• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Değerler Eğitimi

Bilal AKGÜL
 Değerler eğitimi son yıllarda ele alınan en önemli tartışma konularından birisidir. Özellikle gençler arasında madde bağımlılığının artması, nerdeyse hayatın her alanına sirayet etmiş şiddet vakaları, ahlaki yozlaşma; konu ile ilgili tedbirlerin alınmasını, soruna özellikle eğitim kurumları üzerinden bir düzenlemeyi zorunlu kılmıştır.

Değerlerin eğitiminin gerekliliği, üzerinde tartışma gereği duymadığımız bir husustur. Toplumsal yapının sağlıklı gelişimi, sosyal dokunun güçlenmesi üzerindeki belirleyiciliği; değerlerin programlı bir şekilde eğitimin her safhasında bulunmasını elzem kılmaktadır.

Üzerinde konuşulması, fikir teatisinde bulunulması gereken husus verilecek eğitimin nasıl olması gerektiği, kriterlerinin ne olması gerektiği, kısacası felsefi arka planının ne kadar güçlü bir temele dayandığıdır. Yoksa değerler eğitimi ile ilgili bazı kavramların, konuların, felsefi arka plan-temel- oluşturmadan verilmesinin, aktarılmasının mevcut yaralara yeterince merhem olmayacağı aşikârdır.

Batıda toplumun ahlaki olarak çökmesinin gerekçeleri, mevcut çöküşün durması için alınan tedbirlerin sonuçsuz kalmasının sebepleri ile ilgili olarak da önemli veriler sağlıyor.

 Önemli veriler sağlıyor; çünkü batı, insanı kutsallarından, değerlerinde uzaklaştırmış,  metafiziği yok sayarak insanı her şeyin ölçüsü olarak kabul edegelmiştir. Bu minvalde batının yeni yüzlerinde de benzer bir boşluğu, benzer yozlaştırıcı, manadan uzaklaştırıcı etkileri görmek mümkündür. Batının, modernizmle insanın aklını; post modernizmle de insanın duygularını aynı çerçevede metafizikten, manadan uzaklaştırdığını görüyoruz.

 İnsanın yaratılışını göz önünde bulundurduğumuzda hakikati arama, tanıma ve kendini ona göre tanımlama insanın belirgin özelliği olarak görülmektedir. Oysa batılı anlayışta bunun tersi bir yaklaşıma şahit oluyoruz. Batı medeniyetinde insan daha çok arkasındaki maddi dünyaya göre düşünülüyor. Yine bu dünyayı anlamada, anlamlandırmada kullanılan yöntem bilim ve bilimin usulüdür. Necmettin Tozlu’nun da vurguladığı üzere bu insanın kaybıdır. Kendine yabancılaşmasıdır.

 Batının insan ve insan bilimleri ile ilgili tanımları bu anlamda dikkat çekici bir durum oluşturuyor. Mevcut duruma dikkat çeken Roger Garaudy’e göre batıdaki ‘insani bilimler’in bize, insanı tanıma dışında çok şey öğrettikleri kanaatini serdeder. O, batının bu özelliğinden hareketle, ’bir yabancılaşma ve kullanma dünyasında, yabancılaşmış insana ‘insan’ denildiğinin altını çizer.

 Bunlardan hareketle şunu söyleyebiliriz ki yapılanması, kuruluşu, metafizik boyutu dışlayan, tüm manevi donanımı ve onun kaynağını inkâr eden; mananın çıkarılıp atıldığı bir toplumda, medeniyette ahlakilik üretilemez. Değerler eğitimi adı altında teorik düzeyde verilen, uygulama gerçekçiliğinden uzak bir eğitimden herhangi bir sonuç alınamaz.

 Nitekim batılı düşünür J. Davison Hunter’in de vurguladığı üzere asıl mesele, insanların neden ahlaklı olmaları, temel değerleri davranışlarında göstermeleri gerektiğindeki anlam boşluğunda aranmalıdır.

            Daha önce yazdığımız ‘Eğitim Üzerine Değerlendirmeler’ başlıklı yazımız, batıda değerler eğitimine küçük yaşlardan itibaren verilen önem üzerine idi. Özetle, okul öncesi ve ilkokul dönemlerinde ‘bilgi’ üzerine değil , ‘değerleri’ merkeze alan etkinlik temelli bir müfredatın uygulandığını (Amerika örneği ile ) anlatmaya çalışmıştık.

Temelde özen gösterilmesine, uygulama ile iç içe verilmesine rağmen batıdaki ahlaki bozulmayı, yabancılaşmayı, bunalımları, bu medeniyetin insanı tanımlamadaki bilimsel(!) yaklaşımın dışında nerede aramak gerekir?

Verilen eğitim teknik özellikler açısından ne kadar mükemmel olursa olsun  manayı, fıtratı, toplumun dünya görüşünü dışlayan bir eğitimden, erdemli, değerleri içselleştirmiş bir nesil beklemek doğru değildir. Bundan dolayı batılı sistemi referans kılmış bir anlayışın ahlaklı bireyler yetiştirmede eksik kalacağı ortadadır.

Garaudy’e göre felsefe; uyuyanları uyandırmak için verilen savaştır. Temel meselemiz derin uykuda olanları uyandırmak ‘kalıcı’ olanla irtibat kurmak , ‘kalıcı olanı’ eğitimde merkeze almaksa bu da ancak yıkımda payı olan batı medeniyetinin yerine, bu yıkımda payı olmayan İslam medeniyeti ile gerçekleştirilebilir.

 Eğer şahsiyetli insan yetiştirmek temel gayemizi oluşturuyorsa medeniyetimizi bilen, varlığını orada bulmuş, batının (çağdaşlığın) ayartmalarına, maddenin yabancılaştırıcı boyutlarına karşı koyacak insan yetiştirmekle mümkündür.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr