• BIST 108.769
  • Altın 144,993
  • Dolar 3,4992
  • Euro 4,1273
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 37 °C
  • Ankara 25 °C

Arapça Öğrenme Ve Konuşmadaki Bazı Zorluk ve Tespitler

Arapça Öğrenme Ve Konuşmadaki Bazı  Zorluk ve Tespitler
İkbal Kültür ve Yardım Derneği kuruluşundan günümüze kadar verdiği kaliteli eğitim ve farklı dil kursları seçenekleri ile Kahta’da farklı güzelliklere imza atmaya devam ediyor.

                         

               
                
Alanında uzman olan Suriyeli Araştırmacı Muhammed Nur En-Nemr'in Türkye'deki vatandaşların Arapça öğrenme ve konuşmada karşılaştıkları zorluklardan bazı tespitlere dikkat çekti.
               
Suriyeli Araştırmacı Muhammed Nur En-Nemr Türk Hükümetinin çocuklarına Arapça ögretmek için çok büyük çabalar ortaya koyduğunu belirterek:"Türkiye'de Arapça, İlkokul ve Ortaokul eğitim kademesinde seçmeli ders olarak, İmam Hatip Liselerinde de İngilizce ile beraber zorunlu ders olarak okutulmaktadır. Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı, İslami ilimler alanında eğitim veren İlahiyat Fakültelerinde de hem eğitim ve öğretim evresinde hem de master ve doktora aşamasında Arapça bilmek zorunlu tutulmuştur.  Tüm bu çabalara rağmen, Arapça öğretimi alanında yaptığımız gözlemler çerçevesinde değerlendirecek olursak, Türklerin Arapçayı iyice öğrenme ve onu mükemmel bir şekilde konuşma konusunda birçok engelleyici sıkıntı bulunmaktadır."dedi.
               
"ARAPÇA ONLARI ŞEREFLİ BİR GEÇMİŞE BAĞLAMAKTADIR."
Türklerin Arapça ile elde ettikleri birçok kazanım ve üstünlüklerinin olduğuna dikkat çeken Muhammed Nur En-Nemr:"Türklerin Arapça öğreniminde karşılaştıkları zorluklar, onların Arapça öğrenme azim ve isteklerini asla zayıflatmamaktadır. Çünkü, diğer İslam ülkelerinin elde edemeyip, Türklerin Arapça ile elde ettikleri birçok kazanım ve üstünlükler vardır. Arapça onları şerefli bir geçmişe bağlamaktadır. Bu, yazı dilinde Arap harflerini kullanan Osmanlı dönemi ile sınırlı değildir. Arapçaya verilen önem, onları anadili Arapça olan bir dinle buluşturmaktadır. Çünkü Arapça bilmek, onları Kur’an ve Sünneti öğrenmelerini,  manalarını ayrıntılı olarak değerlendirmelerini ve dini hükümlerde delilleri bilmelerini sağlamaktadır.
               
Yukarıda sayılan birçok sebepten dolayı Türkiye’deki birçok Türk’ün Arapça öğrenme gayreti olmasına ve Arapça birçok kelimenin Türkçe de kullanılıyor olmasına rağmen, Türkler Arapça öğrenmede ve onu iyi konuşmada sıkıntılarla karşılaşıyorlar.
               
Bu konuda bazı gözlemlerimiz şunlardır; Birçok kişi Arapça dilbilgisinden birçok konuyu çok iyi bilmesine, sözlük ve kitaplardan çok fazla Arapça kelimeyi ezberlemesine rağmen, Fasih Arapça konuşurken, konuşması birkaç cümleyle sınırlı kalmaktadır. Hatta bazıları Arapça yazılmış Fıkıh ve Tefsir kitaplarını okuyup tercüme edebiliyor ancak okuduğu aynı konu hakkında Arapça konuşmada aciz kalmakta veya konuşurken, bir metni okurken birçok hata yapmaktadır. Bu konuda en iyi örnek, günde en az on yedi defa namazda okuduğumuz ve namaz surelerinden olan Fatiha suresidir. Kişi Fatih suresinin yedinci ayetini “اهدنا الصراط المستقيم، صراط الذين ألعنت عليهم غير المغضوب عليهم ولا الضالين"” şeklinde أَنعَمتَ kelimesini yanlış okuyarak farklı bir anlam vermektedir. “Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet” demesi gerekirken, yanlış okuyarak “Kendilerine lanet ettiklerinin yoluna ilet” demektedir. Kimileri de Kur’an-ı Kerimin tamamını ve birçok Hadis-i Şerifi ezberlemesine rağmen başkasıyla Arapça konuşamamaktadır. Yine bazı kişiler Kur’an-ı Kerim’den bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifleri çok farklı Hat yazı sitilleriyle yazmasına rağmen Arapça konuşmada aynı zorluklarla karşılaşmaktadır. Şu da gerçekten şaşılacak bir durumdur. Arapça öğrenen Türklerin çoğu Arapça dilbilgisini, ana dili Arapça olan ve Arap ülkelerinin birinde yaşayan bir Arap’tan, daha iyi bilebiliyor, her kelimenin cümledeki konumuna ait gramer bilgilerini en iyi şekilde öğreniyor ancak sınırlı birkaç cümle ile Arapça konuşabiliyor. Bu durum, İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri dâhil, eğitimin her kademesinde Arapça eğitimi veren öğretmenlerde de görülmektedir.
               
Elbette ki bu sorunları ortaya koyan birçok neden vardır:
               
Birincisi : Günlük yaşam alanları olan okul, ev, sokak, lokanta ve ailede pratik konuşma eğitimi yerine geleneksel dilbilgisi eğitimini öne alan bir eğitim programının uygulanması. Bu metot, diğer dillerde de uygulanan günlük konuşma diyaloglarından ve tam öğrenmeyi gerçekleştiren görsel elektronik öğretimden de tamamen uzaktır.
               
İkincisi : Öğretmenlerin günlük hayatta kullanılan pratik konuşma ve uygulamalı modern metodu yerine, dilbilgisi öğretimine dayalı, durağan, pasif eski öğretim metotlarını uygulamaları. Bu öğretmenler, Arap olmayanlara Arapça öğretiminde kullanılan eğitim evrelerini de düzenli olarak uygulamamaktadır.
               
Üçüncüsü: Türklerin Arapça öğrenme hedefleri ile Arapça öğrenmeye olan ihtiyaç arasında çok büyük farkın olmasıdır. Bu konuda iki örnek verelim:
               
a- Dini ihtiyaçtan dolayı Arapça öğrenenler.  Dini daha iyi öğrenmeye çalışanlara göre, ki bunların çoğu Arapça öğreten öğretmenlerdir,  dini daha iyi anlamak için Arapça bilmek zorunluluktur. Bu, ister Kur’an ve Sünneti anlamak olsun ister Arapça yazılmış fıkıh, tefsir, tasavvuf ve diğer dini kitaplardaki mtinleri anlamak olsun fark etmez. Ancak bu alandaki Arapça çalışması kişiye, Kuran ve Sünnet Arapçasından farklı olan modern Arapçayı öğretmediği gibi İslam dinini öğrenme isteklerini de tam olarak karşılayamaz.
               
b- Turistik amaçlı Arapça öğrenenler. İster dini ister dinlenmek veya başka bir nedenle olsun her türlü turizm, Arap ülkelerinde özellikle de körfez devletlerinde artarak devam etmektedir. Bu da Arapça öğrenmenin önemini ortaya koymaktadır. Turizm Türk milli gelirine önemli katkı da sağlamaktadır. Ancak buradaki önemli sorun, Çoğu Arap turistin, yazı dilinde kullanılan ve birçok Arap’ın anlamadığı resmi fasih Arapçadan ziyade, halk arasında konuşulan avam Arapçayı konuşuyor olmasıdır. Arap ülkelerinin çoğunda öğretmenlerin okulda derslerini avam Arapçasıyla anlattıkları bilinen bir gerçektir. Öyleyse bu durum karşısında Türkler ne yapacak, hangi lehçeyi öğrenecek? Zira Arap devletlerin her şehrinde hatta her köyünde farklı bir avam Arapça lehçesi kullanılmaktadır.
Bu konuda önemli netice şudur; Türklerin Arapça öğrenimleri, ister dini alanda ister turistik olsun iletişim gereksinimlerini gerçekleştirememektedir. İşin en sıkıntılı tarafı, Avam Arapçasının kullanımı, resmi fasih Arapçadan daha fazla kullanılmasıdır. Fasih resmi Arapça sadece resmi konuşmalarda, Cuma namazı hutbesinde ve çok az televizyon kanalında kullanılmaktadır. İşin en garibi de, Tunus, Fas ve Lübnan televizyonlarında konuşulan farklı lehçedeki avam Arapçasını Arapların kendileri de anlamamaktadır.
               
Sonuç olarak; Türk hükümeti, Arapça iuöğretimi konusunda uzman kadroları arttırması, öğrencileri özel enstitülere Arapça öğrenmeleri için göndermesi, yine alanında uzman öğretmenleri okullarda görevlendirmesi, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılardan bu alanda büyük oranda faydalanma imkânı hazırlaması gibi çabalar ortaya koymaktadır. Bütün bu çalışmalar, ister Arapçayı yeniden öğrenme olsun isterse bilinen Arapçayı daha da ilerletme anlamında olsun,  bölgede yeni bir medeniyet rolünü hedefleyen modern Türkiye’de sürekli artan Arapça ihtiyacını kapatmaya yetmemektedir. Bu ihtiyaç ancak,  siyasi, diplomatik ve dini alanlarında çok iyi Arapça bilen ve konuşan uzman öğretmenlerden oluşan modern eğitim merkezlerinin kurulması ile giderilebilir. Çünkü Arapçayı öğrenmek ve konuşmak, ancak bilimsel ve modern eğitim metotlarla mümkün olacaktır." dedi.
Haber: Hüseyin Türkoğlu/Kahta Diyalog
Türkçeye Çeviren Mehmet ALTINDAL

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr