• BIST 108.518
  • Altın 153,497
  • Dolar 3,8453
  • Euro 4,5175
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Belediye Ne İş Yapar?

Abdullah YEKTA

Belediye şehir içi cadde, su ve alt yapı işlerini yapar. Bunlar belediyelerin yapmaları gereken rutin işleridir. Bozulmuş olan cadde ve sokakları asfaltlamak ya da taş döşemek, yetmiyorsa yeni su kaynaklarını bulup şehre getirmek, bozuk olan alt yapıyı yenilemek ve onarmak belediyelerin asli görevleridir. Evet, bunları hizmet olarak görüyoruz fakat kimsenin bunları insanın başına kakmasını da hoş görmüyoruz.

Eskiden Osmanlılar döneminde bu tür işler için “Asiyab-ı dehri har bile çevirir.” derlerdi. Yanı kurulu düzenli olan bir değirmeni herkes çalıştırabilir. Bundan maksat, olması gereken işleri, işin başına kimi getirirsen, o işi yapabileceğini veya yapması gerektiğidir. Yol su ve alt yapı, bundan elli altmış yıl önce hizmet sayılırdı. Ülke o zaman yoksulluklarla boğuşuyordu. Belediyelerin proje üretip faaliyete geçirmesi düşünülemezdi. Günümüzde artık ilkokul ve ortaokul öğrencileri proje üretiyorlar. Devir proje üretip bu projeleri faaliyete geçirme dönemidir. Bir cadde ve iki sokak onarmak artık hizmet sayılmıyor. Dünyanın en geri kalmış ülkelerindeki belediyeler de bunları yapabiliyorlar.

 Belediyelerin proje üretmesi gerekir. Şu an yasası dahi çıkan kentsel dönüşüm ile ilgili hangi proje ortaya konmuş, göremiyoruz. Kâhta’da küçük de olsa bir Pazar yeri dahi kurulabilmiş değildir. Kâhta 70 bin nüfuslu bir ilçe fakat henüz bir pazar yeri yok.  Sağlık ocağı bahçesindeki boş mekânı, altı otopark üstü park yapılabilir veya şehrin ihtiyacı olan bir başka proje faaliyete geçirilebilirdi. Fakat her nedense alelacele bir seyyar satıcı pazarına dönüştürüldü. Kâhta’nın en çok ihtiyaç duyduğu bir otopark ve herkese açık, insanların oturabilecekleri bir park yapılabilirdi. Şu an pazarın sağlık ocağının bahçesine kurulması hem şehrin görüntüsüne uymuyor hem de şehir trafiğini çok olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Aynı şey otogarın girişindeki küçük yeşil alan için de söz konusudur. Oraya da hemen demir direkler diktiler. Kimi zaman çadıra dönüştürüyorlar. Yapılan iş görüntü kirliliğinden başka bir şey değildir. Kâhta çöpü zaman zaman yakılıyor. Yanan çöğün dumanı ve isleri Kâhta’nın üzerine yayılıyor. İnsanlarımız yaz kış her zaman bu yanan çöpün pis kukusunu ve dumanını teneffüs etmektedirler. Yaz aylarında Girne, Karşıyaka Yavuz Selim mahalleleri ve özellikle hastane bölgesinde balkonlarda oturan vatandaşlar bunu net bir şekilde fark etmektedirler. Bu konu hal edilmese büyük sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.

 Kâhta’nın eski mahallelerinde kentsel dönüşüm projeleri uygulanabilir. Örnek projelerle halk kentsel dönüşüm projelerine teşvik edilebilir. Bu projeler sayesinde hem Kâhta’nın etrafındaki verimli topraklar heder edilmemiş olur hem de otantik yapısı itibarıyla güzel mekânlar oluşturulabilir. Yine bu sayede ısınma, çevre temizliği ve hava kirliliği açısında kontrol edilebilir mekânlar oluşturulabilir. Kâhta merkezde örnek birkaç tane otopark oluşturulsa halk bu işi kendisi devam ettirir. Bu sayede şehir içi, caddeler ve sokaklarda trafik sıkışıklığı yaşanmaz.

 Şu an Kâhta nüfusu 70 bin civarındadır. Şehre gelen ödenekler nüfus sayısına göre gelmektedir. Kuş bakışı bakıldığında Kâhta 400 bin nüfusu barındıracak bir alana yayılmıştır. İleride bu, büyük sorunları beraberinde getirecektir. Temizlik, alt yapı, su ve yol yapım ve onarımı konularında büyük sorunlar yaşanacaktır. Plansız yapılan yapılaşma yarın başımızı ağartacak. Bugün Kâhta’yı yönetenlerin bunu düşünmesi gerekir. Yarın insanların dua edecekleri bir şeyler yapalım beddua yapacakları şeylerden uzak duralım.  

 Nihayetinde vaziyet çok vahimdir. Kâhta içi trafik ve park meselesi büyük sorun haline gelmiştir. Kâhta belediyesinin bunları acil bir şekilde çözmesi gerekir. Bir sorun yok deyip kendi yerimizde oturmak ‘Kâhta’nın geleceği ne olursa olsun bana ne’, demektir. Kaldırımlarımız, cadde ve sokaklarımız işgal altındadır. Belediyenin bu işgale karşı varlık göstermesi gerekir. Şehrin birçok yerinde kaldırımlar tamamıyla işgal edilmiştir.  Yayalar ister istemez arabaların kullandığı yolu kullanmak zorunda kalmaktadır. Çarşı Pazar yerlerinde kimi esnaf kaldırımı işgal etmiş, arabasını hemen kaldırımın önünde park etmiş, yayalar sokağın ortasında yürümek zorunda kalmaktadırlar. Çoğu zaman 30 metre genişliğinde olan bir caddede arabalar tek şerit halinde gitmek zorunda kalmaktadırlar.

Evet, soruyorum, insanlarımız ne zaman yürüyebilecek kaldırımlara kavuşacak?  Ne zaman cadde ve sokaklarımız rastgele park eden arabaların işgalinden kurtulacak? Yoksa Belediye ve trafiğin bu işe gücü yetmiyor mu? Ne zaman temiz bir suya kavuşacağız?  Kâhta halkı güzel mekânlarda yaşamayı ve yürümeyi hak etmiyor mu?  Unutmayalım ki bunları insana layık görmeyen Allah’ın gazabına uğrar. Yine unutmayalım ki işlerimiz kurtarıcılara kalmamış, işlerimiz bize kalmıştır. Biz kendi işimizi üstlenmesek hiçbir kurtarıcı gelip de cadde ve sokaklarımızı yapmaz, şehrimizi düzeltmez. 

Selam ve dua ile. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr