• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Demokrasi Dediğin

Bilal AKGÜL

 

Batı’nın  Türkiye ile ilişkilerinde en çok vurguladığı temalardan biri demokrasidir.Özellikle Avrupa Birliği uyum sürecinde nerede ise her alanda  eksik  görülen demokratik uygulamalar, ülkeyi köşeye sıkıştırmanın bir aracı olarak kullanılagelmiştir. Yine Batı , geri kalmanın kriterlerinden biri olarak ülke yönetiminin demokratik uygulamalardan uzak olmasını gösterir.       

 

Yakın zamanda ülkemizde meydana gelen Gezi Parkı olaylarının Batı nezdinde değerlendirme kriteri   demokrasiye uygunluk olarak gösterilmiştir.Bu eylemler  için  Amerika’nın  15 günde yaptığı 17 açıklamanın  işlendiği  ana tema  demokrasi ye uygunluk vurgusu idi.  Gösterileri  demokratik  bir eylem  olarak  gören  ve  mevcut  hükümetin eylemcilere karşı  tavrının demokratik olmadığını  ifade eden batılı  ülkeler ,ülkemizdeki demokratik kültürün zayıflığının altını çizdiler.

İslam Dünyası’nda işgal edilen ülkelerin işgal edilme gerekçesi olarak da ‘demokrasi  getirme ‘ anlayışının temel gerekçe olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. İşin ilginç yanı işgal etmeyi düşündüğü her ülkenin başında bir diktatörün ,hem de batıya biat eden bir diktatörün olması  dikkate değerdir . Saddam, Mübarek, Zeynel  Abidin  bin  Ali ve diğer türevleri  gibi...

 

Irak’ı işgal etmeden önce kullanılan en önemli gerekçe Irak’ın  demokrasiden yoksun olması idi. Saddam’ın Irak halkına reva gördüğü zulme şahit olan herkes yapılan zahiri kıyası çok da mantık dışı görmemiş , kerhen de olsa bir çok insan demokrasinin  Irak’a  gelmesi  ve Saddam’ın gitmesi adına yapılan işgale destek vermiştir. Değerler eksenli  bir siyasal yönetimi savunan  ve batı ile aralarında problem olan bir kısım devletin bile yapılan işgale dolaylı da olsa destek vermesi  kavramın (ya da ali menfaatlerin) cazibesini gösteriyor.

 

Ülkemizin okumuş yazmışlarının da model ülke olarak batıyı, batının kültürünü, batı medeniyetini gösterdiği  bilinen bir gerçektir. Neredeyse her ülke evladının kurduğu düşlerden biri, bir gün Batı denilen  coğrafyaya  yerleşmektir (en azından yakın zamana kadar). Entellektüellerimiz , batının şehirlerinden , özgürlüklerinden, insana  verdiği değerden bahsetmeyedursun onları susturabilene aşkolsun.E  tabi yıllarca batının süslü kavramları ile yatıp kalkmamızda aydınlarımızın katkısı inkar edilemez.

 

Neden illa  Batı demek ise cesaret  ister.Kendi kültürümüz, kendi değerlerimiz demek hakeza... Böyle bir cürette bulunmanız yaftalanmaya ,dışlanmaya , çatal kaşık yemeye hazırlıklı olmanızı gerektirir.

 

Gücün kaynağı olarak maddi olanın en gösterişlisini sunmada mahir olan Batı’nın kendi dünya görüşünü  hiç  zorlanmadan  anlatabilmesi , kitleleri cezbedebilmesi   ise kaydadeğer bir diğer noktadır.Özellikle hayat felsefesi bakımından...

Yakın zamanda Mısır’da gerçekleşen askeri darbe ve akabinde yapılan katliamlara Batı’nın kendi kavramlarına ihanet etmesi kimilerine trajikomik gelmiştir. Süreç içerisinde  Batının  tüm kutsallarını , cilalı kavramlarını ,hayat felsefesini bir anda unutması , bize ihraç etmek için yoğun gayret gösterdiği  insan hak ve özgürlüklerini anlatmada bahis Mısır olunca nutkunun tutulması , yıllarca ortadan kalkması için mücadele ettiği(!) diktatörlüğü savunur pozisyona düşmesi , aydınlarımızı hayal kırıklığına uğratmış mıdır bilinmez.

 

Yapılan darbeye açık çek vermesinin yarattığı hava  boşluğundan kurtulamamışken el Adeviyye Meydanında 200’den fazla insanın katledilmesi  ve 5000 civarında kişinin yaralanmasına  tepki olarak tarafları karşılıklı olarak şiddete son vermeye çağırması  yeri  geldiğinde demokrasi görünümlü helvayı  yemedeki iştahlılığını  gösteriyor.

 

Ali menfaatler her değeri bastırır derseniz  ,batının Mısır meselesine bakışı için yerinde bir değerlendirme olsa bile temel insani değerler açısından bu yaklaşımın tutarlı bir yaklaşım olmadığı apaçıktır.

 

Söylediği ile yaptığının tutarlı olması tüm toplumların önem verdiği ortak bir değerdir  ,tersi duruma ise tepki ile yaklaşıldığı evrensel bir kaidedir(istisnalar kaideyi bozmaz). Dün halkın taleplerininin dikkate alınmasını medeniyetlerinin vazgeçilmez değeri olarak görenlerin bu gün bu kriterlerle çelişkili beyanları , tavırları ,çürümenin boyutunu ve medeniyet algısının tam olarak neye tekabül ettiği ile ilgili önemli  veriler sunuyor.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr