• BIST 93.043
  • Altın 193,699
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 23 °C

Bir O Taraftan Bir Bu Taraftan

Yasir Polat

Bir önceki yazımı yazarken “dava” eksenli toplulukların varlığından dem vurmuştum.  Saatlerce veya günlerce kalan çayın demi gibi ‘dem’i bekletmiş olmalıyım. Hangisine dönüp bakacak olursak, ne eksen ne de orijin, teğet bile geçemedikleri bir çemberin etrafında yayılıp duran onca topluluk.
Babacan ve entelektüel bir jargonla, nerede sahne alsalar, sahnenin heyecanından olsa gerek mangalda kül, edebiyatta terim bırakmamış olmakla manşetlerin en çok konuşulan haberlerine düşmeyi başarıyorlar. Medya âlemini oldukça iyi kullanıyor olmaları onları en iyi dava adamı olarak göstermeye yeterli olabiliyor.

Zamanını gerçekleri okumak, araştırmak, internet dışı araştırma yöntemi olan kitapları okumayı bırakıp, sadece internet ortamında kazandıkları birikimleri doğrultusunda yaptıkları analizler ile doğal olarak tahakkümüne maruz kaldıkları çerçevece yönlendiriliyorlar. Bu asrın en belirgin ve öncül teknoloji harikası olan internet, biz farkında olmadan birçok şeyine maruz kalıyor ve birçok şeyimize ulaşabiliyor. Düşünce ve fikirlerimize dahi… Bu sebeple bizi oldukça iyi bir şekilde şekillendirebiliyor.  Ya korkmalıyız ya da onu bizden daha iyi kullananların üstüne çıkıp yönlendirmelere maruz kalmamalıyız. Duygu değişiminden tutunda fikri algılarımıza kadar her anımızı değerlendirebilip, kullandığımız araç gereçlerin içeriğine şekil verebiliyor olması “tek tip insan modeli” yaratma çabasında olan kapitalizmin babalarınca projelendirilmiş bir olay. Dünyanın neresine giderseniz gidin, neredeyse her yerde giyim tek tip olmak üzere. Özellikle 18-35 yaş aralığı için geçerli. Bu sadece küçük bir örnek…

Bu gün biri veya birileri bizim dava çemberi dediğimiz yargıların etrafında olup olmadığını anlayabilmemizin en önemli yolu; geçmişimiz. Ama internette yayınlanan geçmiş değil. Tozlanmış kitapların kırmızı kalemle çizilmiş satırları olmalı. Düşüncelerimizi yıpratmaya, hezeyana uğratacak, yönlendirebilecek hiçbir algı kalmamalı. Özgürlük kavramı son zerresine kadar yaşayabilmeli. Hani diyor ya “bedenime sahip olabilirsin ama kalbime asla.”  Tecavüze uğrayan zihinler, şekilden şekle giren zamanın dava adamları bizim aklımıza limon suyu olmamalılar.  “düşüncelere pranga vurulmaz, vuramazsınız.” İnancıyla aklımızı, zihnimizi ve kalbimizi bulandırabilecek sözde dava adamları ve algıya acık âlemi internet ve medya bize tahakküm edemez/etmemeli.  Kullanmayalım demiyorum, aksine en iyi şekilde kullanalım. Ama “şeytan ayrıntıda gizlidir” kısmını unutmadan, ondan daha akıllı bir şekilde yol alalım. O bizi değil, biz onu kullanalım. 

Medyanın alçaklığına sığınıp, perde arkası oyunların yardımıyla riyanın kıyılarında yüzen yüzsüzler, unuttuğunuz bir şey var dava inanç işidir. İnanç tarihsel bir süreçtir. Tarih eni sonu sizi su üstüne çıkaracaktır.

İnancım için söyleyecek olursam; seksen öncesi ve sonrası diye ayrılan bir tarihsel süreç olmalı. Seksen öncesinde inancı için canını bile vermeye hazır olan onca dava adamı, ama sonrasında canı için onca dava feda edebilecek adam!

 Bu adamlar kaygı uyandırmakta, zamanın akımına maruz kalmış gençlik onları doğru sanmak ile beraber toz kondurmuyorlar da…

Okumadan doğru yolu bulamayacağımızdan adım kadar eminim.

Sekseni görmedim, doksanı bile görmedim. Ama sayfa-sayfa okudum. Hani diyor ya” bir sağdan bir soldan”. Bende bir o taraftan bir bu taraftan okudum. İçimin yağları damla-damla eridi, zihnim yağmura dolmuş bulutların şimşeklerine maruz kaldı. Düşüncesi için ölen onca ADAMIN zamanında yaşayabilmeyi ne çok diledim, olmasının imkânsız olduğunu bile-bile.

Okuyun değerli dostlar, Dava postuna bürünmüş tilki kılıklı medya trollerine yol vermemek için…
Sizin değer atfettiğiniz, uğrunda bağrınızı yakabileceğiniz düşüncelerinizi suistimal etmesinler, edemesinler diye… Sizi, bizi, bam tellerimizi körü körüne yok etmesinler diye Tarihi toz kokan sayfalarda okuyun…
Ayrıca siz- biz diyorum. Ayrıştırıcı olduğumu düşünmeyin. Bizim ki farklı renklerin dostça mücadelesi sadece. Renkli günler dilerim… Selametle.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr