• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Bir Uzun Soluk: ŞEHADET

Adem Ballı

Yine bir Şubat… Ve tatlı bir hüzün… Vuslata ermek isteyenlerin hasretlerini dindirdiği  ve Nice yiğitlerin   uzun bir soluk ile şehadete eriştiği aydır şubat…

Ey şubat sert soğuğunda sıcacık kanlarla suladık arzını. Toprağa düşen her kandamlası umutlar yeşertti.

Ey şubat günlerinden Hasan El Benna idi. Yine davası için mücadele ettiği bir konferansta idi. Soluksuz anlatıyordu Allah’ın davasını… Yüklenmişti yükünü Omuzlarındakinin farkında idi. Bu yola giren canından malından evladından hayalinden vazgeçecekti. Bunu biliyordu. Her an kendisiyle birlikte olan rabbinin verdiği rahatlık ile korkusuzca zalime direniyor meydan okuyordu.

-Ve bitmişti konferans alıp verdiği nefesler sayılı idi. Dışarıda pusuda bekleyen çakallar alçaklar vardı. Her zaman ki tebessümü ile salondan çıkarken önce çok kısa bir soğukluk sonra bütün vücudunu saran bir sıcaklık ile yere yığılıyordu. Şehadet kokusu sarmıştı etrafını. Kardeşleri aldı yetiştirmek için hastaneye ama yok “artık yeter bu kadar hasret” dercesine rabbine kavuştu kutlu şehit…

Onu şehit edenler zannettiler ki bitti onun davası oysa bilmiyorlardı ki onlar bir şehit olup bir dirilenlerdi…

Ey şubat günlerinden Metin yüksel idi. Molla Sadrettin Yüksel’in yiğidi. Gençti damarlarında ki kan kaynıyordu. Küfrün bütün öfkesini İslam’a Müslümanlara kustuğu zamanlardan geçiyordu.

Bir kere almıştı imanın lezzetini mümkün müydü durması? Evi yanıyordu. Sokağı yanıyordu. Gözünün önünde erim erim eriyordu. O aldığı lezzeti başkalarına da tattırmalıydı. Uyku haramdı gülmek haramdı.

Ve nitekim durmadı yılmadı ne sağcısına baktı ne solcusuna nede ülkücüsüne Onun tek yolu vardı. O da İslamdı. Evet bütün mücahitler gibi onun mücadelesinde  birilerini rahatsız etmişti. Nasıl etmesin ki o şehitler ki rahatsız etmek için vardılar.

Bir bayram günüydü. Allah’ın evindeydi. Dünyalık gözüyle rabbiyle son kez buluşuyordu. Sanki Rabbi onun evinden çıkmasını istemiyormuşçasına şehadeti evinde nasip etmişti. Puslu zamanların mücahidiydi Metin; faşistlerin silahından çıkan kurşunlarla Rabbine doğru koşarken henüz yirmi yaşındaydı. O diyordu ki  “Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere çağlara”

Çağrın kulağımızda çınlıyor şehidim. Yemin olsun ki bu çağrı hiçbir zaman dinmeyecek.

Ey şubat günlerinden Malcolm X… Bir papazın on bir çocuğundan biri olarak dünyaya geldin. Gözünü açtığında hissetmiştin ötelenmenin hırpalanmanın ve dahi insan olarak görülmediğinin işaretlerini. Her türlü erdemin iğfal edildiği ülkede yaşıyordun. Çağdaş köleliğin kurumsallaştığı siyah olanın insan olmadığı ülke büyük şeytan Amerika…

Cezaevinde Yusuf aleyhi selamın takipçi  Eliah Muhammedin vesilesi ile tattın imanı. Yusufi medresede aldın ilk tedrisatını.

Ve Allah’ın evi Kabe’de gördün sağına baktın beyaz soluna baktın siyah önüne baktın çekik gözlü arkana baktın sarı renkli. Neydi bu nasıl oluyordu bütün renkler bütün ırklar burada aynı yere baş koyuyor aynı yöne yöneliyordu.

Ve o an anladın Büyük şeytanın oynadığı oyunu. İliklerine işlediği kölelik düşüncesini. Ülkene döndüğünde bütün siyahi kardeşlerine seslendin ” üstünlük renkte değildir. Üstünlük Allah’a kulluktadır.”

Bir aslan gibi atıldı meydana büyük şeytana büyük meydan okudu çağrısı kıtaları dolaştı. Öyle bir noktaya ulaştı ki cihadı son sistem silahları ölüm kusan makinaları olan büyük şeytan Amerika korkudan titremeye başladı.

Öyle ya ALLAH vardı gerisi teferruattı.

Büyük şeytan Amerika kendisi için tehlike olarak gördüğü Malcom X i  suikastçıları ile şehit etti. Lakin kırk senedir şehit olan Malcom X’in davasını sürdüren kardeşleri Malcomlar ölmez dercesine meydan okumaya devam ediyorlar.

Ey şubat hangisini dile getirsek kalbimiz titriyor. İsrail’in korkulu rüyası Abbas Musavi başlattığı cihad hareketi ile tarihe iz bıraktı. Zelimhan Yandarbiyev asırlık çeçen cihadının Dudayevden sonraki kahramanı moskofa kök söktüren aziz şehit.

Türkiye özelinde bütün ümmete yapılan 15 Temmuz darbe girişimi son yüzyılın en konvansiyonel sinsi alçak saldırısıydı. Bu saldırıyla kanlarıyla püskürten yiğitler sizleri unutmayacağız.

Ve dahi nice aziz şehitler unutursak yolunuzdan dönersek kanlarımız kurusun. Sizler ki canlarınızı davanıza şahit kıldınız. Davanız davamız yolunuz yolumuzdur.   

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr