• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 29 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 32 °C

Bin Yıla Bedel Bir Gece

Adem Ballı

Yolumuz hakikatin ve hakikat olan tevhidin yolu. Süren savaşın tek karakteri var oda hak ve batıl. Bizler bunun bilincindeyiz. Bu bilinçtir bizi diri tutan ve bizi yeni dirilişlere yönlendiren.

Evet, son birkaç asırdır kendi hatalarımızın bedelini ödüyoruz. Okumadık geliştirmedik birbirimize düştük… Bu ahvalimiz zalime fırsat oldu. Ve üzerimize çullandıkça çullandılar. Böldükçe böldüler. Öldürdükçe öldürdüler.

Fakat pes etmedik gün geldi şeyh Said ile başkaldırdık. Adnan menderes ile başkaldırdık. Turgut Özal ile Necmettin Erbakan ve R. Tayyip Erdoğan ile başkaldırdık. Yol uzun yolculuk uzun nefeste uzun olmalıydı.

Sürdürdüğümüz bir varoluş mücadelesidir. Eğer bunun farkında olmazsak bir anlık bir gaflet bizi bitirir.

Yıl 2016 Temmuz’u perde gerisinde büyük bir ihanetin planı yapılıyor. Belki aylar evvelinden belki yıllar evvelinden. Öyle ya onlar yüzyıllık planlar projeler kurgulardı.

Biz aşina idik aslında onların planlarına çünkü daha evvelinden de yapmışlardı. Yeni Türkiye’nin tarihi onlar sayesinde darbeler tarihi diye anılıyordu. Doksan yıl boyunca darbe yapıcılılarının büründükleri kisve tam Amerikancı laik Kemalist kisve idi. Ve biz bu kisveye karşı bağışıklık kazanmıştık. Artık hareketlerini planlarını öngörebiliyorduk.

Cumhuriyet mitingleri laiklik elden gidiyor naraları, 27 Nisan e-muhtıraları ile Kemalist düşünce kalkışma hayallerine kapılmıştı fakat bu millet ve milletin seçtikleri yememişti. Artık pabuç pahalıydı.

Onlarda anlamıştı onların büyük patronları da anlamıştı ki bu millet artık bu kimliği biliyordu.

O halde başka planlar devreye sokulmalıydı.

Bu plan öyle bir plan olmalıydı ki siyah taşın üzerindeki siyah karınca misali kendini belli etmemeliydi.

Zihniyet aynı ama kisve değiştirilmişti. Yeni darbecinin kullanacağı araç “din” olarak karşımıza çıkacaktı. Çünkü biliyorlardı bu millet inancına düşkündü. Allah için yapılan her işe gözü kapalı giderdi. Yıllarca kullandılar bu dini kendi emelleri için. Makam mevki güç para sahibi oldular.

Onlar artık devletin kendilerine ait olması gerektiğine inanmış ve bu amaçla saldırmışlardı. Yaptıkları saldırının son halkası 15 Temmuz gecesi oldu.

O GECE ÖYLE BİR GECE Kİ…

O gece onlar kendilerinden emindiler. Onlara göre planları kusursuzdu. Bu özgüvenle başladılar jetlerle tanklarla helikopterle vs. milletin kendilerine emanet ettiği silahlar ile millete yöneldiler.

Onlara göre ne olabilirdi ki en fazla bir kaçtan adam çıkar ucuz kahramanlık yapmak ister ve misliyle karşılık bulur otururlar yerlerine…

Ve sonra onların devranı başlardı…

Amma hesap etmedikleri bir şey vardı. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Bu tuzakları başlarına çalacaktı. Fakat gururlarından bunu göremeyecek kadar kördüler.

Tabi unuttukları bir şey vardı. Kisveleri ne kadar değişirse değişsin bu millet darbeyi biliyordu. Ondan çok çekmişti. Allah’ın izniyle buna müsaade etmeyeceklerdi.

Ve müsaade etmediler.

Ellerinde bir silah yoktu. Karşılarında son teknoloji silahlar ile donatılmış katiller sürüsü vardı. Ve bu sürünün gözü dönmüştü.

Kimi annesi ile kimi eşi ile kimi çocukları ve dahi bütün sevdikleri ile şehadetle yeminleşerek vedalaşmışlardı.

Bir bakıyorsunuz tankın önüne yatmış gel diyor önce beni ez.

Bir bakıyorsunuz köprüde namlulara siper etmiş göğsünü vur diyor. Sen vurdukça ben yeniden dirileceğim diyordu.

Bir bakıyorsunuz doldurmuş kamyona mahalle halkını adeta muharebe meydanına gidiyor en ufak bir tereddüt yok.

Aman Allah’ım bir bakıyorsunuz jetlere kafa tutuyor. Ben Ölümü Öldürdüm Dercesine…

Böyle bir iradeye karşı kim durabilirdi ki. Bu iradenin yanında Allah vardı. Duramadılar nitekim bir gece bile duramadılar. Çok profesyonel planları eli silahsız samimi insanların vesilesiyle bozguna uğratıldı.

O gece öyle bir gece ki Bin yıla bedel bir gece… Bin yıldır söylenen bir teraneye son vermişti o gece “Müslümanlar bir araya gelemez artık mümkün değil diyorlardı”

Biz biliyorduk bunun mümkün olduğunu ama o kadar ayrı kalmıştık ki birbirimizden bu inancı kaybetmiştik. O gece bize hatırlattı bunu tekrar.

Ey Müslüman biz bir olabiliriz. Bir oldukça diri olabiliriz. Diri oldukça küfrün ordularını yerle yeksan edebiliriz.

Unutma kardeşim hiçbir güç bizim birliğimizin karşısında duramaz. Birliği sağlamak için dirayet gerek o bizde var.

Zafer sarhoşluğu Müslümana yakışmaz Müslümana yakışan Mekke’yi feth ettiğinde dilinden istiğfarı duruşundan tevazuu düşürmeyen Resulullah’a (a.s) gibi olmaktır.

Dedik ya yol uzun… Uzun yola uzun soluk gerek sabır gerek cehd gerek.

Rabbim birliğimizi daim kılsın. Allah’ın ipine sımsıkı sarılan kullarından eylesin.

Selam ve dua ile

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr