• BIST 93.043
  • Altın 193,699
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 23 °C

Değirmen ve Fil

Abdullah YEKTA

Efendim değirmen ve fil deyince kimileri, filin destursuz bir şekilde değirmene girdiğini düşünebilir. Hayır, efendim, bu fil Hindistan’da aç kalıp da değirmene giren bir fil değil. Timur’un fili. Değirmen de asiyabı dehrdir. Her şeyi tamamlanmış, nasıl çalışılacak diye üzerine düşünmeye gerek olmayan bir değirmendir. Her çağda böyle değirmen olur. Allah bizi affetsin, bu oruç gününde size kadir gecesinden de bahsedebilirdim fakat baktım ki güney mollaları (siz zamanın mollaları da diyebilirsiniz.) kadir gecesiyle ilgili hiçbir şey bırakmamışlar, her şeyi söylemişler. Onların sözü üzerine söz söylemek abes olur.

Vakti zamanında Anadolu’nun bir şehrinde modern bir değirmen inşa etmişler. Temeli ve binası inşa edilip gerekli olan bütün malzemeler tedarik edildikten sonra sıra değirmenin çalıştırılmasına gelir. Değirmene yatırım yapanlar, “Şu usta iyidir, getirelim, o değirmeni çalıştırsın.”  Başka bir grup “Hayır efendim bu değirmene o kadar emek verdik, dünya kadar para harcadık iyi bir usta getirelim, bu iş, iyi bir kar getirsin.” diye kendi aralarında tartışırlarken başka bir grup “Hayır efendim bu kadar önemli olan bu işi bir de Hocaya soralım” derler.

Toplanırlar hocanın yanına giderler ve Hocaya durumu arz ederler. Hoca gelenleri dinledikten sonra başındaki kovuğu çıkarır tekrar takar, sakallarını bir iki kere karıştırdıktan sonra gelenlere döner ve şöyle der: “ Efendiler, siz modern bir değirmen kurmuşsunuz. Bu değirmeni har (eşek) bile döndürür. Hiç endişe etmenize gerek yoktur.” der. Hocanın bu fetvası, değirmene yatırım yapan bütün vatandaşları sevindirir.

O günden sonra yeni bir değirmen kuranlar, koltuklarına yaslanarak  “Efendim, asiyabı dehri har bile döndürür. (Kurulmuş, düzene sokulmuş olan değirmeni eşek bile çalıştırır.) Kimsenin endişe etmesine gerek yok.” derlermiş.

****

Yine Anadolu’yu baştanbaşa işgal eden Timur, her köye bir fil ve birkaç tane öküz salmış ve köylüleri bu fil ve öküzleri beslemekle sorumlu tutmuş. Fil kocaman bir hayvandır, onu duyurmak zor olur. Köylünün samanlıklarında saman kalmaz,  köylünün kendi davarları aç kalır.

Köylü kendi aralarında oturup konuşurlar. Bu meseleye bir çözüm bulmaya çalışırlar ve sonunda şuna karar verirler: Efendim, toplanalım hep beraber Timur’un yanına varalım, bu durumu ona arz edelim, belki bize acır ve bu fil ve öküzleri buradan götürür, derler.  Köylü, kendi aralarında temsilen bir heyet seçer. Heyetin başında Timur’un huzuruna çıkmak üzere Nasrettin Hocayı rica minnetle ikna ederler. Heyet, Hoca başında olduğu halde Timur’un yanına gider. Heyet, Timur’un huzuruna gireceği sırada, köylünün her biri bir tarafa sıvışıp kaybolur. Kendinden emin bir şekilde Timur’un huzuruna giren Hoca sağına bakar soluna bakar, kimse yok, yanında gelen köylüler korkudan kaçmışlar. Timur, Hocayı buyur eder ve ne istediğini sorar.

Hoca başına gelenleri biraz düşündükten sonra Timur’a “Efendim, siz, bizim köyümüze bir fil ve birkaç öküz göndermişsiniz.  Bu fil ve öküzler tek başlarına sabırları gelmiyor, yanlarına bir fil ve birkaç öküz daha verseniz olmaz mı?” diye istekte bulunur.

Hocanın bu isteği karşısında sevinçten gözleri yaşaran Timur, memnuniyetle köye birkaç öküz ve bir fil daha gönderir. Köylü, Hocayı yalnız bırakmanın cezasını bir fil ve birkaç öküz daha beslemekle çekerler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr