• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

Bizim Olan Ama Bize Ait Olmayan Gerçekler

Ayhan ŞİMŞEK

Gerçek nedir? Kabul ettiklerimiz mi, yoksa kabul etmekten korktuklarımız mı, ya da zorla kabul etmek zorunda kaldıklarımız mı? Anlatmak istediğim şey kafamızın içinde oluşan ve beynimizi parmaklıklarla ören bir düşünce, kurtulmaya çalıştığımızda karşımıza çıkan ve bizi engelleyen bir duvar.

Bizler, doğduğumuz yerin, yetiştiğimiz ailenin ve yaşadığımız çevrenin kültürüyle besliyoruz, düşüncelerimizi. Sonradan sahip olduğumuz vatan, inanç, ahlak ve dil gibi kavramlar hep beslendiğimiz ortamla alakalı. İlk başta hepimiz insanız ama zamanla içinde bulunduğumuz sistemin kurallarına göre; ne tür insan, ne tür ırk, ne tür dil ve ne tür inanç sahibi olacağımız belirleniyor. Yaşantımız ilerledikçe bizim için sistem tarafından belirlenen kavramlara sahip çıkmaya başlıyoruz. Aslında o kavramlar bize ait değil, sonradan elde edildi daha doğrusu, ettirildi! Bu kavramlar ki eğer ufkumuzu açamaz, kendimizi geliştiremezsek, bilinçaltımızda çelikleşmiş bir hal almaya başlıyor. Çelikleşmiş düşünceleri kırmak çok zordur. İnsan çoğu zaman gerçeği kabul edemez. Mesela Matrix isimli filmdeki Neo karakteri. Neo gerçek sandığı ama aslında uykusunda gördüğü yalan dünyayı gerçek kabul etmektedir. Neo için mutlak gerçek kendi beynindeki yalandır. Neo, yalan dünyadan, beyninin içindeki hapishaneden kurtarıldıktan sonra gerçek olan gerçek dünyayla tanışır. Fakat gerçekle yaşanan bu karşılaşma Neo’nun aklını çok zorlar ve Neo neredeyse aklını kaybetmek üzeredir. Peki, Neo’nun aklını bu derece zorlayan şey nedir? Cevap basit: bizim de aklımızı zorlayacak olan gerçeğin ta kendisi!

Bilinçaltında yer alan çelikleşmiş düşünce, kendisini ret ve yok edecek başka bir düşünceyle karşılaştığında sivri uçlarını beynimizin kıvrımlarına doğru batırır. Bizi tehdit eder. Beynimizin içinde bir savaş başlar. Savaşın sonu ne olursa olsun galip gelen tek şey gerçek olacaktır. Burada önemli bir nokta var: Galip olan tek gerçek hangi gerçek olacak? Gerçek, ya gerçekten gerçek olacak ya da sistem tarafından diretilen yalan, gerçek olacak? Biz bu savaştan sonra yola galip gelen gerçekle devam edeceğiz. Ya gerçekle ya da sistemin bize sunduğu, kabul ettirdiği, bizim gerçek sandığımız yalan gerçekle. Tabii iş sadece beynimizdeki çelikleşmiş düşünceyle yaşamakla bitmiyor. Sadece bize kalan bir gerçek olsa iyi ama artık bu düşünceyi etrafa yaymaya, başkalarına da kabul ettirmeye çalışıyoruz. Sürekli başkalarına nasıl olmaları, nasıl yaşamaları ve nasıl düşünmeleri gerektiğini söylemeye başlıyoruz. Bu konuda diretiyoruz. Sistemin parçası olan her ülkede olduğu gibi, sistemin gerçeklerini ilk olarak okullarda öğreniyoruz, daha sonra zorba sistemin zorba medyasıyla beynimize yerleştirilen gerçekleri pekiştiriyoruz ve sonra da beynimize sokulan bu gerçekler için savaşıyor, zulüm ediyor, insan öldürüyor ve insan olduğumuz gerçeğini unutuyoruz. Gerçeğin gerçekte ne olduğunu düşünemiyoruz.

İşimiz zor! Beynimize sokulan yalan gerçeklerle savaşmak zorundayız. İşimiz gerçekten çok zor! Çünkü savaşımız sadece sistemin kendisiyle değil, sistemin yalakası, asalağı olmuş, yalanı ve zulmü kıble edinmiş, efendilerinin köpekleriyle de savaşacağız! Bizim gerçeğimiz insan olduğumuzdur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr