• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 19 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 4 °C

Cemaati Çalınan Camilerimiz

Cemaati Çalınan Camilerimiz
Camii dışında yapılan ibadetlerde namazdan ziyade
 
Mescitler şüphesiz Allah’ındır o halde orada Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.(Cin-18)
 
İslam dininin önemli unsurlarından biri de camilerdir. Bir yerde camiinin olması oranın İslam beldesi olduğu anlamına gelir.  Kuran'da daha çok secde edilen yer manasına gelen mescit kelimesi kullanılır. Fakat halkımız arasında camii ismi daha yaygındır.
 
Resulullah (sav) gönderdiği seriyelere bir beldeye gittiğiniz zaman bekleyin eğer o beldede camii varsa ezan okunuyorsa o beldeye saldırmayın diye talimat verdi. Peygamberimiz (sav) Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde ilk olarak Kuba’da bir mescit inşa etti. Kendisi de bizzat bu çalışmalara katıldı. İlk dönemlerde mescitler adeta günümüzdeki gibi hükümet konağı gibi devletin tüm işlerinin görüldüğü yerlerdi. Fakat zamanla devletin diğer işleri başka kurumlar tarafından yerine getirilmeye başlandı.
Günümüzde camiiler beş vakit namazın kılındığı ye
 
rlerdir. İslam dininin direği namaz camide eda edilir. Camide eda edilen namaz evde kılınan namazdan 27 kat daha hayırlıdır. Camide namaz kılmak bir tercih değil bir nevi zorunluluktur. Asr-ı Saadette münafıklar dışında Müslümanlar beş vakit namazlarını camide eda ediyorlardı. Mezhepler beş vakit namazın camide kılmanın hükmü konusunda farklı içtihatlarda bulundular. Hanefi mezhebine göre vakit namazlarını camide eda etmek sünnet şafilere göre farz-ı kifaye bu konuda daha fazla sert bir tutum takınan Hanbeli mezhebine göre ise farz-ı ayındır.
 
Camilerde beş vakit namaz dışında kılınan namazlardan biri de teravih namazıdır. Teravih namazı sünnet bir namaz olmakla birlikte halkımızın bu namaza verdiği önem daha fazladır. Belki yıl boyunca hiç namaz kılmayan insanlar teravih namazı sayesinde camilere giderler. Camilerin o manevi ikliminden etkilenip namaz kılmaya başlarlar. Kadın, çocuk, yaşlı, genç her kesimden her sınıftan insanlarla camiler dolup taşar. Hiç bir ortamda yan yana gelemeyecek insanlar omuz omuza verip Allah karşısında saf tutarlar, aynı dili konuşurlar, aynı duyguları yaşarlar, hiçbir dünyevi menfaatin sağlayamadığı birlikteliği sağlarlar. Bu manevi iklime karşı Kâhta’mızda süregelen adetlerden birisi de yakın bir mesafede camii olmasına rağmen teravih namazını evlerde veya teravih için özel olarak hazırlanan mekânlarda eda etmektir. Özünde iyi niyet olmakla birlikte beraberinde birçok sakıncayı da barındırmaktadır. Günümüzde var olan birçok bid'at-hurafenin kaynağı iyi niyetle yapılan davranışlardan kaynaklanmaktadır. Camii dışında yapılan ibadetlerde namazdan ziyade yerin sıcaklığı ve soğukluğu, ev sahibinin statüsü,  yapılan ikramlar ön plana çıkmaktadır. . Yani namaz kılınacak yerin rahatlığını ön plana çıkararak halka karışarak namaz kılmayı yok etmektedir. Cami dışındaki tüm cemaatlerde olmasa da bir kısmında gelecek siyasi yaşama hazırlık veya çevre toplama türünden amaçlar gözetildiği kamuoyunda konuşulan konular arasındadır. Bu şekilde belli kişilerden oluşan bir cemaat profili ortaya çıkmaktadır, oysa ki camilerde bu mahzurlardan hiç biri bulunmamaktadır.
 
Namazın hikmetlerinden biri de sosyal sınıf farklılığının ortadan kaldırılarak birlik-beraberlik ve bütünleşmeyi sağlamak iken belli üst statüdeki insanlardan müteşekkil bir teravih namazı cemaati oluşturulmasının yeri tartışmalı hale gelmektedir.  Zira İslam tarihinde sosyal sınıf farkını gözeterek oluşturulmak istenen bir olguya Allah'u Teala bizzat müdahale etmiştir. Bir gün Müşriklerin ileri gelenleri Kâbe’nin avlusunda halka oluşturmuş konuşuyorlardı. Aralarında; kibirli, tüccar ve öfkeli Ebu Lehep, cehaletin babası Ebu Cehil, fırsatçı Ebu Süfyan gibi Mekke’nin ileri gelen ekabir takımından zengin kişiler

Peygamber efendimize gelerek İslam'ı kabul edebileceklerini ancak yanındaki diğer fakir-fukara ve alt tabakadan insanlardan ayrı olarak sadece kendilerine has bir gün tahsis edilmesini isterler. Diğerleri için ise farklı bir gün ayrılmasını isterler. Bu olay üzerine Yüce Allah bir ayet indirerek Peygamber efendimizin dolayısıyla Müslümanların böyle bir tavırdan uzak durmalarını istemiştir.
 
Varlıklı Müslümanlardan beklenen de kendi yakınındaki camiye nazır namaz kıldırmak yerine camiye giderek her kesimden insanla omuz omuza namaz kılarak hayır yapmak istiyorsa camiden sonra uygun bir şekilde yapmasıdır. Müslüman halkımızın da sosyal sınıf farklılığını ön plana çıkaran davranışlardan ve iyi niyetli de olsa hakikate ters düşecek uygulamalardan kaçınmaları kendi inançlarına daha uygun olacaktır. İslam'ın sembolü olan camilerin önemsenmemesi durumunda camiler giderek Müslümanların bir araya geldiği yerler olmaktan çıkacak ya da belli alt düzey insanların devam ettiği kurumlar haline gelecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr