• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Anneler ve Kızları: Mücadeleyi İçeriden Kaybetmek

Abdurrahman ÖZKAN

Aile, toplumsal mücadelenin ilk alanıdır. Çocuklarımızın daha iyi bir eğitim almasını, yarına daha iyi hazırlanmasını mı istiyoruz; doğru eğitim ve disiplinin ilke ve kabullerini önce aile fertleri ve ortamında yaşatmamız gerekiyor. Aile olarak varlıklı bir hayat mı yaşamak istiyoruz; bir çalışma ve israftan kaçınma disiplinin ve ahlakının ailemizde olması lazım.inandığımız inanç, ahlak ve değerlerden kopuk bir yuva kurmaları -mümkün değil ama mümkün olsa da- vebali bizim boynumuzda olacaktır.

Çocukların, gençlerin sevgi ve saygı bilmemelerinden şikayet etmeden önce biz yetişkinlerin onlara nasıl davrandığımızı uzun uzun düşünmesi lazım. 28 Şubat’ın üzerinden çok geçmedi, dindar insanların üzerindeki baskılar azaldıkça, dindarların hassasiyetlerinde de gittikçe bir rahatlamanın dillendirildiği göze çapıyor. Hem dini yaşamak isteyenler hem de çocukları açısından... fakat ebeveynler ile çocuklarının tercihleri farklı olmaktadır. Anne çarşaflı-eşarplı, kızı değil. Baba namazlı-niyazlı, oğlunun ezan-sala duyduğu yok sanki.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, toplumda dindarlaşma iddiaların aksine, özellikle başörtüsü konusunda, , dini anlayış ve vecibeleri yerine getirmede azalma olduğunu gösteriyor. Bugün hukuksal olarak eğitim ve iş hayatında dindarlar belki daha rahatlar, ancak öyle anlaşılıyor ki seküler kültürün etkisi daha baskın bir çekiciliğe sahiptir. İnternet sayesinde mahalle diye bir şey de kalmadı hani. Herkes birbirini tanıyor veya görüyor. Bir mahalle veya ortam baskısı varsa o da dindarların hissettiği baskıdır demek daha doğrudur.

Siyasi iktidarın politikaları neticesinde dindarların önündeki birçok engel kalkmış durumda. Bu nedenle çocuklar ile ebeveynlerin dini yaşama tercihlerinin farklılaşması, fiziksel bir baskıdan çok bir psikolojik rahatlama ve ekonomik refah ortamının yakalanması ile ilgili olduğu sonucu çıkıyor.

Genel olarak, sekülerleşme ya da dünyevileşme, dindarların dini yaşamdan uzaklaşma ile ilgili her zaman gündeme getirdiği bir endişenin adı olmuştur her zaman. Tüm vahiy kitaplarında olduğu gibi Kur’anda ve peygamberler döneminde da bu endişeler farklı şekillerde dile getiriliyor. Dünyayı ahirete tercih etmek gibi. Ancak medya teknolojilerinin hızla geliştiği son yirmi beş yılda kültür ve inançta kuşaklar arasında çok hızlı bir farklılaşma görüldü. 80’lerde rahmetli Timur Taş hoca, kaydedilen bir vaazında, çarşaflı anne ile 14-15 yaşlarındaki kızının dizüstü etek giyimini örnek veriyordu. Tabi mütedeyyin ebeveynlere taş yağdırıyordu, gençleri “oğlan züppe, kız hoppa” olarak yetiştirdikleri için.

TRT’de yayın hayatına başlayan “Anneler ve Kızları” yarışma programında başörtülü anneleri ve kısa etek, askılı bodyli kızlarını görünce Timur Taş hocayı hatırladım. Şimdi artık onun kullandığı deyimleri kullanmak anlamsız oldu. Anneler, şuh giyinen kızını süzüp süzüp ‘maşallah’ çekiyor, ‘kızımız pek de güzel, filinta gibi’nazar değmesin diye ‘felak-nas’ okuyor. Kızları örtülüyse de nikâh töreninde, düğün merasiminde açılmasına ‘özel günüdür, gençtir, bugün de açılsın, ne olacak’ diyor. Çocuklarının kız-erkek arkadaş edinmelerini, zamansız mesafesiz görüşüp vakit geçirmelerini ebeveynler ‘gençtir, arkadaşı-sevgilisi olacak tabi’ noktasına gelmiş bulunuyor.

Tv, radyo ve internet ortamındaki yaygın dini program, zorunlu din dersleri ve her mahalledeki Kur’an kurslarında verilen eğitimler, refah ortamında dünyevileşme karşısında toz-buz olup uçuyor demek ki.  Ebeveynlerin, özellikle annelerin ve kızlarının tutum ve hassasiyetleri, babalarının da oğullarının da tutum ve hassasiyetlerine yansıyacaktır. Boşanma furyasına da ancak onlar set çekebilir.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr