• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Çocuk İstismarı ve Hayâ Eğitimi

Bilal AKGÜL

 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, son günlerde artan çocuk ölümlerine ilişkin, 'Çocuklarımıza çığlık atmayı öğretmemiz gerekiyor. İstemedikleri bir şeyle karşılaştıklarında, istemedikleri bir teklifle ya da zorlamayla karşılaştıklarında çocuklarımızın etraftakileri haberdar edebilmeleri için çığlık atabilmeleri gerekiyor' şeklindeki açıklamasını okumuşsunuzdur.          Basına yansıyan bu beyanı esas aldığımızda yapılan açıklamayı nasıl değerlendirmek gerekiyor? İfade, bahsedilen konu ile ilgili alternatif (ve kalıcı) bir çözüm sunabilir mi? Açmaya çalışalım.

            Şunu ifade etmekte fayda vardır: Son zamanlarda meydana gelen olaylar zinciri (çocuk istismarı ve cinayetleri) sebep kategorisinde değil sonuç kategorisinde değerlendirilmesi gereken olaylardır. Bunu önemli kılan nokta yapılacak teşhisi, teşhiste ortaya konulacak çözüm önerisinde belirleyici olmasıdır. Buradan hareketle bu ve benzeri olayların oluşma zeminini tespit etmeden salt günübirlik çözüm önerileri ile kapsamlı bir sonuç sağlanması mümkün değildir.

            Çocuk, sağlıklı bir hayâ-mahremiyet eğitimi ve cinsel eğitim almadan ondan güçlü refleksler-tepkiler beklemek mümkün değildir. Kısaca hayâ eğitimi olarak adlandırabileceğimiz dini referans alan bir eğitim süreci ancak, malum tepkilere kaynaklık edecek reflekslerin güçlenmesine katkıda bulunabilir.

            Sayın bakanın da ifade ettiği gibi bu olayların failleri ülkeye uzaydan gelmiyor. Neticede aynı eğitim kurumlarından geçiyor, aynı havayı teneffüs ediyoruz. Buna rağmen hangi açıdan bakarsanız bakın aykırı gelen bu insan tipi nasıl ortaya çıkıyor?

            Küçük yaşlardan itibaren (2 yaş gibi) anne-babanın çocuğa vereceği hayâ eğitimi hem istismara tepki gösterme bilincinin gelişmesinde, hem de toplumun sağlıklı bir bünyeye sahip olmasında önemli bir etkiye sahip olacaktır. Örneğin küçük yaşlardan itibaren ‘bedenim bana aittir’,’vücudum görünmemeli’, ‘izin verirsem dokunabilirsin’,’dokunulması yasak yerlerim’,’fiziksel baskıya direnme’ refleksi kazanan bir çocuk karşılaşacağı tehlikelere veya risk durumlarına daha güçlü tepkilere verebilecektir.

            Anne- babanın merkezi role sahip olduğu hayâ eğitiminde çevre faktörlerinin de belirleyici bir etkisi vardır.

            Bugün toplumun en çok rağbet ettiği televizyon ve basın gibi yazılı ve görsel yayın organlarının nerede ise ağız birliği etmişçesine (istisnalar kaideyi bozmaz) gelenekle, değerlerle ve yukarıda bahsettiğimiz ‘vücudunun öznesi’ kılacak melekelerle adeta savaş içine girmiştir. İnternet hakeza.

            Özellikle bu alanlarda bir bütün olarak toplumsal değerleri bozan programlara daha caydırıcı önlemlerin alınması, yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Yine yapılacak yayınların niteliği ile ilgili belli standartların getirilmesi sorunun çözümünde elzemdir.

             Okullarımızda son birkaç yılı çıkardığımızda (son yapılan değişiklikleri önemli görmekle birlikte yetersiz olduğu kanaatindeyim) verilen eğitimde değerler tam olarak neye tekabül ediyor? Verilen din dersleri çocukların ihtiyacını ne kadar karşılayabiliyor? Mevcut şartlarda yaratılan eğitim atmosferi çocuğun fıtri özelliklerinin gelişimine mi yoksa bozulmasına mı etkide bulunmaktadır?

            Bu aşamada sorgulanması gereken konulardan biri de Batı menşeli eğitim sistemidir. Kökünden koparılan ve daha önce yetiştiği ortama yabancı bir havada-toprakta yetiştirme çabası, bir ağacın geleceğini belirsizleştirilmesinin ötesinde, ağacın koruması tehlikesi doğuracaktır.

            Kanaatimiz, iyi niyeti aşamayan yaklaşımlar yerine, malum sorunun altyapısını oluşturan gerek eğitim sistemi, gerek çevresel faktörler, gerekse yazılı ve görsel basının olumsuz etkilerini tespit edip, ancak bütünsel olarak olumsuz zemini ortadan kaldırma çabası çözüm adına bir anlam ifade eder.

Meydana gelen canice cinayetler için ağır cezai müeyyideler önemli olmakla birlikte sorunun kaynağını çözecek alternatif eğitim projelerinin ihmal edilmesini önemli bir eksiklik olarak görüyorum.

            Son cinayetler, konunun arz ettiği tehlike boyutunu gözler önüne sermesi bakımından dikkatle analiz edilmesi, kalıcı ve uzun vadeli, İslamın medeniyet birikimini merkeze alan bir eğitim müfredatının aciliyetini gösterdiği kanaatindeyim.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr