• BIST 104.539
  • Altın 163,060
  • Dolar 3,9341
  • Euro 4,6973
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 9 °C
  • Ankara 6 °C

Barış Süreci, İsrail’in Özrü, Patlayan Bombalar

Barış Süreci, İsrail’in Özrü, Patlayan Bombalar

 Dünya’da gündemin en hızlı değiştiği ülkelerden biridir Türkiye. Ankara’da patlayan bombaları konuşamadan, Nevruz dolayısıyla Diyarbakır’daki etkinlikte okunan mektup gündemin baş sırasına yerleşti. Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubunun okunmasının ertesi günü, İsrail’den Mavi Marmara dolayısıyla gelen özür, gündemi yeniden revize etti. Bu yazımızda bu mevzuları irdelemeye çalışacağız.

Birinci mesele patlayan bombalar. Ergenekon ile ilgili mahkeme süreci sona yaklaştıkça, gerginliği aşan bir harbin son rauntlarının oynandığı izlenimi var. Ak Parti’nin genel merkezine ve adalet bakanlığına yapılan eş zamanlı yapılan saldırının mahkemenin son mütalaaları yaptığı zamana denk gelmesi tesadüf gibi görünmemektedir. Nerede ise mahkeme sürecinin hiçbir safhası tartışmasız geçmemişken, sonuca yaklaşıldığı bir zamanda süreci tıkayacak provokatif eylemlerin olmamasını beklememek anormal olsa gerek. Bu minvalde saldırıların yapıldığı silahların, daha önce ele geçirilen mühimmatla (Poyrazköy’deki kazılarda çıkan mühimmatla) aynı seriden olması, Ergenekon bağlantısıyla ilgili şüphe bırakmamaktadır. Kuklanın kim olduğu ise çok da bir anlam ifade etmemektedir.

Türkiye’nin bağırsaklarını temizleme sürecinin zaman alacağı, böyle bir süreçte gidişatı olumsuz bir mecraya saptırmak için belli odakların tetikte beklediği, toplumun sinirlerini tahrip etmek, provokatif amaçlı eylemlerin en uç örneklerinin bile fırsat bulunduğu zaman tedavüle konulacağı bir gerçektir. Zamanında kurulan naylon (taşeron demek daha uygun olsa gerek) örgütlerin, Türkiye’de nehrin yatağında aktığı her halde devreye girdiği, gireceği aşikârdır. Taşeron bolluğunun yaşandığı ülkemizde temennimiz, kaşınmaya müsait yaraların en kısa zamanda iyileştirilmesidir.

İkinci meselemiz Barış Süreci ile ilgili gelinen aşama. Öcalan’ın süreçle ilgili mektubunun Nevruz etkinliğine katılanlara okunması, kritik eşikle ilgili bilgi vermektedir. Silahların susması, siyasetin devreye girmesi, dünyanın gidişatı ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı mektubun şu satırları önemli:”Zamanın ruhunu okuyamayanlar tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler uçuruma sürüklenirler. Ortadoğu halkları, kökleri üzerinden yeniden doğmak ve ayağa kalkmak istiyorlar. Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler bugün yeni müjdelerle harekete geçiyor. İnsanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor.” Öcalan’ın ifadelerinin önceki söylemleriyle oluşturduğu tezadın konjonktürün değişmesiyle yakın ilgisi olduğu kanaati oluşuyor.

Sürecin sabote edilme riskine karşı silahlı unsurların ülke dışında konuşlandırılması bu anlamda önemli.Örgüt içine dışarıdan sızma riskinin her zaman olabileceği ihtimali, silahın tamamen devre dışı bırakılmasını daha da önemli kılmaktadır.Sürecin başarıyla neticelenmesinde anayasada yapılacak  düzenlemelerin ,tüm ulusları kuşatan bir söylemin önemli bir katkısı olacaktır..Şövenist, kafatasçı, tertipleştirici anlayışın anayasal güvence ile geriletilmesi, sorunlarımızın çözümünde , İttihat ve Terakkici anlayışın geriletilmesinde önemli rol oynayacaktır.

Toplumu kutuplara bölen, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olan, sanal gündemlerle bizi meşgul eden, toplumsal asimilasyon fabrikasının kapısına mühür vurmadan, kabuğumuzu kırıp, rüştümüzü ispatlayacak dinamizmi yakalamamız mümkün görünmemektedir. Medeniyetimize beşiklik eden merkezlerden biri olan Diyarbakır’ın bu misyonunu diriltmesi, ihya etmesi, bu anlamda önemlidir. Bundan sonraki süreç ancak bu misyonun güçlendirilmesine yönelik somut adımların atılması ile anlam kazanır.

Üçüncü mesele İsrail’in özür dilemesi… Evvelen şunu söyleyelim ki İsrail kurulduğu zamandan beri ilk defa işlediği bir suçtan dolayı özür diliyor. Efendim mesele nereden baktığınıza bağlı. Bizim baktığımız yerde Yahudi’nin geçmişten günümüze yansıyan karakteri, karşı çıkış, isyan ve sapıklık görünüyor. Ve kölelik psikolojisi… Ki köleliğin belirgin özelliği, cellât kamçısı altında küçülmek, üzerlerinden bu baskı kalkınca sertleşip inatlaşmak, nimet ve kudrete kavuşunca da şımarmaktır. Yahudi eskiden böyle idi. Her zaman da böyle olmuştur.(Fizilal, C 1,sf 112)

Kurulduğu günden beri özür dileme engellisi olan İsrail’in özür dilemesi tabii ki İsrail için bir gerilemedir. İsrail’e konulan tavırdan sonra ülkede kopan fırtınalara baktığımızda, yerli kuklaların içine düştükleri hal ibretliktir. Meseleyi dallandırmaya, budaklandırmaya, sulandırmaya gerek yok. Özür bu ülke açısından diplomatik bir kazanımdır. İlkeli duruşun, diklenmeden dik duruşun bir kazanımıdır. Gücü kutsayanların dayanılmaz hafifliğinin (ya da acziyetinin) somutlaşmış halidir.

Meselenin sonrası ile ilgili endişeler gelince. Sonrasında İsrail, Yahudi karakterini ciddiye almayan bir yaklaşımın hüsran olacağı kanaatindeyim. Anlayacağınız, Yahudi’nin sözünde durmasını beklemek, anlaşmanın gerekleri konusunda erdemli bir duruş sergilemesi, Yahudi’nin karakter yapısını dikkate almadan beklenti içine girmek en hafif deyimle saflıktır. Köle psikolojisinin gereklerini her daim ciddiye almak, Yahudi ile kurulacak ilişkinin devam etmesinin olmazsa olmazıdır. Bu yönüyle Yahudi’yle düşmanlık yapmanın, dost olmaktan daha az riskli olduğunu söylemek yersiz olmazsa gerek.

Türkiye, geçen üç hafta içinde önemli kırılmalara şahitlik yaptı. Ergenekon’la ilgili yapılan son değerlendirmelerin paralelindeki bir mahkeme kararı, yapılanmanın ciddi bir psikolojik gerileme yaşaması demektir. Bu, ülkenin bağırsaklarını temizleme konusunda psikolojik üstünlük kazanması anlamına gelecektir. Yine toplumun iktidar olmasının önündeki önemli bir barikatın kalkması demektir. Bundan dolayı mevzi kaybetmeme adına, derin yapılanmaların, farklı taşeron örgütlerle yeni sabotajlara başvurma ihtimali yüksektir. Barış süreci de bu anlamda mecrasında saptırılmaya çalışılacaktır. Kendi halkıyla barışık bir ülke, kuklacıların da, oynatıcıların da çok da razı olacakları bir durum değildir. Haliyle kaşınmaya müsait tüm yaraların bu geçiş döneminde kaşınmaya çalışılacağını görmek gerek. İsrail’in özrüne gelince, ilişki olarak kolay süreçten zor sürece geçtiğimizi belirtmek isterim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr