ve işletmeye çalışın. Bu bugünkü şartlarda bahsettiğimiz çerçevede mümkün gözükmüyor.Bunun yerine tedrici bir politika ile öncelikle bu dili eğitim öğretim düzeyinde konuşacak insanların yetiştirilmesi sağlanmalı. Bu insanların sayısının artmasına paralel üniversitelerde Kürdoloji bölümleri artırılmalı. Bu bölümlerden  mezun olanların çeşitli bilim dallarında kendilerini geliştirecek ortam devlet tarafından sağlanmalı diye düşünüyorum. Elbette bahsettiğimiz bu aşamaların gerçekleştirilmesi için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve daha fazla yetki verilmesi ön şart olmalıdır.Dünyadaki örneklerine göz attığımızda bu süreçlerin daha çok bölgesel ve yerel yönetimler tarafından bazen direkt devlet desteği bazen özel sektör tarafından yürütüldüğü görülecektir.Bu konuda SETA PERSPEKTİF’in yaptığı ANA DİLDE EĞİTİM : DÜNYADA YAYGIN UYGULAMA MODELLERİ adlı çalışma dikkate değer fikirler sunmakta ve realiteyi gözetmektedir.

 

Ana dilde eğitimin bugünlerde yeniden gündeme gelmesi son süreçte yaşanan bazı olaylardan kaynaklı…

Diyarbakır, Hakkari ve Şırnak’ta bazı sivil toplum kuruluşları tarafından resmi  prosedürleri tamamlanmadan açılan Kürtçe özel okullarının kolluk kuvvetleri tarafından kapatılması neticesinde yaşanan gerginlikler oldu.

Tabii medyaya “Kürtçe okullar kapatıldı” “her zaman ki gibi devlet Kürtçe hazımsızlığını gösterdi” gibi meselenin içi yüzünden bağımsız  bilinçli algı oluşturma haberleri bölgeyi gerdi ve istenmeyen olaylar yaşandı.

HDP cenahının; özellikle Kürt sorununa dair sorunların peyderpey çözülmeye çalışıldığı bir dönemde ortamı gerecek davranışlarda bulunması bu meselelerdeki sorunlu ve “tahrik” endeksli politikalarının ürünü.Bu tahrik politikalarına  ilk defa şahit olmuyoruz. Kürtçe seçmeli derslerinin ilk uygulanmaya başladığı  günden itibaren müntesiplerinin bu derslere baş vurmamasını istemeleri ve bu yönde politika yapmaları ve yapıyor olmaları yine şahit olduklarımızdan.

Yıllardır politikalarını ulusal perspektiften geliştiren HDP’nin Kürt sorununa dair somut çözümlerde aktif rol almadığı  görülmektedir. Buna örnek olarak  yaklaşık bir senedir özel okul yasası geçmiş ama HDP örnek bir Kürtçe özel okul açma girişiminde adam akıllı bulunmamış ne yazık ki kendi sınavını başarı ile verememiştir.

Bu olayların sonucunda  birçok okul yakılmış, olan yine bölge halkına olmuştur.Bu tarz siyasetin bölgede sürekli gerilim sürekli kargaşa ortamı oluşturduğu aşikar.Çözüm sürecinde inşa edilmeye çalışılan “siyasetle iletişimle” çözüm modeli baz alınmalı, bu yollar esasa oturtulmalıdır.

Bu ülkede Kürt sorununu ve buna bağlı olarak ana dilde eğitim sorununun çözümünü isteyenler sadece HDP veya bileşenleri değildir.Ak Parti, CHP (MHP’nin tavrı malum) meclise girmemiş diğer parti mensupları da bu sorunun çözülmesini arzu ediyorlar.Nerden mi  anlıyoruz çözüm sürecine olan destek araştırmalar bizi yanıltmıyorsa %80 ve 85 dolaylarında…

 Ve bu büyük yüzde bu sorunun çözümünü isterken sağ duyu ile sabrederek toplumu germeden istiyor ve  işi temsilci olarak gönderdiği siyasetçiye havale ediyor. Yani arzu edilen şudur : Kürt ulusal çizgisinin de bu çoğunluğun hassasiyeti ile hareket etmesi şiddet politikalarını terk etmesidir.Akil ve mümeyyiz aklın hakim olması dileği ile...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr