• BIST 108.615
  • Altın 144,411
  • Dolar 3,4977
  • Euro 4,1231
  • İstanbul 23 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Barış Süreci İle İlgili Görüşlerini Sorduk.

Barış Süreci İle İlgili Görüşlerini Sorduk.
Ülkemizin en önemli ve büyük sorununda çözüm arayışları devam ederken toplumun bu sürece verdiği destek kamuoyunda büyük oranda yansıdı.

İlçemizin bu konudaki nabzını tutmak üzere hazırladığımız dosya haberde büyük destek ile sürece olumlu bakıldığı gözlendi. Kanaat önderlerinden sivil toplum kuruluşlarına ve  yerel basına bu süreç ile ilgili görüşlerini sorduk. 

SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ TOPLUMU BİR ARADA TUTAN DEĞERLERDİR

Toplumun ruhuna aykırı olan anlayışları topluma dayatırsanız, ithal hastalıklar topluma enjekte olması da kaçınılmaz olur. 

Sorunun halledilmesine yönelik atılan adımların desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Ziya Tepe:"Ülkemiz son yüz senedir, şu anda sahip olduğu fırsatlara sahip olmadı. Gerek ülke içinde gerekse ülke dışında değerleriyle barışan; İslam ülkeleriyle ümmetçi bir anlayışla ilişki geliştiren; ülke içinde toplumsal bütünlüğü sağlamlaştırıcı adımların atılması bizi sevindiriyor. Toplumun her kesimini kucaklayan bir anlayışın sorunlarını çözmede önemli avantajlara sahip olduğu kanaatindeyim.

Rahmetli Özal, son dönmelerinde, ülkemizin gelişmesinin önündeki en önemli problem olarak Kürt Sorununu görüyordu. Sorunu çözmek için detaylı araştırmalar yapmış; fakat ömrü sorunu çözmeye yetmemişti.

Mevcut hükümetin de sorunun kaynağı ilgili detaylı bir malumata sahip olduğunu ve sorunu çözmek için ciddi bir gayret içinde olduğunu düşünüyorum. İcraatların ülkenin tamamında memnuniyetle karşılanması, sorunu çözme konusunda hükümeti avantajlı duruma getiriyor.

Sorun, ulus devlet anlayışının icraatlarından kaynaklanmaktadır. Toplumun ruhuna aykırı olan anlayışları topluma dayatırsanız, ithal hastalıkları topluma enjekte ederseniz; ülke içinde çatlakların oluşmasına, hak ihlallerine, kardeş kanının dökülmesine, ülkenin kaynaklarının berhava olmasına sebep olursunuz.

Toplumu bir arada tutan değerleri dikkate almadan atılacak adımlardan kalıcı bir çözüm elde edilmesi mümkün görünmüyor. Tabi meseleyi sabote edecek, çözümün olmaması için her tür gayreti gösterecek kesimlerde olacaktır. Bu endişeyle birlikte mevcut hükümetin sorunun halledilmesinde önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Sorunun halledilmesine yönelik atılan adımların desteklenmesi gerekir.Kangren halini almış sorunun çözüm atmosfer önemlidir.Hele hele çözümün sabote edileceği konusunda güçlü tahminlerimiz varsa bu, pozitif atmosferin önemi daha da arttırıyor.Makus talihimizi değiştirmek için hepimizin üzerine düşenleri yapması gerekir." Şeklinde konuştu.

SAVAŞIN KAZANANI BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ 

Eğitim Sen Kâhta İlçe Başkanı Nihat Öztekin barışı savunmayı kendilerine ilke edindiğini belirterek, demokratik bir ülke olma vurgusu yaptı. Onurlu ve insanca bir yaşam için herkesin kendi diliyle, kültürüyle, inancıyla ve düşüncesiyle yaşaması gerektiğini söyledi.

Eğitim Sen Kâhta İlçe Başkanı Nihat Öztekin " Eğitim – Sen ve Konfederasyonumuz KESK olarak, ülkemizde son 30 yıla damgasını vuran, on binlerce insanımızın hayatına ve ülke ekonomisinde büyük krizlere neden olan kirli savaşa karşı onurlu bir barışı savunmayı kendimize ilke edindik. Bu ilkemizden asla taviz vermedik. Çünkü biz biliyoruz ki barışta ter dökmeyen savaşta kan döker. Her fırsatta barışı haykırdık. Hatta bu uğurda, baskı ve göz altılardan sürgünlere, sürgünlerden faili meçhullere kadar çok ciddi bedeller ödedik; ödemeye devam ediyoruz. Daha birkaç gün öncesine kadar KESK Eğitim Sekreteri Sayın Ahmet ŞİMŞEK’in de aralarında bulunduğu 63 arkadaşımız gözaltına alındı; 100’e yakın arkadaşımız hala tutukludur.

Gelinen aşamada ‘İmralı Süreci’ olarak bilinen Barış Süreci de haklılığımızı ortaya çıkarmıştır. Umudumuz odur ki bu süreç de ‘Oslo Süreci’nin akıbetine uğramasın. Ancak emareler pek de iç açıcı görünmüyor. Bir taraftan barış görüşmeleri yapılıyor, diğer taraftan bombalamalar devam ediyor; bir taraftan Sayın Başbakan ‘teröristle kucaklaşan muhatabım değildir’ diyor öbür taraftan terörist dedikleriyle barış görüşmeleri yapıyor. ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Diye sormazlar mı?

Eğitim – Sen olarak diyoruz ki bu dil barış dili değildir. Başta siyasi merciler ve medya olmak üzere tüm etkili ve yetkili kişi kurum ve kuruluşlar üslubuna ve açıklamalarına dikkat etmelidir. Savaşı çağrıştıran dil ve üslup terk edilmelidir. Bizlere düşen görev ise her zamankinden daha fazla barışı haykırmak atılacak olan her pozitif adımı desteklemektir. Savaşın kazananı barışın kaybedeni olmaz.

Beklentimiz onurlu ve insanca bir yaşam için herkesin kendi diliyle, kültürüyle, inancıyla, düşüncesiyle yaşadığı barışçıl ve demokratik bir ülke olmamızdır." Şeklinde konuştu.

           KİTAP ESKİTMEYEN BİR MİLLET, SİLAH ESKİTTİR

M. Esat Tanyıldız  Barış Sürecine tam destek verdiğini belirterek kitap eskitmeyen bir milletin silah eskittiğine vurgu yaptı.

Barışmak, anlaşmak, beraber olmak insanlığın gereğidir. Biz biriz beraberiz ve kardeşiz. Bu topraklarda kardeşliğin oluşması ve güven ortamının tesis edilmesi için Barış Sürecinin çok önemli bir adım olduğunu belirterek:" Kulağa hoş gelen ses ve sada . İnsanın içini ısıtır. Çünkü barışta sevgi vardır. Af vardır ve rahmetin tecellisi vardır.. Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri, barış anlamına gelen “selâm”dır. Kur’an-ı Kerim’de;   Rahmet peygamberi barış elçisidir. İnsanları (Selam Yurdu)olan cennete davet eder..

İnsanlık bu manaya muhtaçtır.Barışmak ,anlaşmak ,beraber olmaktır. Ayaklar altına alınan insanlık unurunu  kutarmak insani değerleri yerine koymak , İnsanca yaşamak.

Bu günlerde bir barış sürecinden bahsediliyor. İyi bakmak ,umutla bakmak,katkıda bulunmak. Bence güzel şey. Adalet terazisi iyi tutulursa bir şeyler olur ümüdini  taşıyorum  Ümitvar  olmak lazımdır.”Ümitvar olunuz zira şu istikbal inkilabatı içerisinde en yüksek gür  sada islamın sadası olacaktır” çünkü  İslam  barış dinidir.

Nitekim Cenab-ı Hak;  “Rızasını arayanı Allah onunla barış yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, selâm (barış) yollarına iletir” (Mâide,5/16) buyurmuştur.

Her ne olursa olsun İslâm dininde “barış” sadece dünyada değil, her iki cihanda da lüzumludur.

Yüce Allah, cennete “Güvenlik ve Barış Yurdu” adını vermiş, cennetin barış yapılarak kazanılabileceğine imada bulunmuştur.

Ümitsizlik iyi değildir. Üstad Bediüzzaman” ye’s maiyi her kemaldir” yani ümitsizlik her türlü kemalatın gelişmenin güzelliğin engelidir. Der 

Müslümanların barış anlayışı, barışı sadece inanan insanlarla sınırlı tutmak değil, aksine onu bütün insanlığa sunmaktır. Onlar, kendileriyle barışık olmayan insanlara, bilgisiz hatta inançsız olanlarla bile barışık olduklarını ve kendilerine güvenebileceklerini söyleyen Yüce Allah’ın “kulum” diyerek sahiplendiği insanlardır. Nitekim Yüce Mevlâ şöyle buyurur:

“Rızasını arayanı Allah onunla barış yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir… ” (Mâide, 5/16) buyurur.

“Rab’leri katında onlara barış yurdu (cennet) vardır. Ve yapmakta oldukları (güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur. ” (En’âm, 6/127)

Bu hassas konuyu ele alırken milleti rahatlatmak gerekir.  Adalet terazisini dengeli tutmak elzemdir.

Yoksa gözü yaşlı analar, Kalbi kırık dol hanımlar, Boynu bükük yetimler ciğeri sızlayan babalar ve nice korkulu bakan gözler ümitsizlik girdabına düşerler. Onların rızasını tahsil etmek ve en önemlisi Rabbin rızasını kazanmaktır.

Barış anlamına gelen selâm kelimesinin Allah’ın isimlerinden biri olması, İslâm’da barışın önemini ifade etmek bakımından çok anlamlıdır. Bu, anlaşıldığı ve özümsendiği zaman İslâm Dininin barışa verdiği önem, daha iyi anlaşılacaktır.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de bütün inananların barışa girmelerini istemiş ve;

“Ey inananlar! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır” (Bakara, 2/208) buyurmuştur.

Kur’an-ı okumak anlamak yaşamak ve yaşatmak insanlık için kurtuluş reçetesidir.

İnsanlık yönetim sisteminde üç önemli unsur vardır.

  1-Lider vardır

  2-Kanun vardır

  3-Lider ve kanuna tabi olan halk vardır.

Bu üç unsur birbirini tamamlayan önemli gerçeklerdir. Ne zamanki halk,etba,millet kitabı hayatın yaşantısı haline getiren liderine uyduğu zaman muvaffak olur.Mutlu olur.

Bu sancılı dönemde sabırlı olmak ,hukuku ibada riayet, hukukullaha bihakkın uymak elzemdir.

Gençlerimizi imana,kur’ana ve okumaya teşvik etmek. Bilinçlendirmek, hak hukuk ve helal  haram mefhumların gereğini öğretmek gerekir. Zira Kitap eskitmeyen bir millet, silah eskitir.

Barışmak, anlaşmak, beraber olmak insanlığın  gereğidir. Biz biriz beraberiz ve kardeşiz.Kardeşliğin oluşması dileğiyle..." İfadelerinde buludu.

TEK TİPLEŞTİRİCİ ANLAYIŞLA MÜCADELE SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜM MERCİİDİR

İkbal Kültür Ve Yardım Derneği Başkanı Recep Elkansu yaşanan süreç ile ilgili olarak bazı çekincelerinin olmasıyla beraber, süreçten ümit var olduğunu belirterek Barış Sürecini tam desteklediğini söyledi.

 Halkına tepeden bakan, her türlü zulmü reva gören, halkın, ana diliyle konuşmasını, kültürünü yaşamasını yasaklayan, İslami değerlerinin yozlaşması için envai çeşit hile ve entrikaya başvuran bu zihniyetin geriletilmesini, Kürt Sorunun çözümüyle birlikte benzeri problemlerimizin çözümünde de önemli gördüğünü belirten İKBAL DER Başkanı Recep Elkansu:" Ülkemizin temel meselelerinden biri olan Kürt Sorunu ile ilgili yaşanılan son gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Dernek olarak, bazı çekincelerimiz olmakla birlikte süreçten ümit var olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Geçmişte halka reva görülen tepeden inmeci, tek tipleştirici, halkın inancına savaş açan kafatasçı anlayışı, problemin müsebbibi olarak görüyoruz. Problemin sebebi olan,  bu anlayışla, bu zihniyetle yüzleşilmesini sorunun çözümünde çok önemli buluyoruz.

Meseleyi sadece bir güvenlik problemi veya ekonomik geri kalmışlığın bir sonucu olarak gören yaklaşımı doğru bulmuyor, sorunun tarihi süreç içindeki gelişimini, yaşanan olayların arkasındaki zihniyeti değerlendirmeden, sağlıklı bir sonuç elde edilebileceğini düşünmüyoruz.

Halkın, ana diliyle konuşmasını, kültürünü yaşamasını yasaklayan; halkına her türlü zulmü reva gören; İslami değerlerinin yozlaşması için envai çeşit hile ve entrikaya başvuran bu zihniyetin geriletilmesini, Kürt Sorunun çözümüyle birlikte benzeri problemlerimizin çözümünde de önemli görüyoruz.

Son yıllarda gerek ekonomik açıdan, gerek dış siyasette, gerekse geçmişiyle yüzleşme konusunda ciddi bir mesafe kat edildiğini düşünüyoruz. Barış Sürecini, bu olumlu adımların bir devamı olarak değerlendiriyoruz. Toplumun her kesiminin bu süreçte aklıselimle hareket etmesinin sorunun çözümüne katkı sağlayacağına inanıyoruz." şeklinde konuştu

     BU ATEŞ SÖNDÜRÜLMELİ

İlçemizde yerel basında Kâhta’ya büyük hizmetler yapmış,  herkesin teveccühünü kazanmış ve halen yerel basında Kâhta’ya hizmetlerini sürdüren aynı zamanda Kommagene Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Haci Bozkurt, Barış Sürecine tam destek verdi.

Kommagene Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Haci Bozkurt, Barış sürecine tam destek verdiklerinin altını çizerek barışın Türkiye topraklarında yaşayan herkesin yararına olacağına inanmış biri olarak barış sürecine tam destek verdiğini söyledi.

KOMADER Başkanının açıklaması şöyle : “ Kürt sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması için her kesimden herkesin elini taşın altına koyması gerektiği inancındayım. Barış için desteğin önemini olmazsa olmazlardan sayıyorum.

PKK ile mücadelede kaybolan 25 yılın telafisi asla mümkün değildir. Fakat zararın neresinden dönersek orası kardır mantığı ile olaya bakılması gerekiyor. Bu süreçte devlete, hükümete ve PKK’ya STK’lara ve herkese büyük görevler düşmektedir. Bu sorunun çözümü için herkeste barış dilinin hâkim olması gerekiyor.

Kâhta Diyalog Gazetesi böyle bir konuya parmak basmasını küçümsenmeyecek bir gelişme olarak değerlendiriyorum.

Konu ile ilgili görüşlerim istenilince küçük bir araştırma yapma gereği duydum. Yaptığım araştırma sonucunda karşılaştığım rakamlar beni adeta şoke etti. Bu araştırmamdaki bazı notları kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

Belki inanmayacaksınız ama işin gerçeği budur. 25 yıllık PKK ile mücadelede sadece ordunun harcadığı para 380 milyar dolar civarındadır. Bu para gelişmekte olan ülkemiz için çok büyük bir kayıptır. Bir kıyaslama yapılırsa bu para ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun tüm şehirlerinde birer fabrika yapılabilirdi. Bu para bölgedeki yaklaşık 3 milyon aileye dağıtılsaydı, 25 yılda her aileye düşen para miktarı yaklaşık 150 Bin dolar civarında olacaktı. Yani her aileye bu günkü döviz kurları ile 270 Bin Lira para düşecekti. Böylece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hiç bir fakir aile kalmayacaktı.

Bana kalırsa bu mücadeledeki maddi kayıptan daha önemlisi Kaybolan canlardır. Para her zaman geri gelebilir fakat giden canları geri getiremeyiz. Bakınız 25 yıl boyunca 60-70 Bin kişi hayatını kaybetti.70 Bin aileye ateş düştü. Kadınlar dul, çocuklar yetim kaldı. Ve işin ilginç yanı bu icraatlar sonucunda bir tek adım mesafe dahi alınamadı.

Şimdi önümüzde büyük bir fırsat doğmuş bulunmaktadır. Hepimiz bu sürece destek vermeliyiz. Elbette ki bu süreçten rahatsız olacak bazı kesimler mutlaka olacaktır. Bu işten gerek maddi gerekse siyasi olarak faydalanan kesimler, elbette barışın sağlanmasını istemeyecektir. Ama bizler tam bu barış fırsatını yakalamışken bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Bu Barış sürecini desteklemek hepimizin boynunun borcu olmalıdır. Çünkü bu süreci değerlendirmezsek barış sağlanmayacak. Bu kavganın devamında daha nice milyarlarca lira para boşuna harcanmaya devam edecek. Nice nice genç bedenleri kaybedilecek, fakat çözüme ulaşmak mümkün olmayacaktır.

Kahta Kommagene Gazeteciler Cemiyeti olarak bu Barış sürecini destekliyor, ülkemizin çok yakın bir gelecekte barış ve huzur içerisinde olmasını temenni ediyorum.” Diye açıkladı.

KARDEŞÇE YAŞAMAK İÇİN BARIŞA KATKIDA BULUNALIM

Toplumun her kesiminde barışa katkısının olmasının zaruri olduğunu belirten Mustafa Demir Hoca:" En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir. Bölgemizdeki bu kirli savaşın sonlandırılıp hızla barışa koşmamış ve çocuklarımızın artık savaştan uzak durması gerekir. Bu kirli savaşta (ırkı fark etmez) bir tek çocuğun hayatını kurtaracağımı bilsem vatanımdan bayrağımdan ve ırkımdan vazgeçerim. Bizler bu ümmetin yetimleri olarak kuşlar gibi uçmayı balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir şeyi unuttuk barış içinde kardeşçe yaşamayı son kelam olarak her şeye rağmen barış." Dedi.

DEMOKRATİK BİR ÜLKE İÇİN BARIŞA ŞANS TANIMALIYIZ

Eğitim Bir Sen Kâhta İlçe Başkanı İbrahim Halil Tünçmen barış sürecinin, sorunun kendisi kadar zor ve sıkıntılı olmaması gerektiğini vurgulayarak,  Barış Süreci’ ne Kâhta Eğitim-Bir-Sen olarak tam destek verdiğini söyledi.

Acıların ve korkuların son bulduğu, ölümlerin yaşanmadığı, kimsenin kanının dökülmediği, herkesin kardeşçe yaşayacağı, huzurlu ve güvenli bir ülke umudunu besleyip büyüten bir süreç olduğunu belirten Eğitim Bir Sen Kâhta İlçe Başkanı İbrahim Halil Tünçmen:" Ülkemizin içinden geçtiği zorlu süreç hepimizin birinci gündemi. Kimimizde kaybettiğimiz evladımızın eskimeyen acısını tazeletmiş, kimimizde de yaşanılan korku ve acılı günleri anımsatmış bir süreç. Ama eminiz ki hepimizde bundan sonra acıların ve korkuların son bulduğu, ölümlerin yaşanmadığı, kimsenin kanının dökülmediği, herkesin kardeşçe yaşayacağı, huzurlu ve güvenli bir ülke umudunu besleyip büyüten bir süreç.

Bütün vatandaşlarımızı doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilemiş olan ülkemizin birinci öncelikli sorununun çözümü için başlatılmış olan Barış Süreci’ nin, sorunun kendisi kadar zor ve sıkıntılı olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu ülkede yaşayan herkesin omuzlarında sorumluluk bulunduğunu ve bu sürece sorumlulukları icabı herkesin destek vermesi gerektiği de sorunun kendisi kadar aşikârdır.

Bu topraklarda yaşayan ve ortak tarihe, ortak kültüre, ortak gelecek kaygısına sahip, Cumhuriyeti birlikte kurmuş ve her türlü inkâr ve asimilasyon politikasına rağmen bir arada yaşama iradesinden uzaklaşmamış halkların, bundan sonra da bir arada yaşama iradesini devam ettirebilmeleri için iyi niyetle yürütüldüğüne inandığımız Barış Süreci’ ne Kâhta Eğitim-Bir-Sen olarak tam destek veriyoruz.

Şiddetin değil siyasetin ön planda ve etkin olması dileğiyle, birey olarak, kanaat önderleri olarak, dernek, vakıf, meslek örgütü gibi sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler olarak kendi geleceğimiz ve çocuklarımızın daha iyi bir geleceğe sahip olmaları için, daha demokratik bir ülke için barışa bir şans verelim diyoruz." Dedi.



  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr