• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Çağdaş Samiriler

Abdullah YEKTA
Allah Teâlâ, ders almamız için geçmiş ümmetlere dair birçok olay anlatıyor. Musa (as) kıssası da bunlardan biridir. Hz. Musa kavmiyle beraber Kızıldeniz’i daha yeni geçmişti ve onları Firavun’un zulmünden daha yeni kurtarmıştı ki İsrailoğulları kendisinden diğer putperest kavimlerinki gibi tanrılarının olmasını istemişlerdi. Musa (as) Allah’tan birtakım emirleri almak için Tur dağına gittiğinde yerine kardeşi Hz. Harun’u vekil bırakmıştı. Hz Musa döneminde yaşamış, İsrailoğullarıyla beraber Filistin’e giden ve aynı zamanda kitabın bilgisine de sahip olan Samiri, Musa’nın (as) yokluğundan istifade ederek onlara bir put yapmıştı. Aynı zamanda bir sanatkâr olan Samiri yapmış olduğu buzağıyı (putu) rüzgâr estiğinde ses çıkaracak bir şekilde yapmıştı.

            Samiri insanların gizli söylemlere olan merakını, onların bu konudaki zaaflarını ve dini duygularını sömürerek yaptığı puta bir içerik kazandırmaya çalışmıştı: “(Samiri) Ben onların görmediği bir şeyi gördüm ve bu yüzden elçinin öğretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; nefsim bunu bana süslü gösterdi.’’ (Taha-96) Musa’nın Allah’tan aldığı dini, keyfine göre değiştirmişti. Tabii, din insanların elinde bir avunma aracı olabiliyorken mutlu olma adına aldanmanın kime ne zararı var ki!

            Günümüz Müslümanları da Samiri’nin yaptığı gibi bazı kavramların içini boşaltmışlardır.  Samiri’nin yaptığının bir tamiratı olmuştu. Maalesef Kur’an okuma ile ilgili yapılan tahrifatın tamiratı mümkün gözükmemektedir. Sahabeler Kur’an’ı eksiksiz bir şekilde sonraki nesillere aktardılar. Tahriften muhafaza ettiler. Ama günümüz Müslümanları “Kur’an okuma” kavramının içini boşaltmışlar ve Allah’ın emrettiği okuma ameliyesini asıl amacından saptırmışlardır. Kur’an’ı, artık kutsal bir metin haline getirmişlerdir. Ayinlerde, törenlerde, ölülerin üzerine mezarlıklarda okunmaktadır. Yine daha önce ölmüşlerin ruhları için okunan bir kitap haline getirilmiştir. Artık hayatta olanlara okunan, anlatılan bir kitap olmaktan çıkmış durumdadır. Samiri’nin yaptığı gibi artık Kur’an, cambazlık için okunuyor.  Acaba onunla ölüleri diriltebilir miyiz? Onunla günahkâr olanları affettirebilir miyiz? Cehenneme gidecekleri onunla kurtarabilir miyiz?

            Peygamber (sav)  sabah akşam, gece ve gündüz, insanlara yaşayanlara Kur’an okuyordu. Onları cahiliyenin kir ve pisliklerinden arındırmaya çalışıyordu. Sahabe, bir ibadet aşkıyla Kur’an okuyor ve onu insanlara anlatıyordu. Onunla dirilmeye ve diriltmeye çalışıyordu. Nazil olan ayet ve sureleri sevgiliden gelen bir mektup aşkıyla birbirlerine okuyup anlatıyorlardı. Bugün de Kur’an’ı anlayıp uygulayabilmek için zihnimizi ve gönlümüzü ona açmamız gerekir. Kur’anın her an olaylara ve bize nazil olduğunu hissetmemiz gerek. Onu anlamak için zaman ayırmamız ve çaba sarf etmemiz lazım.

            Artık Bu Kur’an ne zaman dirilere okunacak? Bu kitap ne zaman hayatın kaynağı olacak? Ne zaman hakikati arayan kalplere ışık olacak ve ne zaman onları aydınlatacak? Bu kitap ne zaman hayatımızın tadı, tuzu ve rengi olacak? Sahi bu kitap ne zaman ölülere okunan bir kitap olmaktan kurtulacak? Samiri gibi güya peygamberden daha iyi İslam’ı anladığını iddia edenlerden bu kitap nasıl kurtulacak?  Bugün sözde en çok okunan kitap Kur’an-ı Kerim’dir. Ama en az anlaşılan kitap da yine Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an eğitimiyle uğraşan insanlarımız, bir meslek olarak bunu icra edenler ve müslüman olduğunu düşünen herkes  bu konuda sorumlu değil mi?... Elbette ki hepimiz bu konuda sorumluyuz.

            Bugün bekli de en çok sırtında geçinen bir kitap haline getirilmiştir. Ama Kur’anın üzerinde bu asalakça geçinmenin bir bedeli vardır. Bundan sorguya çekilmeyeceğimizi düşünmeyelim. Allah hepimizi affetsin.

            “Ve o gün Rasûl, ey Rabbim! Kavmim bu Kur’anı (gözden çıkarılacak bir şey olarak) terk etti.’’(Furkan-30)                                                           

              abdullah.abyekta@gmail.com                                               Abdullah YEKTA

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr