• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 2 °C
  • Ankara 3 °C

Başkasının Ölümü

Abdullah YEKTA

Ağızların tadını bozan ölümün tadı acı, yüzü soğuk olurmuş. Ölüm sözcüğünün kendisi de soğuk bir tabiata sahiptir. Neye benzer, pek bilinmez ama sanırım suda boğulmak üzere olan bir insanın çektiği sıkıntı, ölüme biraz yakındır. Allah Teâlâ ölümü ve hayatı bizi denemek, imtihan etmek için yaratmıştır.

Bütün katillerden Kâbil’e bir işaret vardır. Zira bütün katillerin suçundan bir nebze Kâbil’e yazılır. Habil’in günahının yanında bir de diğer katillerin günahını çeker. Habil mazlum bir maktul. Ona ne kadar empati duyarsak duyalım, onu anlama imkanımız son derece sınırlıdır. Bir başkasının ölümü her zaman bizim için belirsiz ve meçhul bir ölümdür. Kendi çocuğunu diri diri toprağa gömen insanların da bir şey anladıklarını sanmıyorum. Bir ana çocuğuna çok acır, ağıtlar yakar, yürek yakar ama ve nihayetinde çocuğun ölümü de olsa bir başkasının ölümüdür.

Kış günü, şubat soğuğunda sabah açan, akşam donan güller. Ömürleri bir kaç sattır. Deprem sabahı doğup da hayatını yitiren çocuklar hakeza bir kaç saat yaşayıp ölüp giderler. Kimse bir şeyler anlamaz. Kendisi bile ne olduğunu anlamadan ne için geldiğini niye tekrar öldüğünü fark etmeden gider…

Hain bir kurşuna kurban giden ve başına ne geldiğini dahi bilmeden ölüp gidenler… Üzeri kumlarla örtülen o masum kızlar… Başlarına kürekle ve kazmayla vurulup çukurlara gömülen ve kıyamete kadar kimsenin kendisinden haber alamayacağı çocuklar, kızlar… Töre cinayetine kurban giden kızlar.

 “Bi eyyi zembin kutilet” -Hangi suçtan ötürü öldürüldüler?

İnsanın önce insan olması gerekir. Bütün bunlar bizi fazla rahatsız etmeyen durumlar olabilir. Vicdanımızı, ruhumuzu ve insanlığımızı rahatsız etmemiş olabilir. İslam tarihinde Hz. Hüseyn’in şehadeti, o günün şartlarında Müslümanların ruhunda bir kırılmaya yol açmıştı, tarihi bir kırılma olmuştu. Hz. Ali taraftarları arasında onarılması mümkün olmayan birtakım psikolojik durumlara yol açmıştı. İntikam hırsı, takiyye, mehdilik, ölen liderlerinin ölmediğini ve tekrar geri geleceği saplantısı, imamlara yakıştırılan insanüstü sıfatlar… vs. Müslümanlar tarih boyunca Hz. Hüseynin mazlum bir şekilde şehit edilişinin ezikliğini yaşadılar. Hz. Hüseyn’in hunharca öldürüşünün karşısında ses çıkaramamanın ezikliğini yaşadılar.

Aynı durum bu gün yaşanıyor. O gün Kerbela’da sessiz kalan insanlık bugün Hama’da, Humus’ta, Şam’da sessiz kalıyor. ‘’Zalim de olsa mazlum da olsa müslüman kardeşine yardım et’’ sözü cahiliye müşriklerinin anladığı şekilde anlaşılmaktadır. Oysaki müslüman, müslüman kardeşinin zulmüne ortak olmaz, ona engel olur. Müslüman bir kötülüğü gördüğü zaman onu eliyle, diliyle düzeltmesi gerekir. Hani Müslümanlar yekvücuttu. Bugün Batılı bir gazetecinin, bir turistin, bir tüccarın burnu kanasa dünya ayağa kalkar. Nerede müslüman kardeşliği? Niye müslümanlar tepki göstermiyorlar?

Bugün Suriyeli müslümanlara yardım elini uzatmayanlar, kanın durması için gücünü kullanmayanlar yarın Allah huzurunda sorgulanacakladır. Siyasi dengeler, bölgede siyasi rolü kaptırmama endişesi, mezhep taraftarlığı gibi nedenlerle zalime yardım edenler, Allah’a nasıl hesap verecekler? Zalimin zulmüne ortak olan bu insanlar, onun günahını nasıl çekecekler? Dünyada insanlığa nasıl hesap verecekler? Hz. Hüseyin olayında olduğu gibi oluşacak olan kırılmayı kim, nasıl tamir edecek? Bugün belki de en garip olan dün Kerbela’da zalimce şehit edilen Hz. Hüseyn’in seveni taraftarı olduğunu söyleyen insanların zalimlere seyirci olmaları, onlara destek olmalarıdır.

Dün Firavun’un karşında mazlum olan Beni İsrail’in bugün Filistinlilere karşı Firavun gibi davranması ile Kerbela’da mazlum olan insanların bugün Şam saraylarına yardım etmesi arasında ne fark vardır? Allah rızası için bunu açıklayacak biri var mıdır? Zalimler yakında hangi inkılapla devrileceklerini bileceklerdir. Allah Ekber.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr