• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Başkanlık Sistemi Üzerine

Bilal AKGÜL

Ülkemizde sosyal meselelerle ilgili tartışmaları güçleştiren birçok saikten bahsetmek mümkündür. İdeolojik kamplaşmanın uzun bir süre enjekte edildiği, uç anlayışlar-arayışlar üzerine bina edildiği, nerede ise toplumun atomlarına bölündüğü (bu durum aynı ideolojik perspektife sahip gruplar için de geçerli) bir ortamda tartışmaların niteliğinin de etkilenmesi içten bile değildir.

Böyle bir atmosferde ülkenin ve toplumun önünü açacak alternatifler sunmak, bunların kabul görmesi kolay olmayacaktır. Bulunduğu kulvarı koruma ya da mensubu olduğu kulvarın önünü açma içgüdüsü ile yapılan çalışmaların ön yargıdan ve su’i zandan uzak olmasını beklemek çok da mümkün görünmüyor. Bugün ülkemizdeki muhalefetin anlayışı maalesef önemli oranda bunu gösteriyor.

Tabi kastımızın barış lafını ağzında geveleyip savaş lejyonerliği yapanlar olmadığını belirtmek isterim. O, ayrı bir vak’a. Farklı bir sendrom…

Son birkaç senedir ülkenin başat gündemlerinden biri olan “Başkanlık” mevzusu da bu anlamda toplumun belli kesimleri arasında uç yaklaşımların ön plana çıktığı bir özellik göstermektedir.

Bunun görünen temel nedenlerinden birisi meselenin “şahsileştirilmesi”dir. Meseleyi ortaya koyanlarla meselenin özdeşleştirilmesi, hem uç yaklaşımları daha da keskinleştirmekte, hem de ülkenin önünü açma konusunda atılan adımları riskli hale getirmektedir. Farklı zamanlarda aynı düşünceleri nerede ise aynı cümlelerle ifade edenlerin, bugün daha önce savundukları düşünce siyasi muarızları tarafından dile getirilince freni patlamış arabaya dönmelerinde meselenin şahsileştirilmesinin etkisi açıktır. Siyasi hırsın etkisi barizdir.

Meclis görüşmelerine baksanıza… Fiziki şiddet görüntülerinden tutun, milletin kürsüsüne kendini zincirlemelere kadar giden bir muhalefet tarzı. Ya da kulaktan kulağa yayılan daha uç yaklaşımlar… Tehditler… Suikast söylentileri…

Ortaya konulan yönetim(seçim) sistemine inancının tam olduğunu iki de bir öne sürenlerin ortaya koydukları muhalefet tarzı bize geçmişte uygulanan jakoben yöntemlerin günümüz versiyonunu hatırlatsa da, mevcut muhalefetin zihnini ele vermesi asıl işlenmesi, üzerinde durulması gereken bir husustur.

Rahmetli İdris Küçükömer’i tam da burada anmamak olmaz. Küçükömer, Türkiye’de sol anlayışı temsil ettiğini iddia edenlerin yeniliğe kapalı, muhafazakâr bir anlayışı savunageldiklerini vurgularken, sağ cenahın (ülkemiz özelinde İslami kesim demek sanırım daha uygun olur) yeniliğin temsilcisi, savunucusu olduğunu dile getirir. Tabi sağ cenahta olup siyasi muarızlığın yarattığı hırsla Küçükömer’in sol cenah için çizdiği tabloda yer alan oluşumlar da az değil.

İdeolojik geleneğin yanında, kendilerine rakip olanların sahip olduğu karizma, ortaya koyduğu liderlik profili ve halk desteği, sanırım, muhalefetin daha içinden çıkılmaz müzmin bir muhalefet diline sarılmasında etkili olmaktadır.

Dün demokrasiye farklı anlamlar yükleyip astığı astık kestiği kestik olanların geleneğini bugün devam etme çabasında olanlardan farklı bir tavır beklemek de ayrı bir tuhaflık olsa gerek. Yeri geldiğinde kendisine muhalefet etme potansiyeli olanları ekarte etmenin binbir yoluna başvuranların ülkenin geleceğinin çok da umurlarında olmayacağı aşikârdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr