• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 17 °C
  • Adıyaman 19 °C
  • Ankara 15 °C

Çıkarılması Gereken Dersler

Adem Ballı

İki aylık referandum süreci nihayete erdi. Çıkan sonuçlar herkese kendi mukabilince dersler vermiş çok önemli sonuçlar ortaya koymuştur.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Verilen oylar salt parti amaçlı olmadığı gibi partiden bağımsızda değildir. Yani çıkan sonuç: Bir bloğun oylarının toplamı olmadığı gibi aynı zamanda da öyledir. Örneğin 2007 referandumu yaklaşık olarak yüzde 70 oy oranı ile geçmiştir. Bu oyların tamamı ak partiye ait değildir. Nitekim sonraki seçimlerde bu görülmüştür.

Fakat dediğimiz gibi bir partinin oy potansiyelinden bağımsız da değildir. Kişisel olarak tahminimin hemen hemen aynısı sandığa yansımıştır.

Adına demokrasi dedikleri bu sistemin cilvesi bu. Artı bir oy bile kazanmanız için yeterlidir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası yaptığı “anayasalar uzlaşma ile olur.”İfadesi bu sistemi düşündüğünüzde pek mümkün değildir. Çünkü sonuçta çoğunluğun söylediği esastır.

Evet, çoğunluk “evet” demiştir. Lakin hem evet hem hayır cephesi bu sonuçtan önemli dersler çıkarmalıdır.

“Evet” cephesinden başlayalım. Ak parti –MHP-Hüda Par ve diğer bileşenlerin çalışmaları ile ortaya çıkan sonucun beklenenden az olduğu aşikâr. Özellikle Ak parti’nin ciddi bir iç muhasebeye girişmesi gerekiyor.

7 Haziran seçimlerini hatırlayın içerden yapılan birçok eleştiriye rağmen kulaklar tıkatılmış sonucunda ülke ciddi anlamda bir dar boğazda kalmıştı.

Ak parti’nin dikkate alması gereken hususlar: Adalet duygusunun törpülendiği ortada. Özellikle kamu kuruluşlarında ki haksız uygulamalar örneğin, mülakat sisteminin sebep olduğu mağduriyetler oldukça bir yekûn tutmuş durumda… Bu sistemin acilen düzeltilmesi gerekmektedir.

Bir diğer husus yerel yönetimlerdeki sıkıntılar. Yerel yönetimlerin istenilen manada referandum için çalışmadığı görülmüştür. Özellikle çıkara dayalı belediyecilik anlayışı büyük oranda rahatsızlık oluşturmuştur. Bununla ilgili tespitlerin yapılıp ivedilikle gerekli önlemlerin alınması gerekiyor

Yine İl ve ilçe yönetimlerinin bireysel talepleri karşılamaktan (tayin, işe yerleştirme vs.)öte ciddi anlamda bir çalışma yürütememesi. Burda özellikle dava şuuruna sahip insanların değil de dünyevi kaygılardan dolayı yönetimlerde yer alanların ayıklanamaması. Burada “dava şuuru” mevzusu üzerinde ayrıca durmak gerekiyor.

Ak Parti‘nin kuruluşunda yer alan teşkilat mensupları hakikaten her şeyiyle bu yola baş koymuş ve neticede birçok bedel ödemiş kişilerden oluşuyordu. Fakat gün geçtikçe parti güçlendikçe bu güçten nemalanmak isteyenlerin sayısı parti içinde oldukça artmıştır. Buda nicelik getirmiş ama nitelik getirmemiştir. Tabi burada sadece partinin kusurlu olduğunu düşünmüyorum: Gerçekten bir dava bilincine sahip insanların da pasiflikleri bu tabloyu ortaya çıkarmıştır.

Eleştirilere karşılık gösterilen tahammülün gittikçe azaldığını görmekteyiz. İçerden dostça yapılan eleştirilere bile adeta bir linç kampanyası yürütülmekte eleştiren kişiler soluksuz bırakılmaktadırlar.

Oysa farklı sesler düşünceler zenginliğin göstergesidir. Yegâne doğrunun bizim doğrumuz olduğunu zannettiğimiz anlarda ayna vazifesi görecek dur diyebilecek seslerdir. Ak parti kadrolarının akil kafalarının sayısı artmalı. Uzun soluklu hareketler ancak bu şekilde yol alabilirler.

15 Temmuz darbe girişiminde sonra başlatılan operasyonlar neticesinde açığa almalar ve ihraçlarda ki özensizlikler büyük haksızlıklar oluşturmaktadır. Aile faciaları yaşanmaktadır. Sürecin zor olduğu muhakkaktır. Lakin insanların onurları, şahsiyetleri mevzubahistir. Yargı-araştırma sürelerinin ivedilikle yapılması gerekmektedir. Çünkü zaman uzadıkça huzursuzluklar da o derece artmaktadır.

Bu seçim döneminde şehit Erol Olçak’ı (Allah rahmet eylesin.) gözlerimiz aradı. Yaklaşık on dört sene Ak Part’nin reklam faaliyetlerinin organizatörü ve aynı zamanda fikir babası idi. Bu dönem hem seçim şarkılarında ki ruhsuzluk hem de reklamlardaki temaların iyi işlenememesi yeni reklam ekibinin çok iyi olmadığının göstergesidir.

Son olarak medya ile ilgili hususa değinmek gerekiyor. Özellikle hükümete yakın medya kanallarında boy gösteren yazar-çizerlerin zaman zaman sırf yaranmak mantığıyla sarf ettikleri sözler bir çok kesimden insanı yaralamaktadır. En son Cem Küçük denen zatın Mavi Marmara ve İslami kesimlerle ilgili sarf ettiği terbiyesizce ifadeler buna örnektir.

“Hayır” cephesine gelince Bu cephe bilinçli ya da bilinçsiz bu seçimlerde iyi organize olmuştu.Açık bir yalan olan “diktatörlük” başlığını ısrarla, işlemeleri bir kesimin yüreğinde bir korku oluşturdu.Nitekim sandığa etkilerini de gördük.

Fakat bu cephenin çıkarması gereken en büyük ders şudur: Tepeden inmeci,  ötekileştiren, aşağılayan, Düşmanlaştıran (Denize dökme gibi.) üslubunu değiştirmediği sürece bu ülkede yiyecek ekmeği yoktur.

 Seçim sonuçlarının ülkeye ve ümmete hayırlar getirmesi temennisi ile.

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr