• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Darbecinin Psikolojisi

Bilal AKGÜL

Yabancılaşma, çağın üzerinde durulması gereken önemli sorunlarından biridir.

Kişinin kendisine, çevresine, kültürüne, değerlerine yabancılaşmasının nedenleri üzerinde yapılacak çalışmaların hem bireysel hem de toplumsal dirilişin usulü-metodu konusunda önemli veriler sağlayacaktır.

Yabancılaşma, gidilen yolun meşruiyeti konusunda radikal-uç davranış değişikliklerine neden olabilmekte iken, toplumsal karşılığı olmayan yöntemlere meyl edilmesini de doğurabilmektedir.

Toplumla arasındaki meşru bağ(lantıy)ı kaybeden kişi, içinde bulunduğu ruh halinin yarattığı çelişkilerle olabilecek en aykırı yollara tevessül edebilmekte, davranışlar sergileyebilmektedir.

Yabacılaşmanın boyutu, kişinin kendisiyle ve içinde yaşadığı toplumla olan çatışmasının(kavgasının)  dilini ve eylemselliğinin boyutunu ortaya koymaktadır. İntihar vakalarına bir de bu açıdan bakmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.

Peki, Peygamberlerin toplumlara getirdiği mesajdan dolayı çevreleriyle olan münasebetlerine bu açıdan bakılması doğru mudur?

Bu “mesaj”a karşı olanlar “evet” söylemini dillerine dolasalar da, özde tamamen farklı kulvarların, yolların argümanlarına sahip oldukları görülecektir.

Peygamberlerin mücadelesi merkeze “tevhid”i alıp, “biz” bilincini güçlendirmeyi amaçlarken, yabancılaşan toplumsal değişim taliplileri, tevhid algısını bulanıklaştırmanın yanı sıra, ancak “ben”i güçlendiren “biz” algısına (ki bu da “biz”i bulanıklaştırmadır) yol vermektedirler.

Toplumsal çatışmaya zemin hazırlayan, alternatif bir hayat modeli sun(a)mayan (sahip oldukları yabancılaşmayı bir hayat tarzı olarak sunmaları ayrı bir kronik vakadır ), kaosu tetikleyen bir yaklaşımın ıslahtan bahsetmesi akıl karı değildir.

Darbe, meşru dairede tatmin edilemeyen bazı duyguların, belki de çok daha derin olan bazı yaralardan, tahribatlardan dolayı, en uç tatmin çabasından başka bir şey değildir.

Darbe, iç çatışmalarını, baskı altına alındığını düşündüğü iradesini, kilitlendiği ve doğruluğu konusunda hiç bir şüphesinin olmadığına inandığı “yabancılaşan duygular” ını bir tatmin arayışıdır.

Trans halidir.

Bir tür “kamikaze dalışı”dır.

Bu boyutuyla darbecilik, aynı zamanda psikolojik boyutu ağır basan bir vakadır.

Darbe (arka planı bu yazının sınırlarını aşar) sahip olduğu ideali gerçekleştirmek için başvurmada herhangi bir beis görmediği rutin(!) bir yoldur.

Halka duyduğu içsel nefretin, tepeden bakışın ve onu ikna edememe acizliğinin de eklenmesiyle nerede ise sonuca ulaşmanın yegâne yolu olarak gördüğü bir hareket tarzı.

İdeallerine inandıramadığı kitleleri, cebir yoluyla dize getirme çabasıdır.

Güç kullanma, güç gösterisinde bulunma, sahip olduğu gücü toplumsal dizayn çalışmalarının merkezine koymayı metod olarak görenleri bir de bu açıdan tahlil etmek gerektiği kanaatindeyim.

Yine kanaatim odur ki toplum ile ilgili ideal sahibi olanların hedeflerine ulaşmada ıslahı değil de gücü-güçlenmeyi merkeze koyan her anlayışta potansiyel bir darbecilik güdüsü vardır.

Altını çizerek söyleyelim: Darbe(cilik), hayatın birçok noktasında, kendisine ve toplumuna yabancılaşmanın olduğu bir psikolojik hastalıktır. Salt bir kısa yoldan hedefe ulaşma arzusu değildir.

Toplum açısından darbe, kitlelerin fıtratına bir müdahale, bir fıtratı yozlaştırma çabasıdır. Düşünmeyi, akıl etmeyi, irade sahibi olmayı merkeze koyan fıtrat, darbe anlayışı ile bu özellikleri berhava etmekte, yozlaştırmaktadır. Niyet ne olursa olsun.

Bir “Amaca ulaştıran her araç meşrudur “ anlayışı olan darbecilik, toplumun kâmilleşmesinin önündeki en önemli setlerden biridir. Bundan dolayı her tür darbe teşebbüsüne karşı dik duruş, aynı zamanda fıtri olanı koruma mücadelesinin de bir parçasıdır.

Son olarak, geçen hafta meydana gelen ve hamdolsun milletin basireti ile püskürtülen darbe girişimi, bir bütün olarak yaptığımız eğitim çalışmalarının verimliliği konusunda özeleştiriyi gerekli kılmaktadır.

Bu teşebbüs, toplumun her kesimini kucaklama, her kesimine sahip çıkmanın yanı sıra, fıtratın gür bir şekilde neşvü nema bulmasının önündeki engelleri teşhis etmek için de bir imkâna dönüştürülebilir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr