• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Çözüm Süreci

Abdullah YEKTA

Uzun süredir hükümetle PKK ve Meclisteki temsilcisi BDP arasında görüşmeler devam etmektedir. Bu görüşmelere çözüm süreci, barış süreci v.s. isimler verilmektedir. Biz vatandaş olarak neyin çözümü ve barışı olduğunu henüz tam olarak anlamış değiliz. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yaşanan insan hakları ihlalleri, ulusçuluk adına devletin işlediği günahları affettirme ve vatandaştan af dileme gibi bir süreç mi? Yoksa ulus devletin ömrünü uzatma çabaları mıdır? Bunu zaman gösterecek. Fakat bugün Güneydoğunun ve bölgede yaşayan Kürtlerin şartlarının iyileştirmesi ve birtakım taleplere cevap vermek amacıyla bu görüşmelerin yapıldığını düşünüyorum. En azında basına bu şekilde yansımaktadır.

Devletin PKK temsilcileriyle yaptığı görüşmeler, eğer bütün Kürtleri temsilen bu örgütle görüşülüyorsa burada büyük bir sorun vardır. Yeni bir hak ihlali söz konusudur. Devlet bir muhatap mı bulamıyor? Şu ana kadar terör örgütü olarak görülen bir örgüt nasıl oluyor da birden bütün Kürtlerin temsilcisi oluyor?  Burada bir sorun yok mu? Niye bütün bölgeyi temsilen komisyonlar kurulmuyor? Halkın seçtiği milletvekilleri ne güne duruyor? Niye sadece BDP’nin milletvekilleri, neden bölgenin diğer milletvekilleri sürece dahil edilmiyor? Neden yıllarca eylemlere katılan, insan öldüren, uyuşturucu ticaretine ismi karışan insanlar muhatap alınıyor? 

Bugün dünya âlem şunu iyi bilmektedir ki PKK Marksist ve Leninist bir ideolojiye sahiptir. Kendileri de bunu inkâr etmiyorlar. Bizim milli dinimiz Zerdüştlüktür, diyorlar. Kimi zaman İslam ile ilgili dini motifler de kullandıkları oluyor fakat bunlar göz boyama kabilinde olan şeylerdir. Bu düşüncelere sahip olan bu örgüt, Müslüman olan Kürt halkını nasıl temsil edecek? Bunlar hangi sıfatla dindar olan insanları temsil edecekler?  

Burada bir sorun var. İnsan hakları ihlali var. Demokratik haklarımız yok sayılıyor. Bir Müslüman olarak, ne devlet ne de PKK benim adıma görüşmeye yetkilidir. Biz yıllarca laik ve ulusalcı diktatörlükler altında ezildik. Bundan sonra da yeni bir takım diktatörlüklerle yönetilmeye tahammülümüz yoktur. Yıllarca bu ülke CHP diktatörlüğünü gördü. “Biz bir kere parti kurmuşuz, başkası parti kuramaz, kurmamalıdır” şeklindeki tekelci düşünceler bugün malum örgütlerde yok mu? Bırakın PKK’yı, İslamcı örgütlerde dahi bu tekelci düşünce vardır. “Bu bölge bizden sorulur, buranın hâkimi biziz” demezler mi? 

Kim olursa olsun, benim varlığıma tahammül edemeyen, fikirlerimi hazmedemeyen, beni temsil edemez. Eğer birileri bana rağmen bu hakkı kendisinde buluyorsa, bu demokratik bir yüzsüzlüktür.

Eğer devlet, dağdaki silahlı bir örgütü silahsızlandırıp demokratik bir yapı olarak topluma kazandırmaya çalışıyorsa ki yapılanın bu olduğunu düşünüyoruz, bunu da net bir şekilde ifade etmelidir. Hak ve özgürlükler önündeki engeller kaldırılırken kimse bize yeni haklar veriliyor sanmasın. Çünkü bunlar gasp edilen haklarımızdır. Bugün BDP parti olarak halkın önünü açacak bir organizasyon kimliğini taşıyamamaktadır. On yıldan bu yana yönettikleri belediyelerde şehircilik hizmetlerinde performansları yetersiz kalmıştır.

Devletin yapması gereken, bütün tarafları masanın etrafında toplamak ve atılacak adımları bütün taraflarla tartışmak ve öylece kararlar almak olmalıdır. Birilerini memnun edip birilerini küstürmek çözüm değil, yeni sorunlar yaratmaktır.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr