• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Bilinç ve Eşekleştirilme

Şevket TATAR

 Talihsizliğimizden birisi; bizim için planlananları idrak edemeyişimiz, fert ve toplum olarak üzerinde düşünmemiz gerekenleri terk etmemiz ve sonunda daha biz farkına varmadan hedefi başkalarının vurmasıdır.

 

 

Abbasiler İslam tarihinde garip bir politika izlediler. Onlardan önceki müslümanlar eğer kendilerini tehdit eden bir tehlike veya halifenin ya da yakınlarının bir zulmünü görselerdi işlerini bırakır, çarşıları terk eder, mescitlere doluşur, tartışır, halifeyi mahkemeye ve adalete çağırırlardı. Bu durum Peygamber (sav) döneminde; Ebubekir, Ömer, Ali hatta Emeviler dönemindeki müslümanların sosyal bilinciydi. Açıktır ki böyle insanlara kolaylıkla hükmetmek zordu çünkü zulüm yapmak, cesaretleri karşısında onlara egemen mümkün değildi. Bu müslümanlar sosyal ve insani dirayet sahibiydiler. Neden? Çünkü onlar sosyal açıdan kararlı, duyarlı ve samimi müslümanlardı. Ezanı duyduklarında mescide koşar, nefislerini hesaba çeker ve gelecekleri hakkında düşünürlerdi.

 

 

Rum, İran, Mısır’ı fetheden Halife Ömer'i  kendilerinden biraz daha uzun entari giydiğini gördüklerinde bunu sorgulamışlar ve ganimetlerin eşitçe dağıtılmasını istemişlerdi. Neden senin entarin bizimkilerden uzun? Onların gözünde Ömer'le sıradan bir asker arasında bir fark yoktu. İran ve Rum fetihlerinden dolayı  onu yüceltmek ve övmek yerine ilk olarak mahkemeye çağırdılar ve adalet istediler. Bu ümmetin bilincine bak. Onlar Sasani dönemindeki İran'ı parmak uçlarıyla kaldırabilirler ve istedikleri yere fırlatabilirlerdi. Gerçekten fırlattılar da. Nereye gittiği de bilinmiyor! Bundan dolayı tüm Rum bölgelerine fethetmeye kadirdiler.Mısır'ı fethettiler, onu 3000 kişiyle boyun eğmeye zorladılar.

 

 

Bunlar tarihin akışını değiştiren, gelecekleri konusunda dikkatli ve kararlı bir şekilde ilgilenen insanlardır.İnsanlara bizzat kendisi cevap versin diye Ömer'i mescide gelmeye zorladılar,temsilcisiz ve onun adına konuşacak birisi olmadan Ömer de oğlu Abdullah'ı şahid olarak getiriyor ve diyor ki: Kumaştaki payım boyuma uygun bir elbise yapmama yetmedi, oğlum Abdullah da kumaştaki kendi payını bana verdi, ben de kendime uygun elbiseyi yapmak için birbirine ekledim, araştırabilirsiniz.Vekiller gönderebilir, istediğiniz gibi emin olabilirsiniz.Abdullah bu ganimetten pay almadı onlar da durumu araştırıp Ömer'in doğru söylediğini anladılar.

 

 

Daha sonra Abbasiler dönemi geliyor. Cafer El-Bermeki Abbase ile evleniyor, düğün ziyafeti veriliyor.Öyle çok yemek pişiriliyor ki yemeğin artıkları bir kaç gün sonra atılmak üzere Bağdat’ın bir yerine yığılıyor.Öyle ki yemekten bir dağ oluşuyor! Kuşlar hayvanlar da ondan günlerce yedikten sonra yemek şehirde küfleniyor ve insanların sağlığını tehdit etmeye başlıyor.Sonunda yemeği şehirden uzaklaştırmak için bir grup adam kiralamak zorunda kalıyorlar.Müslüman toplumun tümünde ''Bu israftır'' diyecek bir adam çıkmıyor.Evet bunu kimse söylemiyor.Ne alim ne fakih ne şair,ne uyanık,ne imam ne de cemaat! Neden? Çünkü ''Toplumsal bilinç'' sahibi değildiler.

 

 

Ancak bunların sosyal gelecekleri konusunda bilinçleri kalmamıştı. Bunun neticesinde Moğolların girdiği ve bu ülkeleri kasıp kavurduğu gün ne medeniyetleri ne iktidarları ne de bilimleri kaldı.Çünkü ''Toplumsal bilinç''leri yoktu.

 

Tarihte ve günümüzde insan,ferdi ve toplumsal bilincinden nasıl uzaklaştırıldı ve ''eşekleştirildi''. Sömürüye ve baskıya hazır hale nasıl getirildi?

 

 

Ali Şeriati'nin ilginç konferanslarından oluşan bu kitap, doğu-batı, sömüren-sömürülen ilişkisinin boyutları ve sömürgecilerin insanı elde etmek için kullandığı yöntem ve araçları farklı bir tarzla tahlil ediyor.Aydınlar,teknoloji,sanat,din,bilim ve bunların sömürgeciler tarafından sömürge araçlarına dönüştürülmesi ele alınan konular arasında...

 

 

Eşekleştirmenin türlerini ve yöntemlerini merak edenlere yol gösteren bir eserdir.Günümüzdeki olaylar karşısında sus pus olanlara ya ne demeli? Gerçekler büyük ve günümüzün merak konusudur.Bilinç adı altında, eşekleştirme... Günümüz yapıların birçoğunda bu sorun bariz olarak göze çarpmaktadır.İnsanlarda,düşünce özgürlüğünün uçup havaya gittiği bir dönem yaşanmaktadır,çağımızda ne acı..

 

 

Aynı zamanda tarihi olan bu sorun çok vahim bir hal aldı. Dünyanın ve ülkemizin, günümüzün sorunu haline geldi. İnsanların büyük bir kısmı bunalım halinde, gerçekleri görmez oldu. Sanki peygamber emir veriyor, eleştirisiz bir teslimiyetle, teslim olmuş durumdadırlar. Artık bu sorunu enine boyuna araştırmanın zamanı geldi, hatalar nerede yapıldı ve nerede aramak lazım. Zamanı çoktan geldi geçiyor.

 

M.ŞEVKET TATAR 29.12.2013
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr