• BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 11 °C
  • Ankara 10 °C

Beşinci Yılında Suriye Devrimi

Abdullah YEKTA

“Suriye devrimi” ifadesini, başarı endeksli düşünenler garipseyebilir. Suriye’nin her tarafı kan gölü, insanın oturabilecek bir mekânı yok, taş üstünde taş kalmamış, ne devrimi kardeşim, diyeniniz mutlaka vardır. Bir taraf da PYD kurmuş olduğu, sonucu henüz ne olacağı bilinmeyen kantonlar, diğer tarafta İŞİD’ın işgal ettiği bölgeler ve bu günlerde Amerika, Rusya ve İran’ın desteğiyle ayakta kalan Suriye yönetimi varken bu nasıl bir devrimdir, denilebilir.

Evet, Suriye’de, cephede savaşan direnişçiler ısrarla  “Suriye devrimi” diyorlar ve mutlaka başaracaklarına da inanıyorlar. Bir devrimin,  başkaları tarafında hediye edilecek bir şey olmadığını, halk tarafından bir bedel ödenerek elde edilecek bir şey olduğunu, düşünmektedirler. Irak’ta Saddam, Amerika’nın yardımıyla devrilmişti. Iraklılara bir faydası olmadı. Irak eskisinden daha kötü oldu. Yemende dış destekli bir ayaklanma oldu, onun da kimseye bir faydası olmadı. Bugün orası da yaşanmayacak bir durumdadır. Libya hakeza yaşanmayacak durumdadır. Suriye ayaklanması,  ilk başlarda herkesin güdümündeydi fakat yavaş yavaş kendi imkân ve fikriyatıyla ayakta durmaya çalışıyor

1979 Rus işgali karşısında Amerikan yardımlarıyla ayakta kalan Afgan mücahitleri de Ruslardan kurtuldular ama Amerikalıların oyuncağı durumuna düştüler. Amerikalılar, Afganistanlıları çok sevdikleri için değil, çıkarları için yardım etmişlerdi. Devletin başında da mutlaka kendi çıkarlarını gözeten birileri olmalıydı. Nitekim Mücahitlere karşı kurdukları Taliban hareketini de çıkarlarına hizmet etmedikleri için, bizzat kendileri oraya müdahale ederek, kendilerine hizmette kusur etmeyecek bir yönetim kurmuşlardı. Tabii gittikleri her yerde mutlaka uzun yıllar, o bölge halkının sırtında kambur olacak bir dizi anlaşmalar da imzalayarak ayrılmışlardır.

Emperyalistlerin Suriye üzerindeki emelleri diğer yerlerden farklı değildir. Suriye üzerine kurulan tuzaklar ve oynanan oyunlar, sayılan yerlerden hiçbirinde oynanmamıştır. Suriye’de pastaya sahip olmak isteyen bölgesel ve uluslararası çok aktör vardır. Her seferinde yapılan bölüşmeyi kabul etmeyen birileri çıkıyor ve yeniden paylaşım için oyuna dâhil oluyorlar. Suriye’de görünen aktörlerin yanı sıra, başından beri oyunun bir parçaları olup da görünmeyen gizli bir takım aktörler de vardır. Bunların başında İsrail ve İngiltere gelmektedir.  Bugün İsrail’in onayı olmadan Suriye’de bir anlaşma ve barışın olması mümkün değildir.  

Suriye’deki bu kriz, daha epey devam edeceğe benzemektedir. Beş yıl geçti, beş yıl daha da devam edebilir. Batılı ülkeler bu krizi Türkiye aleyhine daha çok kullanacaklar. Türkiye’yi zayıflatıp, bir takım emellerine ulaşmaya çalışacaklardır. Bu savaşta Suriyelilerle beraber bizim de canımız çok yanacak. Pes edip çekilmemiz mi gerekir?  Hayır, Türkiye’nin bu savaşta kendi çıkarlarını sonuna kadar gözetlemesi gerekir. Suriye’nin işgali Türkiye’nin işgalidir. Suriye parçalandığında kısa veya uzun süre fark etmez Türkiye de parçalanacaktır. Suriye ile kurulan planlar ve desiselerin hedefinin her zaman Türkiye olacağını asla unutmayalım. Coğrafik olarak Suriye bizim ön bahçemizdir. Suriye’yi kaybetmek Türkiye’yi kaybetmektir.  

Suriye’de cepheyi ve direnişçileri takip eden yazar ve düşünürler Suriye devriminin kesinlikle başarılı olacağını inanmaktadırlar. Onlar, zaferin gecikmesinin sebebi olarak Amerikan yardımlarının gecikmesi veya gelmemesi olarak görmüyorlar.  Onlar, başta Amerika olmak üzere bütün Batının sahtekârlıklarını artık görmüşlerdir. Batılıların hiçbir zaman kurtarıcı olamayacaklarını biliyorlar. Onlar, gerçek kurtarıcılarının kendi halkları olduğunu, ancak kendi ayakları üzerinde kalabileceklerini iyi kavramışlardır. Türkiye’ye ve başka ülkelere göç etmek zorunda kalan Suriyelilerin kendi aralarındaki işbirliği ve eskisinden daha çok birbirilerini sevmeleri bu işte başarılı olacaklarını gösteren bir olgudur.

Suriyeliler, bu devrimin başarılı olacağına ve artık kendi ayakları üzerinde durmaları gerektiğine inanıyorlar. Sahte kahramanları, dışarıda gelen yardımları yanlış bir şekilde kullananları, kendi adamlarını ve yandaşlarını kayıranları artık tanıyorlar ve adımlarını buna göre atmaktadırlar. Devrim kültürünü içselleştirmişlerdir. Mücadele ruhu benliklerini sarmış. Ancak birlik olunarak başarılı olunacağını öğrenmişlerdir.

Selam ve dua ile. 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr