• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

AVM’ler ve Boş Zaman Değerlendirmesi

Ayhan ŞİMŞEK

Türkiye’nin hemen hemen her şehrinde karşımıza çıkan irili ufaklı Alışveriş Merkezleri (AVM), özellikle İstanbul’da her güç bir yenisi daha ekleniyor. Her ne kadar Kapalıçarşı türünün ilk örneklerinden biri olsa da, alışveriş merkezi terimi dilimize İngilizce Shopping Center’dan geçmiş. Öte yandan AVM kavramını icat eden Amerikalıların bu mekanlar için kullandığı yaygın tabir Shopping Mall. Hatta daha da yaygın kullanımıyla Mall. Bu kelimenin kökeni 18. yüzyıl İngiltere'sine gidiyor. Şehir planlamacıları ağaçlık yürüme yollarına bu ismi takmışlar. Yani günümüzde AVM dediğimiz konseptin özünde alışveriş yok. Gezinti var.

Peki, serbestçe, sakince ve keyif almak için dolaşılan Mall nasıl olmuş da para harcamadan hiçbir şey yapamayacağınız AVM’ye dönüşmüş? Dünyanın ilk modern AVM’si olan Southdale Center, 1956’da Amerika’nın Minnesota kentinde açılmış. Klimalı ortam, yürüyen merdivenler ve dev dükkanlarla tanışmamız hep bu mekan sayesinde. Öte yandan projenin tasarımcısı Victor Gruen’ın orijinal vizyonu alışveriş merkezinden çok daha fazlasıymış. İçinde ofislerin, evlerin, kütüphanelerin, okulların, parkların olduğu bir yaşam merkezi hayal ediyormuş. Dükkan, ev ve ofis dışındaki alanlar kar getirmediği için inşaat firmaları tarafından elenmişler. Geriye para harcama, satın alma ve tüketme odaklı yarı yaşayan bir merkez kalmış.

Artık bankalar, sinemalar, restoranlar, en son ürünler, en iyi yeni yıl süslemeleri hep ana caddelerde değil, AVM’lerde. Alışveriş merkezi zamane insanların bir araya geldiği yer olarak Gruen’in vizyonuyla örtüşüyor. Ama bu buluşma yüzeysel ve para üzerine kurulu olduğu için ünlü mimarın hayalinden ciddi şekilde sapılmış. Bu sapma Gruen’i öylesine rahatsız etmiş ki, mimar Southdale Center açıldıktan sadece 10 yıl sonra Amerika’yı terk etmiş!

Tüketim kültürü üzerinden varlığını devam ettiren AVM gerçeği, “orta ve orta-alt gelir seviyesindeki insanların” “boş zaman”larını değerlendirmek için tasarlanmıştır. Bugün akıllı telefonların hayatın merkezinde yer aldığı gerçeği yadsınamaz artık.  Önceleri tükettiği kadar mutlu olduğuna inandırılan şehir insanları, daha sonra tüketirken göstermesi gerekir fikri reklamlar aracılığıyla empoze edilmiş ve insanlar adeta her anını kayıt altına alarak sosyal medya üzerinden paylaşmaya başlamıştır. Pekiyi bundan sonra her şey bitiyor mu? Tabii ki hayır! Bu kez de paylaştığı fotoğraf ya da videonun kaç beğeni ve yorum yapıldığı önemi ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde ‘tüketim nesnesi’ne dönen şehir insanı zamanla çalıştığı ortama, yaşadığı yere yabancılaştığı gibi, para vererek harcadığı şeylere de yabancılaşmıştır. Bugün her birimizin evinde neden ve niçin aldığımızı unuttuğumuz ürünler bulunmaktadır. ‘Sahte mutluluk’ sunan tüketme hırsı, zamanla insanın kendisi tüketmeye başlamıştır.

Şehir planlamasından uzak bir şekilde inşa edilen AVM’ler ne yaptığını, ne düşündüğünü, ne bildiğini bile bilmeyen insanlar üretmiştir adeta. AVM içinde saatlerce hatta gün boyunca durabilen tüketici, gün sonunda evine dönerken, sanki o günü dolu dolu yaşamış gibi, paylaşımlarını da yaparak diğer güne yorgun bir şekilde başlamaktadır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr