• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Ancak İşitenler Çağrıya Kulak Verirler

Abdullah YEKTA

“Ancak işitenler (çağrıya ) kulak verirler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O’na döndürülürler.” (En’am, 36.)

 Çağrıyı, çağrıya kulak verenler ve işitenler kabul ederler.  Dinlemeyen, işitmeyen ve dinlemek istemeyen icabet etmez. Yapılan çağrıya gelmek ve çağrıya olumlu cevap vermek için dinlemek gerek, dinlemiş olmak gerek. Diyaloga yanaşan, sohbet etmeyi isteyen kişilerle diyaloga girmek gerekir. Allah, elçiyi dinlemeyen, dinlemek istemeyen kimseleri ölü bedenlere benzetmektedir. Sen onları diriltemezsin; onları ancak Allah diriltir.  Ölüye can verecek olan Allah’tır.  Kafalarında birtakım önyargılar oluşmuş olan insanlara bir şey anlatamazsın. Düşünce açısında o insanlar birer ölü bedenlerdir.

Kur’an’nın birçok yerinde, melekler, cehenneme sevk edilenlere: “ Size Allah’ın elçileri gelmedi mi?” diye sorduklarında onlar,  “Evet, geldiler fakat biz onları (dinlemedik) yalanladık. Şayet biz onları dinleyip akıl etseydik cehenneme girenlerden olmazdık.” derler. (Mülk, 9-10; Zümer,71.)

 Kur’an, çağrının dirilere olduğunu, ölülerin çağrıya cevap veremeyeceklerini ilan eder.  “Sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” (Neml, 80; Rum, 52.)

Sapıklıkları içinde zehirlenenleri sen hidayete erdiremezsin.  Sen ancak çağrıya kulak verenlere, çağrıyı ulaştırabilirsin. Onlar çağrıya kulak vermezler. Kur’an, davet edilecek olan kişilerin şahsiyetlerini bize resmediyor ve sözü dinlemeye müsait olmayana çağrının bir fayda veremeyeceğini hatırlatıyor.

Bir ideoloji ile zehirlenenler başkalarını dinlemezler. Doğru veya yanlış fark etmez, ideolojik körlük yaşayanlar başkalarının fikirlerine kulak vermezler. Bunların, başkalarını dinlemeleri mümkün değildir. Kendilerine bir şeyin anlatılacağını anladıklarında kulaklarını tıkarlar, yollarını değiştirirler.

 Bu olgu, ister farklı dinler arasında olsun ister aynı dinin farklı mezhep ve fraksiyonları arasında olsun fark etmez, bir problem haline gelmiştir. Bu aşamada fikir, ideoloji, mezhep ve fraksiyon birer put halini almıştır.  Bu insanların önyargılarını yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur. Düşünülmeden, akıl edilmeden bir kabul söz konusudur. Oysaki Allah Teâlâ “akıl etmez misiniz, düşünmez misiniz ve tefekkür etmez misiniz?” sorularıyla sürekli bizi uyarmakta ve düşünmemizi istemektedir. Aklı olmayanın dini de yoktur; tefekkür etmeyenin dini kavraması (tefekkuh) da mümkün değildir.

 Bu konu öyle tehlikeli boyuta gelmiştir ki bir gruptaki bir Müslüman, başka bir gruptaki Müslüman’ın okuduğu ayet ve hadisi dahi duymak istememektedir.  Kur’an Müslümanlığı ifadesi dahi sakıncalı ifadeler arasına girmiştir.  Ne günlere kaldık! Şu ayeti okuma bu hadisi okuma! Müslüman neden ayet ve hadisi dinlemekten imtina etsin?  Oysaki ayet ve hadis okunduğunda gerçekten iman edenlerin gönlü hoş olur; inanmayan münafıkların de kalbi daralır.

Müslüman, ayet ve hadise zıt olan, ayet ve hadise uymayan mezhebi ve fikri, inanç ve düşüncelerinden vazgeçmelidir. İnsanın kendi yanlış düşünce ve tutumlarından vazgeçmesi bir erdemdir. Ancak akıl sahipleri ibret alır ve çağrıya kulak verirler. İşitmeyen ve çağrıya kulak vermeyenler olumlu düşünemezler.

Selam ve dua ile.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr