• BIST 83.675
  • Altın 250,090
  • Dolar 6,1048
  • Euro 6,8129
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 27 °C
  • Ankara 19 °C

BAŞINIZA GELEN HERHANGİ BİR MUSİBET…

İrfan Çelenk

Müslümanların içinde bulunduğu kötü durumu çokça düşünürüm. Allaha inanan bir toplum neden böyle zillet içinde yaşar? Allaha inanan bir toplum neden bu kadar fitne fücurun içinde debelenmektedir? Neden ölenler hep Müslümanlar, neden gözyaşı dökenler hep onlar?

Toplumda yine çokça duyduğum bir söylem vardır: Allah neden Amerika’yı, Avrupa’yı, İsrail’i kahretmiyor? Neden kafirler değil de Müslümanlar kahru perişan durumda?

Neden, neden, neden…?

Tüm bunların cevabını ararken Kuran-ı Kerim’de bir ayet aklıma geldi:“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.”(Şura Süresi: 30)

Çok net bir ayetti, “başımıza gelenler gerçekten bizim kendimizin yapıp ettikleri yüzündendi.”

Peki biz ne yaptık ki bu hale geldik?

Dinimizin ilk emri “oku”dur, ancak biz hiç okumuyoruz. Bizim en büyük eksikliğimiz de okumamaktır. Her yıl düzenli olarak yayınlanan okuma istatistiklerinde Müslüman ülkeler en geride olan ülkelerdir. Biz okumadığımız için bilimde geriledik, bilimde gerilediğimiz için teknolojide geriledik, teknolojide gerilediğimiz için maddi anlamda zayıf düştük, zayıf düştüğümüz için “leş kargaları”na yem olduk.

Okumadığımız için bize kurulan tuzakları bilmiyoruz, olayların perde arkasını hele hiç göremiyoruz. “üst akıl” diye tabir edilen güç her daim tüm dünya halklarına ve bize tuzak kurmakta ancak biz okumadığımız için bu tuzakları görebilecek ne akla ne de ferasete sahibiz.

Dinimizde “faiz, zina, hırsızlık, dolandırıcılık, yalan söylemek, haksız yere adam öldürmek, aldatmak, fasıkların sözüne güvenmek, sözünde durmamak, iffetli birine iftira atmak vs.” yasak olduğu halde bunların hepsi ve daha fazlası neredeyse Müslüman halkların temel özelliği haline gelmiştir. “Hem Müslüman olduğumuzu iddia ederek hem de Allah’ın Müslümanları men ettiği tüm bu yasakları işleyerek “bu dine iftira atmanın” bedelini Irakta, Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Arakan’da, Keşmir’de, Somali’de, Libya’da, Cezayir’de, Tunus’ta vs. daha birçok yerde en ağır şekilde ödüyoruz. Hem Müslüman olduğumuzu iddia ederek hep de tüm bu günahları işleyerek Allah’ın dinine iftira atmanın, Allah’ın dinini dünyaya kötü göstermenin bedelini ödüyoruz. Yusuf İslam’ın “Eğer İslam’ı Kuran'dan değil de Müslümanlardan öğrenseydim, eğer Kuran'dan önce Müslümanları tanısaydım asla Müslüman olmazdım” sözü bu konuda söyleyeceklerimi özetlemektedir.

Yukarıda “ ‘üst akıl’ diye tabir edilen güç her daim tüm dünya halklarına ve bize tuzak kurmakta ancak biz okumadığımız için bu tuzakları görebilecek ne akla ne de ferasete sahip değiliz” demiştim. Bakın ‘üst akıl’ İran, Somali gibi Müslüman ülkeler ile Venezuela gibi ülkelerde darbe yapmak için  halkı kışkırtarak içeriden düşürmeye çalışmaktadırlar. Halkı darbeye hazırlamak için “hayat pahalılığı”nı sloganlaştırdılar. Somali’de maalesef başarılı oldular ancak İran ve Venezuela’da henüz hedefe ulaşılmış değil.

Türkiye’de de aynı senaryo devrede. Para babaları faizleri yükseltmekte, dolarla oynamakta ve piyasadaki tüm malları (dışarıdaki patronlarının gönderdiği para ile) satın alıp stok ettirmektedir. Yani anlayacağınız o stokçular stoktaki mallarının parasını aldılar. İster tekrar piyasaya sürüp karını iki katına çıkarır, ister götürüp denize atar, ister benzin döküp yakar her halükarda zarar etmemektedir. Olan bize olmaktadır “ürünler pahalı olmakta, alım gücümüz düşmektedir”. Bundan sonraki süreçte halkımız yavaş yavaş bezmeye başlayacak ve belki de (Allah korusun) halk isyana sürüklenecektir.

Arkadaşlar akıllı olalım. Tüm bu ekonomi operasyonlarına boyun eğecek miyiz? Ülkemizi ve diğer tüm müslüman kardeşlerimizi bu “leş kargaları”na yem mi yapacağız?

Kesinlikle hayır!

Biz “tuzağı” göreceğiz ve bu zalimlere boyun eğmeyeceğiz. Eğer boyun eğersek, eğer cebimize yenik düşersek, eğer boğazımıza yenik düşersek bu “leş kargaları”na yem olacağız. Tıpkı Irakta, Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Arakan’da, Keşmir’de, Somali’de, Libya’da, Cezayir’de, Tunus’ta yaptıklarını Türkiye’ye de yapacaklardır. O halde gerekirse kuru ekmeğe talim olacağız ama bu zalimlere boyun eğmeyeceğiz. Venezuelada hayat pahalılığı bizimkinin kat be katı durumda, ancak halkın büyük çoğunluğu tuzağı görmektedir. “Hayat pahalılığı” oyunu Venezuela’da tutmadı ama Somali’de tuttu. Çünkü Venezuela halkı kültür seviyesi yüksek bir toplum ve bilinçli olduğu için tuzağı gördü ama Somali halkının kültür seviyesi düşük, bu nedenle kendilerine yapılan tuzağı göremedi ve maalesef Somali’de emperyalizm hedefine ulaştı, bundan sonra da artık Somali iflah olmaz. Irak, Suriye, Afganistan, Yemen, Libya nasıl düzeldiyse Somali de öyle düzelir.

Son olarak halkımıza sesleniyorum: Ekonomik operasyonun arkasındakileri görün, niyetlerini görün. Şu ana kadar hiç olmadığı kadar birbirimizle kenetlenme zamanı. Piyasamızla oynuyorlar, ürünlerin fiyatlarını yükseltiyorlar, “hayat pahalılığı” söylemini medyada yüksek sesle dillendiriyorlar. Tüm bunlarla bizi parçalamaya, bıktırmaya ve isyana sürüklemeye çalışıyorlar.

Akıllı olacağız. Düşmanın tuzaklarını göreceğiz. Gerekirse kuru ekmeğe talim olacağız ama yine tuzağa düşmeyeceğiz. Çanakkale’de birlik ruhu ile bu emperyalistleri nasıl denizde boğduysak bugün de aynısını yapmalıyız.

Unutmayalım ki “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.”

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr