• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

AŞURE GÜNÜ

Abdullah YEKTA

            Annesi şehit olmuş; ancak çocuk annesinin uyuduğunu sanıp uyanması için

Başucunda bekliyor... Yer mi? İsrail'in ölüm kustuğu Gazze

           

            Aşure,   aşere (on) kelimesinden türeme el- aşir (onuncu)den gelir. Yevmül- aşir,  onuncu gün anlamına gelmektedir. Hicri aylardan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir. Hz. Aişe  ve Abdullah bin Ömer (R.Anh) rivayet edilen hadislere göre cahiliyye Arapları da  aşureyi kutlarlardı. Hz. İbrahim’den gelen bir gelenek olarak kutlanırdı. Bu günü oruçlu olarak geçirirlerdi. Peygamber(s.av)in de bu geleneği devam ettirdiği,  söylenir.

Başka bir görüşe göre aşure Yahudilerin kutladığı bir bayramdı. Onlar Firavun’un zulmünden bu gün kurtulmuşlardı. Hz. Peygamber hicretin ardından onların bu günü oruçlu geçirdiklerini görünce, sebebini sordu ve onlardan bu günün Musa(a.s) ve beraberindekilerin kurtuluş günü olduğunu öğrenince “Biz Musa’ya sizden daha evlayız’’ dedi. Hem kendisi oruç tuttu ve hem de Müslümanlara tavsiye etti. Yahudiler bir gün tutarlardı, Müslümanlar iki gün tutmaya başladılar. Ramazan orucu farz kılınınca Peygamberimiz(sav) aynı günlerde oruç tutmaya devam etti.

            Yukarıda aktardığımız her iki olayda da aşure günü oruç tutmanın İbrahimî bir gelenek olduğunu görebilmekteyiz. Doğruluğu ispatlanması mümkün olmayan bazı rivayetlere göre, Aşure günü Hz. Âdem’in tövbesi kabul edilmiş, Hz. Nuh’un gemisi karaya oturmuş, Hz. İbrahim aynı gün ateşten kurtulmuş… Bir dünya geleneği haline gelmiş. Herkesin kurtuluş gününü, bir şekilde bu güne atfetmiştir.

            Peygamber(sav)aşure günü oruç tutmakla, kendinden önceki nebilerin izini izliyordu. Biz de bu sünneti devam ettirmekle, aslında Nebi’nin izini izlemiş oluruz. Öyle bir kervanın arkasına takılıyoruz ki, bu kervan insanlıkla yaşıt. Bu kervan, insanlığın değişmez değerlerini temsil ediyor. Bu kervan, bizim imanımızı evrensel kılıyor.

            Fakat tarih her zaman güzel günlerden ibaret değildir. Aşure günü de böyle. İnsanlığın en üzüntülü günlerinden biri de, şüphesiz ki Hz. Hüseynin Şahadete kavuştuğu Kerbela olayıdır. İnsanlığın öldüğü, toprağın kan kırmızı olduğu bir gün. Onurun kaybolduğu ve zilletin hâkim olduğu bir gün. Sözün anlamsız olduğu; ahde vefanın olmadığı bir gündür, aynı zamanda.

            Evet zaman değişti, mekan değişti, fakat tarih tekerrür etmektedir. Dün tek Kerbela idi, bu gün her yer Kerbela. Dün aşure idi, şimdi her gün aşure olmuş. Şehitler aşure günlerinde hicret ederler.  Bu günler, Filistin de, Suriye de, Arakanlar ve saire yerlerde Rablerine hicret eden kahramanların günleridir.  . Peygamber(s.a.v.)in dediği gibi: O gün iman üzere yaşamak, elinde ateşten bir kor taşımak gibidir. Peygamber çiçeği imam Hüseyin, aşure günü Kerbela narında, Kerbela ateşinde, Fırat’a çok yakın fakat susuz bir çölde şahadete nail olmuştu.

            Aşure günleri hüzünlü olur ama unutmayalım ki her aşurenin ardında bir düşünüş vardır. Müslümanların kendi hallerini yeniden değerlendirme söz konusudur. Kerbela olayından sonra İslam medeniyeti yeniden bir tırmanışa geçmiştir. Günümüzde Müslümanların çektiği çilenin ardında yeni sıçrama ve yeni bir değerlendirme olacağını ümit ediyoruz. Selam ve dua ile.                                                                                                         
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr