• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Adıyaman 28 °C
  • Ankara 22 °C

Bir Yıl Oldu

Bir Yıl Oldu
  Geçen yıl yaz aylarında (2011 Yazı) gazetenin yayın yönetmeni Mustafa İşeri bir gazete çıkaracaklarını ve aralarında beni de görmek istediklerini söylediklerinde başta biraz duraksamıştım. Kâhta küçük bir yer ve herkes herkesi tanır. Bununla beraber işin bir de şu kısmı var ki gazete dediğin sıradan bir şey değil; yayın mecrasının ne olacağı, yazılan yazılara müdahale edilip edilmeyeceği, gazetenin mutfağında kimlerin olacağı her ne kadar gazetenin yazarları ile doğrudan ilgili değilse de tamamen ilgisiz olduğunu da söylemek mümkün değil.
      Zan ediyorum Sayın İşeri’nde istirham ettiğim ender şeylerden bir tanesi gazetenin Kâhta’ya artı bir değer katması için adlarını koydukları diyalog dilini sürdürmeleri gerektiği hakkında idi.
 Yani her ne olursa olsun orijinal olmalı, yeniliğe yol almalı, kimsenin arka bahçesi olmamalı, kadim dostlukların, ortak bir paydanın sesi olmalı idi. Her ne kadar sürekli kendimize yabancılaşıyorsak da kendimiz olmanın yani Merhum İkbal’in deyişi ile Hodi (xodi/xadi) ekseninde kopmamanın bir sesi olması da bir temennim idi. Hele halk olarak birbirimizi tüketmeye meraklı olduğumuz bilinen gerçekliğinden hareketle, değil eylemsel olarak şiddetin dilini, söylemsel bazda dahi şiddetin diline kesinlikle mesafe konulmalı. Günlük siyaset dilinin dışına çıkılmalı. Ne birilerine alkış çalma borcu olmalı, ne de birileri istiyor diye diğerlerini taşa tutma yoluna gidilmeli. Demokrasinin ve demokratik kültürün gelişimine katkı sağlamalı.
    Bu, sadece köşe yazarı olduğum bir gazetenin yayın politikasına karışma hakkını tabi ki vermiyor. Başta Güne Bakış Gazetesi olmak üzere yazdığım diğer yayın organlarında da aynı hassasiyetleri göz önünde bulundurmaya çalıştım. Çünkü insan her halükarda mutedil olanı arama zorunda olmalıdır.
   Neden mi hepimiz itidal sahibi olmak zorundayız? Günümüz toplumunda sesler o kadar zıt bir eksende çıkıyor ki bu seslerin eşliğinde son iki yüz yıldır birbirimizi uçurumlardan atmanın yollarını arıyoruz. Hala da ısrarla defalarca denenmiş ve yanlışa götürmüş yolları arşınlıyoruz. Bu durum dün de böyle idi ve muhtemelen yarın da böyle olacak.
    Ancak son iki yüz yıllık keşmekeşe rağmen tarihin içerisinde sağduyunun sesi olmuş bir damar kendisini daima hissettirmiştir. Bu sağduyunun, kardeşliğin ve orijinal olmanın sesine tarih içerisinde birileri sürekli sahip çıkmıştır. O gün, yüksek çıkan sesler arasında bu damarın sesi duyulmamışsa da sonraki yıllarda kalıcılığı sağlayan daima bu ses olmuştur.
    Onun için şartlar ve durumlar ne olursa olsun; herkesin sağduyunun sesini öncelemesi, başkasının hakkını ve hukukunu gözetmesi, kendisinin sahip olduğu hakları başkasına çok görmemesi gerekir.
    Kahta Diyalog böyle bir anlayış ile yoluna devam ettiği müddetçe ilçeye güzellikler katabilir. Yalnız her gün yenilenerek ve ilçenin sakinleri ile ortak aklı faaliyete geçirerek…
 Nice güzel yıllara Kahta Diyalog…
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr