• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 1 °C
  • Ankara 1 °C

Cumhurbaşkanlığı Seçim Sonuçlarının Sosyo-Politik Analizi

Y.YAVUZYILMAZ
Türkiye’de yapılan her seçim toplumsal dinamikleri açığa çıkarması açısından anlamlıdır. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimin bir uçunda Türkiye’de iktidar olduğu süre boyunca devasa bir toplumsal dönüşüm yaratan Ak Parti, diğer uçunda HDP açılımıyla yeni bir sıçrama yapmak isteyen BDP ve Öcalan’ın öncülüğünü yaptığı Kürt hareketi, resmi ideolojik söylemin dışına çıkma çabalarının hem ulusalcı kanattan hem de muhafazakarlardan tepki gören CHP, kültürel milliyetçilikten giderek devlet milliyetçiliğine kayan MHP bulunuyordu.
 
Seçimim bir diğer önemli aktörü de hiç kuşkusuz paralel yapı diye nitelenen Gülen cemaati idi. Gülen 17 Aralık sonrası başlayan politika değişikliği ile Belediye ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan karşıtı bir siyaset izlemiştir.

Cemaatin bu tavrı almasında hedef aldığı ve şimdiye kadar muhaliflerini sindirdiği yönteme karşı, Erdoğan’ın hiç geri adım atmadan karşı savaşı başlatması oldu. Erdoğan, cemaat aklının tek başına üretmekte zorlanacağı bu davranış biçiminin kökeninde cemaati aşan bir siyasal aklın bulunduğunun farkındaydı. Cemaatin tehdit ve şantajla ortaya çıkan kaset siyasetine cepheden savaş açtı Erdoğan ve bu tavrından asla geri adım atmadı. Bu noktada seçmenin kimi samimi bulacağı gerçekten merak konusuydu. Sorunun cevaplanması için fazla zaman geçmesi gerekmedi. Cemaat mensuplarının önemli bir bölümü de dahil, muhafazakar-dindar seçmen Erdoğan’ı samimi buldu.

Cemaatin, seçin stratejisini üzerine kurduğu, Ak Partinin karşısındaki adayı destekleyin stratejisi çöktü. Bu stratejinin çökmesinde muhafazakar-dindar seçmeninin Gülen’in kullandığı dili samimi bulmamasının önemi büyüktür. Öyle görülüyor ki, Gülen'in oluşturduğu sistemi korumak adına uygulamaya koyduğu 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonları, Hakan Fidan'ın tutuklanma girişimi, MİT tırlarının aranma operasyonu ve seçimlerde Erdoğan'ı zayıflatmak için geleneksel olarak muhafazakar dindarların en çok karşı olduğu CHP'nin bile destekleme arayışı üzerine kurduğu siyasal akıl çöktü. Ancak taraftarlarının üzerine kurdukları yanılmaz Hoca anlayışının çökmediğini göstermek için “şefkat tokadı” formülü altına gizlenmeleri anlaşılabilir. 

Kesin olan şu: Hocanın dışlayıcı,suçlayıcı ve kendi çıkarı için din dahil her şeyi araçsallaştıran siyasal aklı çöktü. Bu andan itibaren hareketin üzerine kurulduğu yarı mistik lider anlayışına dayanan konumu sorgulanmaya başlanacaktır. Bir diğer önemli sosyolojik tespit de, hangi nedenle olursa olsun,  her iktidarla uyumlu çalışmayı temel siyasi davranış olarak benimseyen cemaat aklının, Ak Parti ile girdiği çatışmada ilk kez muhalefet dilini kullanıyor olmasıdır. Ancak bunu yaparken hak ve adaleti temel alan uyarıcı ve ahlaki bir muhalefet yerine kendi çıkarlarını korumak için kutsal olan her şeyi ve ahlaki ilkeleri araçsallaştırarak muhalefet yapmaya çalışıyor. 

Bu durum muhalifliğin ahlak ve erdemi temel alan bir zemine dayanmadığını göstermektedir.

CHP ve MHP ise Yerel seçimlerde aldıkları oy oranlarını dikkate alarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek başlarına bir sonuç alamayacağı öngörüsünden hareketle, seçime birlikte girmeye kara verdiler. Kılıçdaroğlu iki turlu ve sonunda muhafazakar-dindar bir adayla diğer kalacak aday arasında geçecek finalde, göstereceği ulusalcı-Kemalist-sol bir adayın profili ne olursa olsun kazanma şansının olmadığının farkındaydı. Bu yüzden Ak Partiden oy alabilecek bir adayla seçime gitmeye kara verdi. Bu düşüncenin kendi seçimi mi,yoksa onun aşan bir iradenin istemimi olduğu tartışılsa da, E.İhsanoğlu aday olarak ortaya çıktı.

Seçim sonuçları gösteriyor ki, bu yöntem başarısız olmuştur.  CHP ve MHP irili ufaklı çok sayıda partiyi de yanlarına alarak girdikleri seçimlerde, kendi oy toplamlarına bile ulaşamadılar. Buna karşılık Erdoğan bir önceki seçim üzerine yaklaşık 7 puan daha ekleyerek %52’ye ulaştı. Bu da gösteriyor ki, Erdoğan kendi dışındaki seçmenden %7 oy alırken,CHP ve MHP’in ortak adayı iki partinin aldığı oy oranının yaklaşık %6 gerisinde kaldı.

Bu stratejide öngöremedikleri MHP seçmeninin, Alevilerin ve radikal solun tavrı idi. Seçim sonuçları Erzurum -Balıkesir hattında muhafazakarlığa yatkın MHP seçmeninin büyük ölçüde Ak Partiye yöneldiği göstermektedir. Bu da gösteriyor ki, MHP seçmeni sosyolojik olarak bölünmüştür: ulusalcı –Kemalist milliyetçiler ve muhafazakar –ülkücü milliyetçiler. Kıyı kesimlerindeki ulusalcı–Kemalist-secüler milliyetçiler İhsanoğlu’na destek verirken, Dini hassasiyetleri yüksek olan Erzurum Balıkesir hattı Erdoğan lehine tavır koymuştur.

Alevi seçmeninin seçimi boykot oranının yüksek olduğunu düşünüyorum. Radikal sol ise biraz da CHP’ne tepki olarak bir ölçüde S.Demirtaş’a yönelmiştir.

Erdoğan ve Demirtaş’ın aldığı oy oranının % 60’ı açması, çözüm sürecine verilen destek olarak da okunabilir kuşkusuz.

Aslına bakılırsa seçim sonuçları, Kemalizm’in kategorik olarak merkezin dışında bırakmak istediği dindarlar ve Kürtlerin, siyasal sistemin iki önemli aktörü haline geldini gösteriyor. Kemalizm’in savunduğu din ve milliyetçilik anlayışı halkın değerlerine yaslanmaktan uzaktı. Markar Eseyan’ın yerinde tespitiyle “ Ama en nihayetinde bu dindarları tatmin eden bir durum olmadı. Türklük şemsiyesi ahlaksız bir teklifi, özgün İslamı terk çağrısı içeriyordu ve Kürtler zaten bu şemsiyenin dışındaydı. Hem Müslüman, hem de vatandaş olmanın önü tıkanmış, Milli Görüş hareketi ile siyasileşen merkeze yürüme denemesi de 28 Şubat'ta son kayaya çarpmıştı.”

 Açık olan şu, Cumhuriyet modernleşmesinin dışarıda bırakmaya çalıştığı toplumsal kesimler,kendi politik önderlerini yaratarak merkeze doğru yürüdüler. Bu yürüyüş kolay olmadı; bürokrasi bu karşı saldırıyı püskürtmek için elinden geleni yaptı. Ancak geleneksel bürokrasinin çevreden gelen bu yeni politik ve toplumsal güce karşı ne dayanacak gücü vardı ne de entelektüel birikimi. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr