• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Bu Seçimde Kim Kazandı?

Abdullah YEKTA

Halk, uzun sürerden beri iktidarı elinde bulunduran ve iktidar sarhoşluğu ile rehavete kapılan Ak Parti’ye bir ders verdi. Ak Parti, kendi kurucu unsurundan uzaklaşmış duruma gelmişti. Kurucu unsur diyebileceğimiz Ak Parti küskünleri, bütün çağrılara rağmen sandığa gitmedi, giden farlı tercihlerde bulundu ve Ak Parti tarihinde en düşük oyu aldı. En çok oy aldı ama tek başına iktidar olamadı.

Siyasi partilerin belki de hiç hesaba katmadığı yeni genç kitle bu seçimde oy kullandı. Bu genç kitle 30 yaş altı bir kesimdir. Bu kesim geçmişin Türkiye’sinden habersiz olan bir kesim.  Duygunun ön planda olduğu, hamasi kışkırtmalardan etkilenen bir gençlik vardı, bu seçimde. Ak Parti bu kesimi pek göremedi ve anlamaya da çalışmadı. Bu yeni nesille aralarında açılan mesafeden ötürü, kısa sürede bu nesli görmesi ve anlaması da  biraz zordur.   

Son zamanlarda, büyük şehirlerde belki olmadı ama birçok yerde, Ak Parti belediyelerinde bir kalitesizlik söz konusuydu. Ak Parti’nin kendi kurucu düşüncesine uymayan, her zaman kendi menfaatini düşünen ve yükselen partilerden yer kapmaya çalışan kesimler bu partide yetkili hale geldiler. Oysaki bu insanlar menfaatleri bittiği andan itibaren gemiyi ilk terk edecek olanlardır.

Ak Parti’de kimi yöneticiler, uzlaşı kültürü dilini kullanmadılar. Azarlayan, küçük gören ve tanımaya çalışmayan bir dil kullanıldı. Başbakan Davutoğlu’nun performansı dikkate şayandı. Yeni olmasına rağmen gaf yapmadı. Nerede ne konuşacağını bildi. Tek şansızlığı, 12 yıl iktidarda olan ve yıpranan bir partinin başına yeni geçmiş olmasıydı. 

Ak Parti’nin başarısızlığını sadece bu yukarıdaki sebeplere bağlamak da haksızlık olur. Yurt içinde ve yurt dışında paralel yapının Ermeni lobisi ile işbirliği ve İsrail dostlarının aleyhte propagandaları, Türkiye’de eskiyi özleyen medya holdinglerinin cumhurbaşkanı R.Tayyip ERDOĞAN ve Ak Parti’yi düşürme çabaları bu başarısızlıkta etkili olmuştur. Yanı anlayacağınız hırsızların da suçu vardı. Bütün bunlardan sonra ne olmuştur? Türkiye ne kazanmış ve neyi kaybetmiştir?

Türkiye, 12 yıldan bu yana devam eden istikrarı kaybetmiştir. Ne zaman tekrar bu istikrarı yakalar bilinmez. Bundan sonra koalisyonlar dönemi başlamıştır. Türkiye, şu ana kadar Türkçülük ideolojini esas alan bir partinin yanısıra Kürtçülüğü esas alan bir partiye de sahip olmuştur. Türkçü bir partinin varlığının yanında Kürtçü Partinin olmaması zaten bir eksiklikti. Bundan sonra muhtemel olarak iki milliyetçi partinin oyları çoğalacaktır. Barajı geçen HDP karşısında MHP daha da bilenecek ve milliyetçi oyları toplayacaktır. Türkiye artık tek başına iktidarlara kısa sürede kavuşamayacaktır.  Bu da güçsüz bir Türkiye anlamına gelmektedir ki emperyalist güçlerin istediği de budur.

Yurt dışında, Davos çıkışından ve Mavi Marmara olayından sonra İsrail, belki de ilk kez sevinmiştir. Seçim gününden bu yana İsrailliler her platformda sevinçlerini dile getiriyorlar. Tek İsrail değil, İsrail’in Türkiyeli dostları da sevinmiştir. Koalisyon dönemlerinde %300, 400 ve binlere varan faiz kar eden holdingler de bayağı sevinmişlerdir.

Bu seçimlerde, insanların birbirlerine karşı ne kadar tahammülsüz olduğunu gördük. İnsanlar iktidar hırsıyla birbirlerine küfür ettiler, birbirlerini dinsizlikle suçladılar ve hiç olmayacak ve düşünülmeyecek kılıklara girdiler. Kadınlar eşcinsel bir insanı savunmak için “Hepimiz ibneyiz” pankartı açabildiler. Peygamberimiz, kadının değeri açısında “Kadınlar Allah’ın size emanetleridir.” Sözüne karşı “Biz emanet değiliz.” Diye pankartlar açılabildi.

HDP seçim propagandasında, musluklarından kan akan afişlerle, insanlara, bize oy vermezseniz sizinde kanınız böyle akar, diye açıktan tehditlerle oy topladı. İnsanların evlerine girip silahlı tehditlerle oy kazanmaya çalıştı. Düşünen ve anlayan insanlar açısından bundan daha antidemokratik bir şey yoktur. Biz 12 Eylül döneminin referandumunda dahi bunu görmedik.

Seçimden hemen sonra, 6-7 Ekim olaylarında öldürmek için listeleri hazırlanan insanları öldürmeye başladılar. Aytaç Baran’ın öldürülmesi bir gözdağı idi. Bize oy vermeyen, böyle öldürülür mesajı verildi. Bu olayın ardında yapılan açıklamalarda HDP,  bu cinayetin Ak parti işi olduğunu beyan ettiler ve bizim silahla bir işimiz yok, dediler.  

Şöyle durup baktığımızda Aytaç Baran ve Yasin BÖRÜ gibi insanların sanırım iyilikten başka bir fiiliyatları da yoktu.  Ayette, “Bi eyyi zenbin kûtilet”- hangi suçtan ötürü öldürüldüler, der.  Bu konuda Allah’ın çok iyi bir hüküm vereceğini biliyorum.

Fazla söze hacet yok. Bu olumsuzluklar daha da çoğaltılabilir.  Asıl bundan sonra ne olacak? CHP, MHP ve HDP şimdiye kadar dışarıdan gazel okuyorlardı. Bir sorumlulukları yoktu. Bundan sonra ne yapacaklar?   Kimler beraber koalisyon kurabilecek, kurulan koalisyonda nasıl uyuşacaklar? Mevcut olan bir yapıyı yıkmak kolay, peki onun yerine ne koyacaklar?  Bu konuda muhalefetin şu ana kadar kamuoyuna açıkladıkları bir projeleri yok. Şu ana kadar ki bütün propagandaları ERDOĞAN düşmanlığı üzerine idi. Hükümeti düşürenler bir hükümet kurabilecek ve devam ettirebilecekler mi? Asıl zor olan  bundan sonra başlayacaktır. Haydi, kolay gelsin Türkiye.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr