• BIST 94.522
  • Altın 146,012
  • Dolar 3,5747
  • Euro 3,8889
  • Adıyaman 8 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 2 °C

Cumhurbaşkanlığı Sistemi Neler Getirecek?

Ramazan Oruç

Türkiye 16 Nisan’da 7. kez halk oylamasına gidiyor. İlk referandum 1961 Anayasası için yapılmış ve anayasa % 61 oy oranı ile kabul edilmişti. Bugüne kadar gerçekleştirilen referandumlara bakıldığında, özgür bir ortamda gidilen ve içerik olarak en kapsamlı değişimi içeren referandumun 7. referandum olduğu söylenebilir. Bu niteliğiyle öncekilerle kıyaslandığında Türkiye belki de tarihinin en önemli referandumunu gerçekleştirmiş olacak. Sınırlarımızın yeniden çizilmek istendiği bir zamanda, iç ve dış tehdit odaklarına karşı hızlı, yönetilebilir ve kararlı bir Türkiye istenip istenmediğine karar verilecektir.

Yüzyıllık bir perspektiften yaşanan olaylara, karşı karşıya kaldığımız sorunlara baktığımızda, ülkemizdeki yönetim krizlerinin ve istikrarsızlığın ana nedenleri; azınlık burjuvazi otoritenin halkın üzerinde kendini görmesi ve halka güvenmemesi,  iç vesayet unsurları, siyasal ve yargısal sistemden kaynaklanan sorunlar, oligarşik bürokrasi ile bölgesel ve küresel aktörler olarak sıralanabilir. Askeri, yargısal, bürokratik, medyatik, iş dünyası ve milletine yabancılaşmış aydınlar üzerinden üretilen vesayet arayışlarının koalisyon dönemlerinde ya da zayıf siyasal iktidar dönemlerinde ve Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki gerginlik dönemlerinde büyük oranda arttığını gözlemliyoruz.

Türkiye  sahip olduğu onca birikim ve potansiyele rağmen, bir ülkenin siyasal sistemi nedeniyle nasıl yürüyemez hale getirilebileceğinin en somut örneklerinden biri olarak görülebilir. Karşı karşıya kaldığımız idari zorlukların ve istikrarsızlıkların önemli nedenlerinden birisinin ülkemizin sahip olduğu siyasal sistem olduğu söylenebilir. Türkiye, mevcut haliyle bütün birikimini, enerjisini iç tartışmalarla boşa harcayan, sürekli kendi ayağına kurşun sıkan bir ülke görünümündedir. Türkiye’yi yönetmekte karşılaşılan sorunları gören, bugün hepsi rahmetli olmuş, farklı görüşlerden birçok siyasi lider zaman zaman çözüm olarak başkanlık sistemine işaret etmişlerdir.

Cumhuriyetin kurulduğu 1923’den bu yana 94 yıllık zaman diliminde 65 kez hükümet kurulmuştur. Emperyalizminden emin olduğumuz ama birileri tarafından bize sürekli örnek gösterilen 241 yıllık Amerika’yı ise 45. başkan yönetmektedir. Ülkemizde 1923’den bugüne kadar ortalama hükümet süresi 1,4 yıldır. Ülkenin sorunlarını anlama, sorunlara çözüm üretecek kadroları belirleme ve çözüm üretme açısından 1,4 yıl son derece kısa bir süredir.

Türkiye siyasal sistemi, hangi parti iktidara gelirse gelsin, uzun dönemli bakıldığında, milletin beklentileri doğrultusunda çözüme katkı sunan değil, daha çok adeta sorun üreten bir sistemdir. Siyasal sistemdeki sorun alanları başlıca şu şekilde sıralanabilir:

  • Seçim sistemleri nedeniyle kısa süreli hükümetler ve koalisyonlar,
  • Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasındaki yetki kargaşası,
  • Sürekli aynı kişilerin siyasal arenada boy göstermesi nedeniyle iktidar muhalefet ilişkileri ilkesel olmaktan çıkması ve kişiselleşmesi,
  • Bakanlar üzerindeki siyasal etki.

Dünyada sınırlar yeniden çizilirken, hızlı karar alabilmek ve aldığı kararları istikrarlı olarak uygulayabilmek son derece önemlidir. Karar alamayan, aldığı kararları uygulama kapasitesi olmayan, arkasında sürekli o kararların bozulabilmesi ihtimali olan bir yürütme, bugünün dünyasında çok ciddi zorluklarla karşılaşacaktır. Türkiye’ye yönelmiş birçok iç ve dış tehdidin bulunduğu bir ortamda hızlı ve kararlı bir tutum hayati derecede önemlidir. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile tek başlı yürütme ile yürütmenin hızlılık ve kararlılık kapasitesi artacak ve yönetimde istikrar sağlanacaktır.

Meclis aritmetiği ile oynanarak adeta yapboz oyunları ile siyasal iktidarların her an değiştirilebilme, farklı kombinasyonlar geliştirebilme, koalisyonlar kurabilme olasılığı Türkiye’nin enerjisini tüketen belki de en önemli unsurdur. Bu belirsizlik nedeniyle ülkenin kamu ve özel sektörü, sivil toplumu, akademyası önünü göremez hale gelebilmektedir. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Yürütme TBMM’den çıkmayacak ve meclis aritmetikleri ile oynanarak hükümetlerin belirlenmesi devri geride kalacaktır.

Cumhuriyetin kuruluşundan beri seçilmişlere bir sınır konulmamasının oluşturduğu olumsuzluklar, on yıllarca siyasal arenada kalan liderlerin yol açtığı toplumsal kamplaşmalar bilinmektedir. Cumhurbaşkanı’nın en fazla 10 yıl iktidarda kalacak olması, muhalefetin iktidara dair umudunu taze tutmasına yol açacağı için, iktidar muhalefet ilişkilerini yumuşatacak, toplumsal tepkileri azaltacaktır.

Cumhurbaşkanının %50+1 ile seçilecek olması ve gerektiğinde iki aşamalı bir seçim öngörüldüğünden, seçilecek Cumhurbaşkanları toplumun daha fazla kesiminin taleplerini dikkate alacak, daha kucaklayıcı bir politika geliştirmek zorunda olacaktır. Toplumu bölen, parçalayan marjinal politikalar daha az karşılık görecektir. Sınırların yeniden çizilmeye çalışıldığı, gittikçe daha da sertleşen ve daha ayrımcı bir dile doğru kayan dünya politikaları düşünüldüğünde, toparlayıcı ve daha geniş toplum kesimlerini kucaklayıcı politikalar, ülkemizin birlik ve beraberliği açısından son derece değerlidir.

Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Millet adına karar veren, ama atanmasında Milletin doğrudan ya da dolaylı etkisinin olmadığı bir sistem tamamen bertaraf edilmektedir. Anayasayı kişisel zaaflarıyla, hak ve özgürlükleri kendi sınırları çerçevesinde yorumlayan ve hatta hükümet düşüren Anayasa Mahkemesinin uygulamaları ve yüksek yargı bürokrasisi Türkiye’nin gelişimi önünde sürekli set olmuştur. Anayasaya aykırı olmasına rağmen Abdullah GÜL’ü Cumhurbaşkanı seçtirmeyen yargı vesayeti, milletin üzerinde kendini sürekli egemen görmüştür. Sadece kendi içerisinden oluşumu ile tarafsızlığın ve bağımsızlığın kendiliğinden oluşacağı varsayımı haklı olarak terk edilmektedir. Yargının belki de ilk kez Milletin temsilcileri tarafından seçileceği için Millet adına tarafsız ve bağımsız karar verebilme ihtimali doğacaktır.

Koalisyonlar, her an değişebilecek Meclis aritmetiği, Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasındaki olası gerginlik gibi nedenlerle, sürekli pozisyonunu koruma duygusu içerisinde inisiyatif almama, aktif olmama refleksi gösteren bürokrasimizin yeni durumda hizmetten kaçınma olasılığı azalacaktır. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile gelecek olan beş yıllık kesintisiz bir iktidar süreci, bürokrasiyi çalıştıracak ve çalışmak zorunda bırakacak en önemli itici güçtür. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle bürokrasi hizmet üretmekten kaçınabilmek için daha az gerekçe üretebilecektir.

Ülkemizde dış vesayet odaklarının esasen iç vesayet odakları üzerinden sisteme müdahale ettikleri, Meclis aritmetiği, Cumhurbaşkanları ile Başbakanlar arasındaki güç mücadelelerine oynadıkları düşünüldüğünde, yürütmenin tek başlı olması ve meclisten çıkmaması bu müdahale kaynaklarını büyük oranda azaltacaktır. Cumhurbaşkanlığı sistemi dış vesayet odaklarının etkisini azaltacaktır.

Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı ancak “vatana ihanet” suçundan yargılanabilmektedir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde ise; Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilmektedir. Cumhurbaşkanlığı sistemi, Cumhurbaşkanı’nın hesap vermesini ve yargılanabilmesini sağlayacaktır.

İç çelişkilerini aşmış, prangalarını ve ayağına vurulmuş zincirlerini kırmış bir Türkiye çok daha hızlı ve istikrarlı bir şekilde yürüyüşünü sürdürebilecek, karşılaştığı iç ve dış tehditlerle daha rahat baş edebilecektir. Bu amaca doğru yol alabilmek için, Parlamenter diye yazılan ama kriz diye okunan sitemden kurtulmak için, sivil bir meclis tarafından yapılan en kapsamlı bu Anayasal değişikliklere, 16 Nisan 2017 Referandumunda tavrımız ne olacaktır?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr