• BIST 83.675
  • Altın 250,090
  • Dolar 6,1048
  • Euro 6,8129
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 27 °C
  • Ankara 19 °C

 BU RAMAZAN, KUR’AN AYI OLSUN

Abdullah YEKTA

Gerçekten Ramazan ayı, Kur’an ayı mı? Artık hayatımızda her şey sanal oldu. Kur’an ayı Ramazan kavramı da aynı şekilde sanal oldu. Gerçek hayatta ilişkimiz olamayan insanlar dostumuz olabilmektedir. Hayali sevgilerimiz ve dostluklarımız olabilmekte, yemeğin, çay ve kahvenin resmi gerçeklerin yerine geçmiş bulunmaktadır. Hayatımızda neredeyse her şey sanal olmuştur. Dini hayatımızın da gerçek hayatla bir ilgisi kalmamış, sanal olmuştur. Hacımız, ramazanımız, orucumuz ve hatta namazımız bir şekilde sanal olmuştur. Dilimizde içi boşaltılmış bir takım kavram ve ifadelerle sanal bir dini hayat yaşamaktayız. Allah, peygamber, Kur’an ve dinin mahiyetine dair zihinlerimizde bir anlam kalmamıştır.

Ramazan ayı, arınma ayı, fakir fukarayı düşünme, tefekkür etme mevsimi olması gerekirken ziyafet ve eğlence günlerine dönüşmüş; grupların, tarikat ve cemaatlerin boy gösterdiği, bol bol reklamlarını yaptıkları günler olmuştur. Milyar dolarlara para demeyen, gayrı menkul zengini bazı cemaat ve tarikatlar, birtakım kermeslerle ve bağış toplama faaliyetleriyle halen fakir fukaranın cebine göz dikmiş durumdadırlar. Bizzat fakire yardım etme düşüncesi maalesef yok. Kendi cemaatinde olmayan muhtaçlara ise hiç yardım edilmez oldu. Cemaatler uluslararası güç gösterisinde birbirileriyle yarışmaktadırlar. “Benim cemaatimin şu kadar fabrikası var, benim cemaatim, devletin şu şu kurumlarına hâkim.” gibi güç gösterileri. Her cemaatin kendilerine ait ulusal ve uluslararası medya holdingleri mevcut. Evet, bütün bunlar muhafazakâr kesimi uyuşturan, dini hayatlarını sanallaştıran birtakım handikaplar olmuştur.   

Güç zehirlenmesi yaşanıyor. 28 Şubat dönemi mazlumiyet psikolojisi, yerini hâkim otoriter bir duruma bırakmış. Artık kimsenin kimseye tahammülü kalmamış, birbirini dinlemeye niyet ve sabırları yok. Düşünce ve fikir fakiri olunmuş, kitap, gazete ve dergi okuma; ötekini anlama duygusu maalesef kalmamıştır. İslam ve Müslümanlık artık medyatik bir forma dönüşmüş. İhlas yok, ihlasın reklamı var. Acıma duygusu yok, sosyal medyada acıma reklamları var. İnsana acıma ve insan haklarına riayetin maalesef bir kedi, bir köpek veya herhangi bir hayvana verilen değer kadar kıymeti kalmamıştır.

Önümüzdeki birkaç gün içinde Mübarek Ramazan ayına gireceğiz. Bir aydan beridir, marketler ve alışveriş merkezleri çılgınca tüketimde bulunacak insanlarımız için hazırlıklarını yapmaktadırlar. Oruç ayında “nefsi terbiye” etme kavramı değişmiş. Peygamberin sünnetinde az yeme, az uyuma ve tefekkürde bulunma gibi sünnetler, yerini çok yiyerek, gündüzleri bol bol uyuyarak nefsani arzuları besleme seanslarına dönüşmüş. Peygamberimiz (sav), “oruç kötülüklere karşı bir kalkandır.” diyor fakat günümüz Müslümanları midelerine öyle bakım yapmaktadır ki bu sayede işlemedikleri günah kalmadı. Dünün ezilenlerinin sofrasında bugün bir kuş sütü eksik.

Ramazan ayı, Kur’an ayı denilir fakat Kur’an eğlendirebildiği kadar, güzel okuyan hafızların sesiyle okunup kendisiyle mest olunduğu kadar önem arz etmektedir. Taziyelerimizde güzel seslerle okunduğu kadar önem arz etmektedir. Ölülerimiz için hatim olarak okunduğu kadarıyla önem arz etmektedir. İnsan sözü olan mevlit kasideleri, Kur’an’dan daha önemli hale gelmiş durumdadır. Allah’ın kitabı ne diyor? Bu kitap neden bahsediyor? Bu kitap neden indirildi? Ölüye okunması için mi indirildi? Suya okunup içilmesi için mi indirildi? Ölmüş anne ve babamıza okuyup bağışlamak için mi indirildi? Niçin indirildi?

Bugün Arapça tek bir cümle bilmeden, tek bir Kur’an ayetinin manasını anlamadan Kur’an ezberlemiş bir sürü gencimiz var. Bu gençlerin yaptığını küçümsemiyoruz fakat anlamını bilmeden ahenkli olarak okunan Arapça, İngilizce ve başka yabancı bir dildeki şarkı sözlerinden ne farkı bulunuyor. Allah Teâlâ bu kitabı sadece ölüye okunması için mi gönderdi? Sadece hatim yapılması için mi indirdi?  Allah Teâlâ Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Bu, ataları uyarılmamış gafil bir kavmi uyarman için Aziz ve Rahim olan Allah’ın indirdiği Kur’an’dır.” (Ya Sin 36/6); “Diri olanları uyarmak ve kafirlere de azabın hak olduğunu bildirmek (için indirilen bir kitap).” (Ya Sin 36/70). Ne gariptir ki ölülere en fazla okunan sure de yine Ya Sin suresidir.

Allah Teâlâ’nın kitabını anlamadan teyp kaseti gibi telaffuz etmek okumak ve anlamak değildir. Kendi kendimizi kandırmamıza gerek yok. Bu kitap anlaşılması için gönderilmiştir. Anlaşılmaması için kitap inmemiştir. Haşa Allah Teâlâ abesle meşgul olmaz. Sürekli okunduğu halde anlaşılmayan kitap, bu Allah Teâlâ’nın kitabına hakarettir, onu hiçe saymaktır. Dilini bilmediğimiz herhangi bir insandan bize bir mektup gelse onun ne dediğini öğrenmeden durur muyuz? Allah Teâlâ “Muhakkak ki biz bu kitabı anlayasınız diye Arapça (apaçık anlaşılan) bir kitap olarak indirdik.” (Yusuf 12/2) diyor. Bu kitap anlaşılmayan bir kitap değildir. Bu kitap hikmet dolu, apaçık anlaşılan bir kitaptır. Bu kitap insanları hidayete ve en doğruya götüren bir kitaptır.

Gelin bu Ramazan’da kendimize bir Kur’an okuma ve anlama programı yapalım. Bugüne kadar başkalarını dinlememiz yeter, bir de Allah Teâlâ’nın kitabını dinleyelim. Yüce yaratıcımız bize ne diyor? Seçimle, iktidar-muhalefet kavgalarıyla, Türk-Kürt, Alevî-Sünnî çekişmeleriyle ve grupçu ayrımcılıklarıyla yeterince birbirimizden ayrıldık. Allah Teâlâ’nın bize sunduğu kardeşliği teneffüs edelim, içimizdeki kin ve nefreti bir nebze atalım. Allah Teâlâ Ramazanımızı gerçek Ramazan, oruçlarımızı da nefislerimizi arındıran, günahlara karşı bir kalkan görevini yapan oruçlardan eylesin. Selam ve dua ile.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr