• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Ap Bilo Nalları Dikmiş!

Ahmet İNAN

Günlük hayatta kullandığımız konuşma dilimiz aslında birçok yanlışlıkla doludur. Bu yanlışlıklar bazen başımızı belaya sokar bazense biz sadece pot kırmakla kalırız. Sonra toparlamaya çalışırız konuyu, onu da yapamayız. Konuştuğumuza pişman oluruz. O zaman dersimizi alır, konuşmanın da bir hüner gerektiğine inanırız ama iş işten geçer.

Geçen yaz şahit olduğum bir olayı anlatarak konuya biraz daha açıklık getirmeye çalışayım. Bir yaz günü ayrıldım şehirden. Çobanlık yaparak giçimini sağlayan bir dostumu ziyaret etmek için. Yazın yöremizdeki insanların harıl harıl çalıştığını görürsünüz. Bir ekmek için gecesini gündüzüne katar aileler. Herkese göre bir iş vardır. Yoğun iş yükünün yanında köylerin güzel tarafıları da yok değil. Yorgunluğun ardından yaz akşamları, evlerinin önlerinde ya da damlarda kurulan dinlenme yerlerinin sefası anlatılmaya değer doğrusu. 

Herkes yaz günü, dışardaki gölgelikte oturuyordu. Misafir olduğum evsahibi ile komşusu kardeşti. Bizim oturduğumuz gölgelikleri sadece bir duvar ayırıyordu. Akşam yemeğine oturmak için hazırlıklar yapılırken dostumun büyük ağabeyi tütün çapasından yeni dönmüştü evine. Takati kalmamıştı. Çalışmaktan adamcağızın elleri hep nasırlıydı bilirim. Beli kamburlaşmıştı, dünyanın yükünü omuzlarında taşımaktan. Herkes bilirdi adam kıt kanat geçiniyordu. Talihi yüzüne gülmezmiş. Sabahın köründen çalışmaya gider akşam hava karardı mı kendisini zar zor eve atardı.

Bir akşamüzereydi. Evsahibinin ağabeyi tütün çapalamaktan yeni dönmüştü. Kendisini hemen tandırın yanındaki gölgeliğe attı. Ve ayaklarını duvara dikti. Derken yargunluktan ah vah etmeye başladı. Konuşacak takati kalmamıştı. Oğlundan su isterken bile sesi zar zor duyuluyordu. Dili damağına yapışmış. Adamcağızda hal kalmamıştı. Yemeği beklerken biraz soluklanıyordu. Yorgunluktan soluğu çıkmasa da. Derken duvarın arkasından bizimle sohbete başladı. Sesinden adamcağızda hal kalmadığını gördüm. Misafir olduğum evin çocuğu amcasına takılmaya başladı. Adamcağız da ona takılarak kendince biraz yorgunluk atıyordu. Çok geçmeden atışmaya başladılar. Çocuk amcasına : Ap Bilo ne yapıyon? deyince Adamcağız da : Vallahi sırt üstü uzanmışım, ayaklarımı da duvara dikmişim, dedi. Çocuk amcasına söyleyeceği sözün ne anlama geleceğini bilmeden: Ap Bilo desene nalları dikmişsin! Der demez babası yanıbaşındaki lastik ayakkabısını aldığı gibi çocuğuna fırlatıp “Keri çule, insan amcasına hiç nalları dikmişsin der mi? dedi başka bir şey demedi. Benim bir anda yüzüm kızardı. Çocukcağız yarım yamalak Türkçesiyle nalları dikmek deyiminin ne anlama geldiğini nerden bilsin ki? Bu deyim insan için “ölmek” anlamında kullanılır üstelik bu deyim argodur. Hele hele büyükler için hiç kullanılamaz saygı gereği. Kullanılırsa akıbetine katlanmak gerekir. Peki argo olan nalları dikmek deyiminin nerden geldiğini biliyor musunuz? Hayvanlar öldükten sonra şişmeye başlar. Şiştikçe bacakları havaya dikilir. Haliyle nalları da havaya dikilir. Bu deyim argo yoluyla ölen insanlar için de kullanılmaya başlanmıştır.

 Belki bu durum karşısında Ap Bilo'nun ne dediğini düşünüyorsunuz? Ap Bilo'dan ses seda çıkmadı. İçinden de ne dediğini kimse bilemez. Rastdele söylenen bir sözün ne gibi tahribatlara yol açacağını varın siz tahmin edin.

Sürç-i lisan ettiysek affola....
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr