• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Baudrillard ve Küreselleşme

Bilal AKGÜL

Dünyanın küçük bir köye döndüğü tezi yakın zamanda en çok tartışılan konulardan biridir.Bir köye dönüşen dünyanın bir dönüşüm geçirmesi bu minvalde kaçınılmazdır . Globalleşen dünyanın geçirdiği dönüşüm beraberinde bazı soru işaretleri oluşturmaktadır. Küreselleşme ile sömürgecilik arasında nasıl bir ilişki vardır? Demokrasinin küresel boyut kazanmasını yeni bir diktatörlük olarak yorumlamak mümkün mü? Küreselleşme ile özgürleşme arasında bir paralellikten bahsedilebilir mi? Küreselleşme ile dünyada şiddetin artması arasında bir ilişkiden bahsetmek mümkün mü? Benzer soruları arttırmak mümkün. Bu sorulara Jean Baudrillard'ın yaklaşımları çerçevesinde cevap bulmaya çalışacağız.

Batının, küreselleşmeyi aydınlanmanın son noktası olarak göstermesi manidardır. Bütün çelişkilerin çözüldüğü nihai nokta...Baudrillard , küreselleşmeyi nihayetinde her şeyi pazarlık konusu yapan, parası ödenebilir bir değişim değerine indirgiyor. Bu süreç aşırı şiddet yüklüdür, çünkü her şeyin tek tipleştiği bir ideal durum hedefliyor.''Küreselleşmenin mantığına göre tekil olan, özgün olan, yani her değişik kültür ve sonuçta para ile ilgili olmayan her değer ortadan kalkmalı''dır.

Şunu vurgulamakta fayda var: Oluşturulan küreselleşme algısı zamanın ruhuna uygun olarak sömürgeleştirme çarkının devamına temel oluşturmaktadır.Mısır'da kendi kavramlarına, kendi dünya görüşüne alenen ihanet eden Batı'nın bu ihanetinin temelinde oluşturduğu sömürge çarkının yada illüzyonun devamının tehlike arz etmesi dışında neyle ifade edilebilir ki? Yine Mısır örneği küresel sömürge çarkının devamında demokrasinin sahip olduğu yer ile ilgili de önemli bilgiler sunuyor. Batı için asıl olan sömürüdür. Diğerleri sadece bunun birer aracı...

Ortadoğu'daki gelişmelere Batı'nın oluşturduğu küresel demokratikleşme algısı açısından baktığımızda ikircikli bir sonuç ile karşılaşmak  mümkündür. İşte tam da burada , Baudrillard 'ın ,Batı’nın değerlerinin ikiyüzlü olduğunu ifade etmesini kaydetmek gerekir. Şöyle ki, batının değerleri belli bir zamanda pozitif bir çekim gücü oluşturabilir ve ilerlemeyi hızlandırabilirken , başka bir zamanda bu kavramların oluşturduğu algıya ihanet eden bir duruşla karşılaşmak da mümkün görünmektedir.

Demokrasiyi ihya etmeyi askere havale eden yakın zaman örnekleri gibi...

Küreselleşmenin göreceli bir özgürlük havası estirdiğinden de bahsetmek mümkündür. Bunun yanında yereli yozlaştırması, kuralları ortadan kaldırması ,görünen kuralların salt pazarın kanunlarına indirgenmesi ,oluşturulan özgürlük havasının çok da gerçekçi olmadığının emareleri olarak görmek gerekir. Baudrillard ,küreselleşme ile birlikte onur, şeref, imtihan, feragat gibi değerlerde ciddi aşınma , yozlaşma meydana geldiğinin altını çiziyor.

Baudrillard 'ın küreselleşme ile şiddet arasında kurduğu ilişki dikkate değerdir.O'na göre küreselleşme ,tıpkı sömürgeleştirme gibi olağanüstü bir şiddet üzerine kuruludur. Batı dünyası bundan çoğunlukla yarar sağlasa bile, onun, faydalanandan çok kurbanı vardır.

Buna bir çok örnek vermek mümkündür.Yakın zamanda Mısır'da meydana gelen askerin denetimindeki demokratikleşme çabaları(!) en canlı örneklerden biridir. Bu çabaların arkasında başta Amerika olmak üzere batının olduğu ise açık. Açık olan bir diğer şey ise Mısır halkının bu tür bir demokratikleşme çabasına karşı ciddi bir direnç gösterdiğidir.

Demokratik değerler batının sömürü çarkına çomak sokmadığı müddetçe el üstünde tutulurken, bu ve benzeri değerler sömürü çarkının devamını riske ettiği an kavramları eğip bükmede hiçbir sakınca görmez. Dün yaptığı tanımlamalarla çelişkiye düşmek onu çok da ırgalamaz. Bugün Irak'ta, Afganistan'da,  Pakistan'da, Brezilya'da olanları bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.

Bu ülke halklarının mevcut dayatmalara ciddi refleksler göstermelerini çok da anormal karşılamamak lazım.Yer yer şiddeti tetikleyen halk hareketlerinin meşruiyet zemininin Batının bu ikircikli, ikiyüzlü anlayışlarından beslendiği ise apaçıktır. Bu gün Ortadoğu’da tansiyonun yüksek olmasının tek müsebbibi batının mevcut duruşudur.

Küreselleşme, kendimizi dışında tutamayacağımız bir süreçtir. Sürecin yozlaştıran asimile eden boyutlarının  bilinmesi zararlarının asgariye indirilmesinde önemli rol oynayacaktır. Baudrillard bu konuda karamsar bir tabloya işaret etse de mevcut süreçten  değerler eksenli bir dönüşümün devşirilmesi potansiyelini de göz ardı etmemek gerekir. Zamanın ruhunu yakalayan, İslami dinamiklerden neşet bir bakış açısı, Batı'nın köleleştirici etkilerini ortadan kaldırmada önemli katkı sağlayacaktır.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr